1. 1.
    bunlar ilk okul, orta okul, lise ve üniversite gibi kutsal mekanlarda geçen diyaloglardır.

    mesela üniversite sıralarında geçenlere bir örnek:

    o gün herkez 2 hafta önce gelmiş geçmiş olan malzeme muayinesi vizesinin sonuçlarını beklemekteydi. bendenizde bir ders önce hocadan haftaya dersine giremeyeceğimi belirtmiş ve bu yönde izin isteme girişiminde bulunmuştum.

    b: ben
    h: hoca
    ö: salağın teki

    h: iyi günler çocuklar.
    ö: hocam sınavlar belli oldu mu? sınıf durumu nasıl? ben kaç aldım?

    h: dersten sonra panoya asıcam bakarsınız oradan.
    ö: hocam söyleyin ya.
    b: doğru dersten sonra bakarız. belki iyi not beklemeyen arkadaşlarımız var aramızda.

    ö: hocam hadi ya bari bir tek benimkini söyleyin. yada ben tahmin ediyim 87 mi?
    h: (lan deyyuz senlemi uğraşcam:içinden) evladım... 30 aldın tamam mı?

    ö: ama hocam olamaz. nasıl yani? daha yüksek bekliyordum.
    b: (puhahaha)
    h: öyle 30.( kıhkıhkıh:içinden)
    ö: olamaz hocam kağıdımı görmek istiyorum.

    h: tamam (lan) 30 dan yüksek aldın. tamam mı?
    b: (bkz: yırtık dondan fırlamak) o zaman 31 aldın.(muahaha)
    ö: ama ben 31 den de yüksek bekliyordum.

    h: ?!?!? (ne oluyor lan)
    b: (salak işte 30 ne 31 ne ne bilsin)

    h: alperenenen sen kalk bakıyım ayağa.
    b: (az önce laf sokmuş olmamın verdiği sinsi yüz ifadesiyle) buyrun hocam.

    h: sen haftaya benim dersime gelmemek için izin istiyordun di mi?
    b: (o yüz ifadesinden eser kalmadan) evet hocam.!

    h: (sağ eliyle yusuf yusuf hareketi çekerek) sıkıyorsa gelme..! haftaya sen buradasın.
    b: ama hocam (daha bunun finali var. bu okul bitmez düşüncesiyle) tamam hocam haftaya buradayım.

    fakat tenefüste

    b: tüh aq gene 30 aldık.
    h: kaç aldın alperenenen.! sen gel bakıyım söyle.

    b: (tırsarak) 30 aldım hocam. buyrun hocam.
    h: sen haftaya ister gel ister gelme.
    b: ?!?!?!?

    h: yani benden sana tam izin gelme yoklama almam olur biter.
    b: saolun hocam.(yine o sinsi yüz ifadesi)

    h: olm ama söylediğin sözlere dikkat et. sınıfta kızlar var. böyle şeyler kızlar yokken tamam mı?
    b: tamam hocam.
    3 ... alperenenen
  2. 2.
    sımsıcak bir ortamda insanın kudurmasıdır.(her ne kadar kaloriferler yanmasada sınıfta botlarla montlarla otursakta)

    gene üniversite sıralarından bi diyalog:

    jölenin revaçta olduğu dönemler. her genç o sıralar abidik pubidik saçlarla okula gelmekte.

    u: uğur denen fırlama
    g: ben gözlemci
    h: üsttekiyle aynı hoca
    k: saçları kirpi olan deyyuzun biri

    h: iyi günler gençler.
    h: (sınıfa dikkatlice baktığı bir sırada) !?!?! hı ne oluyor(lan) olm o saçlar ne öyle.
    g: (hakkatten ne lan o öyle)
    u: puhahaha

    k: hiç hocam saç işte jöleyi sürünce böyle oldu.
    h: gel bakıyım (lan) söyle. gel gel tahtaya gel.

    k: ?!?!? (ne oluyoruz acaba)
    h: sil bakıyım su tahtayı. vay anam vay. nasıl diktin bunları? neden diktin?
    u: (yine yırtık don olayı) bir orası kalkıyor zaten bırakında kaldırsın hocam.
    h: ?!?!
    g: ?!?!(puahhaha)(tabi sen nerden gördün kalkmadığını olm diyerek bozmamak lazım)
    k: ?!?!
    h: uğur kalk bakıyım ayağa. olm kız arkadaşların var ayıp değil mi? hıı?
    1 ... alperenenen
  3. 3.
    Lise hazırlık sınıfında öğretmen aitlik konusunu anlatıyo

    öğretmen: Anna's eye... tekrarlayın
    biz: Anna's ... ?!* ne demek hocam bu yaa
    Ö: (sinirli bi şekilde) Anna'nın gözüü oğlum annanın gözüüü !
    b: zuhahahahahahahahaha
    1 ... jymz
  4. 4.
    üniversite hazırlık sınıfında bir arkadaşla geçen diyalog aynen şöyle:

    ders biter ve kadın ingilizce hocamız sınıftan çıkar ama derste konuştuğumuz için bize çok sinirli olduğundan yüzümüze bile bakmamıştır o ders. ayrıca sevdiğimiz bir hocamızdı bu. olay şöyle gelişir:

    (ben) b:olum bu hoca bize iyice zıt gitmeye başladı ne yapıcaz?
    (arkadaş) a:bana ne abi s*kerim onun tavrını. ben aldığım nota bakarım. (bizim notlar epey yüksekti)

    bu arada hocanın masada unuttuğu kağıtları almak için geri dönmüş olduğunu gören ama görmemiş gibi yapan ben, en azından kendimi kurtarmak için "öyle deme laan" dedim. ve kaş göz yaparak hocanın varlığından haberdar ettim. neyse. hoca yine gitti.

    b: olum ben de aldığım nota bakarım tabi alla alla.. ama resmen sövdün lan duydu resmen. dibimizdeydi (gerçekten arada taş çatlasa 2 metre vardı) darılcak kesin.
    a :bana ne bee duyarsa duysun. öleyim mi a*ına koyim.

    ve ben hocanın tekrar masadan unuttuğu bir şeyi almak için geldiğini farkettim. işte o an tarif edilemez duygular yaşadım. "nooluyo olm burda böyle" dedim içimden. anahtar mıydı bu sefer, dosya mıydı bilmiyorum. yani bizi yine duymuştu. hoca gittikten sonra arkasından kontrol ettik geri gelecek mi acaba diye. bir daha gelmedi ama bu takoz ve duygusuz arkadaşım yüzünden ben de gözünden düştüm hocanın. * *
    ... lesterpolfus
  5. 5.
    hoca sınıfa girer.
    h-arkadaşlar, başınızda çoban olmasa düzgün davranamıyorsunuz yahu hep bir çobana ihtiyacınız var.
    hoca her derse girdiğinde aynı cümleyi birden fazla kez tekrarlar ve artık öğrenciler aralarında hocaya çoban demeye başlar.
    h-aa ! ders edebiyat mıydı ? demek karagöz işliyorsunuz ... (tahtada karagöz oyununda yer alanların isimleri yazıyordur.)
    ö-evet hocam konu karagöz.
    h-dur bakayım bir. hımm... laz kayıkçı, acem zengin tüccar, bolulu aşçı...
    ö-hocammm ! bir de pendikli çoban var onu unutmuşlarr ! * *
    bütün sınıf- hehehehe...
    1 ... death fish