1. .
    çocukluğu(mu)n en çok sevilen cümlesidir.

    evin en küçüğü olarak; hayatımın en engebeli, en dikenli, en uzun, en soğuk, en sıkıcı, en çekilmez yolunu koşarak gitmemi sağlardı...

    ve çoğu zaman sürpriz olurdu bu cümle...

    + gk gel bakiim buraya..
    - ya abi yaaaa top oynuoomm...
    + gel lan buraya it, git bana bi paket sigara al..
    - ya offf...
    + paranın üstü senin olsun, çabuk gel...

    ve bu cümleyle start verilmiş arap atı gibi koşmaya başlardım... para ulan para... demir para... beni kazıklayamayacakları bi para hemen bi flashback yapalım 4-5 yaşlarıma;
    + gk oğlum al şu parayı ekmek al...
    - anne yaa kaat para verme bana, kazıklarlar sonra beni...

    kola, tombi, leblebi tozu alayını alabilirim... yolda gözümün önüne geliyor leblebi tozundan öksürdüğüm sahneler, allah ım bayılmak üzereyim zevkten... mutluyum lan o an... en saf halimle...

    gerçi en küçük olanlar bilir, kaç yaşına gelirse gelsin hala markete en küçükler gider... hala abim de markete gönderir;
    - gk limon bitmiş lan hadi bi koşu alıver..
    + olm sen ızdırap mısın bana, karın nasıl katlanıyo lan sana.. lan şimdi dışardan gelmedim mi, niye arayıp söylemedin? *
    - tamam hadi, al şunu paranın üstü de senin olsun...
    + tamam lan gidiyorum...

    amk programlanmışım ya paranın üstü senin olsun lafına, duyunca bütün yelkenler suya iniyor! ulan adam cebindeki bozuklukları uzatıyo zaten, o paranın tamamı para üstü olsa bile bi skime yaramıyo ama bilinçaltına yerleşmiş bi kere, duyunca sıyırıyosun balataları... yine de güzel be; hayat parayı vermeden paranın üstünü alsa da...
    ... gazoz_kapagi