bugün

özdemir ince'nin atilla yayla'nın açtığı tartışma hakkındaki fikirlerinin eleştirildiği *, 26 kasım 2006 tarihli engin ardıç yazısı.


Özdemir ince yalan söylüyor

Özdemir ince hatırlatınca uyandım, son günlerde ortalığı kasıp kavuran 'tartışmalı adam' Profesör Atilla Yayla, meğerse Zaman Gazetesi'nde yazılar da yazarmış. O gazeteyi okumadığım için farkında değildim.

O panelde dile getirdiği o fırtınalar koparan düşüncelerini de gazetesinde daha önce kaleme almışmış meğer...

Bakın, bir hafta önce şöyle yazmış: '1925-1945 dönemini Kemalizm'in egemen olduğu dönem olarak ele alırsak bir ilerlemeden çok bir gerilemeye tekabül ediyor. ifade hürriyeti yok, siyasi hürriyet yok, muhalefete teşkilatlanmaya izin verilmiyor. Bu ve benzeri faktörler bir gerileme göstergesidir.'

Profesörün cümle kurma yeteneği düşük, dili pek parlak değil ama ne dediği açık.

Ben bu profesörün saçmaladığını, ama saçmalama hakkına da sahip olduğunu düşünüyordum.

Kendisinden özür diliyorum. Saçmalamamış, doğruyu söylemiş!

Gerçeğin Zaman Gazetesi'nde dile getirilmesi gerçeği sakatlamaz. Örneğin dışarıda yağmur yağıyorsa ve Necmettin Erbakan 'yağmur yağıyor' derse, sırf Atatürkçü olduğumuz için 'hayır güneş parlıyor' diyemeyiz.

Profesör Yayla haklıdır. O dönemde ifade hürriyeti yoktur, siyasi hürriyet yoktur, muhalefetin örgütlenmesi yasaktır, tek parti diktası vardır, bu da meşrutiyet dönemine ve cumhuriyetin ilk iki yılına göre bir ilerleme değil, demokrasi açısından bir gerilemedir. (Kurulan şeker fabrikaları, çimento fabrikaları falan apayrı bir konudur.)

Bunun için mi bu adamı yoketmeye, yüreğine indirip öldürmeye kalktınız yahu? Ben aynı şeyi yirmi senedir söylüyorum, o zaman beni de kazığa oturtunuz!

Özdemir ince refikimiz de, profesörün tozunu atmaya niyetlendiği yazısında, 1925-1945 döneminde cumhuriyet 'çağdaş demokrasi için gereken kurumların çoğunu kurmuş ve 1950'de çok partili demokrasinin önünü açmıştır' diyor.

Hayır, öyle olmamıştır. Özdemir ince yalan söylüyor. Bu iş, Necati Doğru'nun cumhuriyetin ilk yıllarında istanbul'a amansız yatırımlar yaptırmasına benzedi!...

Bazı Atatürkçü refiklerimiz, şeriatçılara ve liberallere 'giydirme' gayretiyle kantarın topuzunu kaçırıyorlar, ya Necati Doğru gibi küfür ediyorlar, ya da düpedüz kıtır atıyorlar...

1925-1945 döneminde, 'çağdaş demokrasi için gerekli kurumların' çoğu değil, hiçbiri kurulmamıştır. Yoktur böyle bir şey!

Özdemir ince bana bir tek, ama bir tek örnek göstersin.

Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gibi kurumların demokrasiyle falan uzaktan yakından ilgileri yoktur, ille de bir bağ kurmak için zorlarsak pek pek 'kültür politikasıyla' ilgileri olduğunu söyleyebiliriz.

Yoksa Serbest Fırka'nın apar topar kendini feshetmeye zorlanması mı çağdaş demokrasinin önünü açmak oluyor?

Tam tersine, çağdaş demokrasinin önünü kapatmak için girişimler vardır 1936 yılında! Başta Recep Peker olmak üzere CHP'nin faşist kanadı, 'Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin dışında ve üstünde yer alacak bir Yüksek Konsey' kurmak için planlar hazırlamışlar, ismet inönü'nün aklını da buna yatırmışlar, hastalığı ilerlemekte olmasına rağmen Atatürk'ten sıkı bir fırça yiyince susup oturmuşlardır!

Yoksa harf devrimi, şapka devrimi, soyadı devrimi falan gibi şeyleri mi kastediyorsunuz çağdaş demokrasinin önüyle arkasıyla? Otuzlu yıllarda Almanya'da gotik alfabesi bırakılmış ve iyiden iyiye düz Latin alfabesine dönülmüştü, Rusya'da herkes, bir de değil, baba adıyla birlikte iki soyadı kullanıyordu, hepsi şapka ve kasket giyiyorlardı, demokrasi mi vardı? (Kurumlardan sözediyoruz, bunlar kurum, yani müessese midir?)

Herhalde Milli Şef döneminin sert ve acımasız diktasını da kastetmiyorsunuz... Çok partili demokrasinin önünü açan Alman yenilgisi olmuştur, nah geçerdi ismet Paşa demokrasiye, Amerika kazanmasaydı...

Peki öyleyse neyi kastediyorsunuz? Nelerdir bu çağdaş demokrasinin önünü açan 1925-1945 arası kurumları?

Meydan boş değildir arkadaşlar, bol keseden sallamayınız. Yoksa karşınızda, dün bizim Oray Eğin'in anlattığı türden 'gazete ve kitap okumayan çemiş üniversite öğrencisi' mi var sandınız?
(bkz: Özdemir yalancı değildir)
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.