1. 1.
    merhaba canım, gel biraz rap hakkında konuşalım.

    şimdi, öncelikle rap kelimesinin etimolojisine baktığımızda, görüyoruz ki, rap, ritmik şiir , rhytm and poem , bağlamında can buluyor. yalnız göz ardı da etmemek lazım; rap aynı zamanda gevezelik, çene çalma, söyleşme veya eğlence anlamı da taşımaktadır.

    gelgelelim bu müziğin kültürüne. genel bir bilgi olarak biliniyor ki (sapan bir bilgi), hip-hop'un bir dalı olan rap, afroamerika kültüründe ortaya çıkmıştır. düşünsene, kıytırık kenar mahallelere, hatta gettolara dayanıyor bu kültür. kültür diyorum, çünkü o dönemde, küfür içerikli müziği yüzünden, ilklerden sayılan bir rapçı mahkeme önünde 'siz bunu aşağılayıcı söylemler olarak algılıyorsunuz, ama bu bizim kültürümüz' savunmasıyla rap müziğin yeniden legalleşmesini sağlamıştır. aslında jazz'ın de revaçta olduğu bir dönemle yakın tarihte piyasada ses getirmesi hasebiyle jazz ritimleriyle bağlantılı buluyorum, ama bu düşüncem çürütülebilir elbette (bu konuyu tartışmak isteyene kendi savunmalarımla saldırabilirim yine de). neyse, konuya dönecek olursak, rap dünyasının ne yazık ki içi boş konularla bezenmiş olması müziğin kalitesini düşürüyor. uyuşturucu, suç, kadın, para, depresif hayat hikayeleri gibi konuların ele alınması bu durumu daha da sefilleştiriyor. bu açıdan haklısın. ama sana bir dur derim ştayn (ne taşı bu?). çünkü, yıllardır dinlediğim emeklerin altındaki yetenekleri duyabiliyorum. dinlemeyi bilmek gerek bence. düşünsene, elinde bir bas gitar yok, önünde bir piyano, bateri veya keman yok, sen varsın, ve bir de aklından geçen sözlerin. sözlerle hem müzik ritmi tutturacaksın, hem belli bir bağlam içinde olacak, hem de punchline ile zenginleştireceksin. duyuyor musun gerçekten bunları? rap dinlemeyi öğrenmek sabır ve emek ister. bir de tabii zevk meselesi. eminem ilk yıllarda ne kadar saçmayalabilirim diye sınırlarını zorlamış gibi, zaten tüm diğer sanatçılar dalga geçmiş kendisiyle, ama kıyıda köşede inanılmaz yazıları vardır. 2005'ten sonra revaçta olan nabza göre şerbet usûlüyle yaptığı kıytırık çalışmalarından bahsetmiyorum.

    o bahsettiğin diğer isimleri daha çok t-rap dünyasına şutlayabiliriz. emeğin hissedilmediği, seslerin de, altyapı müziklerinin de yapay ve işlenmiş olması hasebiyle, aynı firmadan çıkışlı ucuz ürünler olduğunu söyleyebilirim.

    ayrıca düz konuşma ile müzik arasında bir anlatım tarzı olan resitatif anlatım, amerika'da kliselerde (yine kültüre ulaşıyoruz görüldüğü üzere) dahi görülüyordu. ve 1920 tarihinde blues kayıtlarında da görmek mümkündür. 1960 tarihinde bazı bölgelerde (jamaika gibi) insan hakları hareketlerinin çoğalmasıyla birlikte bu tarz ritimlerde politik mesajları yayma amacı güden bir alana da büründü, (bkz: tupac); en tipik örnek.

    dolayısıyla, bu kültürü lütfen günümüz piyasa kalitesizliğiyle ölçmeyelim. yoruldum yazmaktan.

    edit: imla falan
    1 ... gnoriseauton
  2. 2.
    ulan o kadar yazdım, ilk entry'yi sildi stein. Oku bari, o kadar emek verdim...
    1 ... gnoriseauton