1. 1.
    özelleştirmeye evet demek bazı gerçeklerin farkında olmaktır kuzum.
    insan politik olup, zihni bir başkasının eline geçirilmeden de özelleştirme yandaşı olabilir. bunda bir noksanlık yada gariplik de yoktur. misal ben. çok akıllı adamımdır.

    hiç densizlik yapıp da devletin varoluş amaçlarına girmeyeyim. konuya girmek için de cümle kasamayacağım cuppadanak dalıyorum. cuppadanak dalmak.

    ilk etapta iktisadi sistemler üzerinde durmak lazım. şimdi yavrularım; dünya üzerinde kabul görmüş iktisadi sistemler sosyalist ve kapitalist ekonomik sistemlerdir.
    yamulmuyorum değil mi?

    şu an dünya üzerinde egemen olan ekonmik sistem kapitalist yapıdır. dünyadaki iktisadi dağılım, işbölümü vs. vs. vs. bu sistemin gereklerine göre yapılır. bu düzen içerisinde petrol ortadoğudan elde edilir örneğin. büyük şirketlerin merkezleri avrupa-amerikadadır. ancak fabrikalar, asya'da yer alır. bu bir düzendir, işbölümüdür. bu işbölümünü ise kapitalizmin öncü devletleri meydana getirmiştir.

    bu iktisadi işbölümünün yanısıra; kapitalist sistemin yürüyebilmesi adına ; fiyatlarında belirlenebilmesi için, "tam rekabet piyasası"nın oluşturulması gerekir. işte devletin mal/hizmet vs. vs. vs. üretmesi tam rekabet piyasasının oluşmasının önünde büyük bir engel oluşturur.

    çünkü; devlet mal/hizmet üretirken kar amacı gütmez. kar amacı gütmeyen ve herşeyi en ucuz olarak üreten devletin karşısında; tam rekabet piyasası gelişemez. çünkü fiyat belirlenemez. bunun da dışında özel şirketler, girişimciler devletle mücadele edemeyeceği için sistem kapitalist düzenden uzaaşmaya başlar. sosyalist düzene yaklaşır.

    şimdi diyeceksiniz ki ne güzel... biliyorum ben sizi. sosyalist olalım.
    evet, belki olsa hoş olabilir ancak dünya üzerinde petrole sahip olmadan kapitalist düzenin dışına çıkmak -ve onun yaratmış olduğu işbölümünün- devletin iktisadi anlamda yok olmasıdır. dışarıdan yatırım alınamayacağı gibi kapitaizmin baş aktörleri de karşınıza dikilir.

    bu kadar teorik bilgiden sonra;
    dedikodu baabında pratik bigi verirsek;
    devlet dediğin esnaf değildir ki be kardeşim. kimsenin sahiplenmediği, herkesin baştan sağma bir şekilde içerisinde çalıştığı örgütlenmedir.
    evet maalesef. işte sırf bu yüzden "devletin malı deniz yemeyen domuzdur". devlet kurumları başlarındaki yöneticilerin yetersizliği yüzünden sürekli olarak devletin, yani daha net bir anlatımla halkın sırtına yük bindirirler. kim bunu inkar edebilir?
    peki neden bunlar yetersiz yöneticiler ki diyenler vardır. olmaz mı?
    çünkü gençler, her iktidar devlet kurumlarına daha önceden kendisine destek çıkan kimseleri yerleştirir. bunun önlenmesi imkansızdır. kimse başaramaz. hiçkimse ben iktidarda olsam amcamın oğlunu, halamın kızını, kankamı ortada bırakırım diyemez. bu işler böyledir.

    neyse.
    bu şekilde yetersiz yöneticilerin elindeki kurumlar sürekli olarak zarar etmeye başlarlar.
    örneğin çaykur. bakın bakalım tarihindeki ilk karını ne zaman yapmış?
    zarar etme olayını bir kenara bırakırsak, bu kurumlar teknoloji olarak da geri kalmaya mahkumdurlar. örneğin telekom. mesut yılmaz döneminde daha değerli olan telekom şuan daha değersiz olduğu gibi, sırf teknolojisi geri kalmasın diye özelleştirilse yeriydi, ancak kiralandı.

    popüler sloganlarada el atalım. tam olsun.

    tekel satılmasın!
    neden satılmasın ki. devlet içki, sigara mı üretecek? devletin işi gücü yok mu? yıllarca devletin özel sektörde tütün mamülü üretimine taviz vermemesi, verdikten sonra yaşanan değişim. yahu her yıl tonlarca tütünün tekel depolarından alınıp yakıldığını hep beraber okumadık mı gazetelerde? tütün ekimi karneye bağlı devlet bunları almak zorunda. alıyor. sonra? değerlendiremeyip yakıyor. yazık değil mi bunun için yapılan masraf ve harcamalara.
    neyse.

    devlet bankaları satılmasın!
    niye satılmasın? devlet bankaları şu güne kadar usulsüz kredi kullandırmaktan başka ne işe yaradı? var mı bunun cevabı? her iktidar kendi yandaşlarına kredi sağlamak için bu bankaları kullanmadı mı? neyse. şimdi diyecekler ki o zaman yabancılara satılmasın. yahu bunun önüne geçmenin bir yolu var mı? sen yasaklarsın dolaylı yoldan alır. yine hiçbrşey değişmez.

    telekom satılmasın!
    neden? telekom satılsa nolur satılmasa nolur? üç yıllık karına satmışlarmış. güzeller bakın şimdi bu telekom denen hede teknolojik bir kurum. bu kurumun maalesef kendini sürekli olarak geliştirmesi gerekli. ne kadar komik değil mi? peki bu geliştirme ne anlama geliyor? kasılmayın cevap bende. para. devletin sırtına yük. sizin o üç yıllık kar dediğiniz şey telekomun kendini teknolojik olarak geliştirmek için harcayacağı paradan başka birşey değil. maalesef. üstelik telekom satılmadı. sizi kandırıyorar. 49 yıllığına kiralandı.
    şimdi bazıları diyecek ki; telefonlarımızı dinlerler... ulan telefon dinlemek için illa ki telekomu satın almak mı gerekir? bak yunanistana. vodafone aracılığıyla dinlemedier mi?
    neyse.

    "ben birşey demiyorum" diyecektim ki vazgeçtim;
    özelleştirmeye evet. bunu demeliyim.

    emen ardından bu güzide entrymi izmir bucadaki halama armağan ediyorum. valideyle anlaşamasalarda iyi insandır. içindeki çocuğu öldürmek zorunda olan garibanlar ile; sevipte kavuşamayanları unutmuyorum. ayrıca tüm tutuklu ve hükümlü yakınları sizi de unutmadım. zaten bir yazımdada aihm'e başvuru prosedürünü bir anlatam diyorum.
    3 -3 ... onr
  2. 2.
    var olanı değerlendirememkse * ne yazık ki bu devletin acizliğini gösterir, kapitalizm ya da özelleştirmenin mükemmeliyetliğini değil.

    özelleştirme gereklidir ve zaten bir çok alanda kullanılmaktadır. burda sorulması gereken soru hangi kurumun niçin özelleştirildiğidir. sadece kar etmiyor iyi yönetilmiyor diye ülkenin stratejik kuruluşları özelleştirilemez ki; yakın bir zaman önce kapitalizmin anavatanı amerika'da bile kamu kuruluşlarının özelleştirilmesine karşı çıkılmıştır.
    1 ... possessed
  3. 3.
    kitleri yok pahasına yutup devletin tekeline sahip olan kalantorun işten atacağı ilk işçinin eline tutuşturduğu pankartta yazan şey.
    ... david addison
  4. 4.
    özellestirmenin anlamını kavramıs insandır. özelleştirmek ülkeyi satmak degildir. sadece hizmete devletin bulaşmaması icin özel şahışlara o işi devretmektir. ayrıca ülkeyi satıyorlar dedikleri de ülkedeki bazı seylerden haberleri yok. lakin bu ülke de hic bir sey satılamaz devletin oraya el koyma hakkı herzaman vardır. bir de iki yüzlü olurlar özellestirmeye hayır diyenler, avrupadaki vatandaslarımızın taşınmaz mallarını, evlerini, dükkanlarını falan unuturlar. tek taraflıdırlar yani.
    2 -2 ... damdaki deli
  5. 5.
    işçinin alın terini hiçe saymaktır... zarardır ziyandır özelleştirme.

    tam bağımsızlığın olmadığı ve tüm çabalara rağmen gelişemeyen ülkelerde yaşanılması kaçınılmazdır.
    işin özü; özelleştirme değildir, sistemin yanlış işleyişidir.

    3- 5 kuruşa emek sömürmektir özelleştirme. ülke gelişimini göz ardı etmektir.
    salt yabancı kurumlara satmak değildir yanlış olan. devlet bünyesinde türke satılan da bi çok kurum vardır, bakıldığında kar marjı yüksek kurumlardır hepsi de. örnekse; kardemir... tansu çiller ablamız , karabük halkını kandırmıştır ve işçiye %49 luk kısmını tazminatları karşılığında vermiştir. sonuç mu; % 49 luk kısımı işçinin elinden 2-3 kişi, kardemir hisselerinin borsada taban yapmasıyla, toplamıştır. şimdi kara geçmiştir fabrika ancak bu o 2-3 kişiye yaramaktadır. işçiler ise eldeki bulgurdan olmuş, yıllarca belki bir ev parası çıkar diye bekledikleri tazminatlarının üzerine bir bardak su içmiştir.

    özelleştirmeyi büyük ekonomist arkadaşlar devlet sistematiği üzerinden yorumlayıp evet derken, es geçtikleri insanımızın alın terinin sömürüldüğüdür... ve en büyük güç alın teridir.
    3 ... kesekagidi
  6. 6.
    özelleştirmelerin cicili-bicili, refah getireceğini iddia eden sloganlarına kanmış kişinin bir sloganıdır. diğer yandan ise özelleştirmelerin istihdam getirdiğine, refahı arttığına ve hatta hizmet kalitesini arttırarak daha kaliteli ürünlere ulaşıldığını iddia eden ve neo-liberal ekolün temsilcisi olan kişidir aynı zamanda.

    bir örnek vermekte fayda var. okullarda, iktisat fakültelerinde okutulan özelleştirme modellerinden biri de ingiliz telekomu'nun özelleştirilmesidir. bu örnekte ingiliz telekomunun artan kar değerleri ve hizmetindeki kalitenin nasıl arttığı söylenmektedir. ancak aynı biçimde bu özelleştirme sonrası ne kadar istihdam yarattıldığına ya da özelleştirme sonrası kaç kişinin işsiz kaldığına, sendikal hak ve özgürlüklerin nasıl gerilediğine ve dahası zaten daha önce ödenmiş vergilerin işsizlik fonlarıyla nasıl sermayeye geri döndürüldüğüne hiç değinilmemektedir. değinilemez, zira bu özelleştirmenin cicili-bicili sloganlarına aykırıdır.

    bir diğer örnek olarak ise sek'i almakta fayda var. sek özelleştirildikten hemen sonra 21 fabrikasının 17'si kapatılmış bir kurumdur. üstelik bakıldığında bu fabrikaların çoğuda aslında istihdam yaratması gereken daha çok ülkenin yoksul bölgelerinde bulunmaktaydı. ne ilginçtir özelleştirme refah yerine, olan istihdamı da yok etmiştir. elde edilen rantla başka sektörlere, başka bölgere yatırım yapılmıştır.

    işin aslı özelleştirme yurttaşların vergileriyle kurulan yerlerin satılmasıdır. halkın yarattığı değerlerin sermayeye verilmesi ve hatta talan ettirilmesidir. bir başkasının malını diğerine bedelsiz bir biçimde verilmesidir. özelleştirme: işsizliğin, serbest piyasa diktatörlüğünün en acımasız halidir.
    1 ... kisil
  7. 7.
    (bkz: satılmak)
    ... yendik mi lan
  8. 8.
    "Babalar gibi satarım" diyen adamın yanında olmaktır. Sanki kendisi kazandıda.
    ... ulu hakanin torunlari