1. 1.
    on yilinizin uykuda geçtiğine delalettir.

    selam ve duva ile.
    1 ... erectov
  2. 2.
    olduk bikere allah affetsin.
    4 ... mecburi istikamet
  3. 3.
    1 sene var daha.
    2 ... e f f e
  4. 4.
    otuz bire bir kalmıştır.
    1 ... true
  5. 5.
    Nasipse 9 yıl sonra.

    Sanmıyorum bu stresle o günleri göreceğimi ama du bakalim..
    2 -3 ... peynirlipogaca
  6. 6.
    "30 yaş" aslında son kırılma'nın başladığı yaş.

    ilk kırılmayı doğarak yaşıyoruz; iflas süreci böylece başlıyor. on sekizinci yaş'ın kültürel bi kırılmaya zorladığını biliyorsunuzdur; "artık on sekizsin, istediğin her şeyi yapabilirsin" deniyor bize. oy verebiliyor, mülk edinebiliyor, iş kurabiliyor, kariyerimizi başlatabiliyoruz. sorumluluk alabiliyoruz. ergenliğimiz bitmiş ya da bitmek üzere oluyor. bu ikinci kırılmamız. üçüncü kırılmamız on sekizinci yaşımızın tam bitiş anında cereyan ediyor; on dokuz... on dokuz, on sekizinci yaş'a atfettiğimiz anlamın gereksizliğini anladığımız yaş. ve yirmi... yirmi yaş; "son kırılma"dan bi önceki yaş. zira yirmi'den otuz'a geçiş süreci (bence) hayatın en ağır, en sarsıcı, en yorgun dönemini oluşturuyor.

    doğum anı, on sekizinci yaş, on dokuzuncu yaş, yirminci yaş ve otuzuncu yaş. ama bu beşli sürecin en gaddarı zannederim ki otuzuncu yaş. henüz tecrübe edemedim yedi yılım var fakat o kadar korkuyorum ki.

    babam; "bikaç sene sonra otuz yaşında olacak olma"yı abarttığımı düşünüyor. sürekli aynı konuyu açmamdan sıkılmış da olabilir. "aslında korkacak bi şey yok; sadece artık yapamayacaklarını istememeyi öğreniyorsun" dedi. şu cümledeki dehşete bakar mısınız kardeşlerim; "artık yapamayacaklarını istememeyi öğreniyorsun." "istememeyi öğrenmek." "artık yapamayacaklarını..." "a r t ı k y a p a m a y a c a k l a r ı n ı."

    demek ki otuzuncu yaşın durduran, engelleyen, öğreten, sabitleyen; "bu bana yakışmaz" dedirten ve oracıkta insanı teslim alan garip bi kabullenmişliği var. demek ki otuz yaşındaki birinin yapabilecekleri sınırlı, demek ki insan otuzuna geldiğinde; "zaten yapmakta olduklarını," ve veya; "yapabildiklerini" istiyor.

    otuzuncu yaş kırılması geçmişle gelecek arasındaki ayrımı kabule insanı zorluyor bence; haliyle otuzlu yaşlarına gelen biri ile yirmili yaşları tecrübe etmekte olan biri arasında hayli fark var. "akıl yaşta değil baştadır" zırvasına itibar etmeyin; yaş, belirleyici bi kriterdir. teknik olarak bile otuz yaşındaki biri daha çok okumuş, daha çok gezmiş, daha çok kendini dinlemiş, daha çok düşünmüş ve üretmiştir. daha çok yanılmış, öğrenmiş, öğretmiş, sevmiş, sevişmiş, aşık olmuş, uyuyup uyanmıştır. "otuz yaş olgunluğu" o ihtiyar bilgeliğin temelini attığımız sürecin içeriğini oluşturuyor belki de. yani; "bilge bi ihtiyar" olmak için evvela otuza kadar gelen yıllarımızı sağ, öğrenmiş, sakinleşmiş geçirmemiz gerekiyor. zira insan; "otuz" yaşına geldiğinde artık büyümüyor, olgunlaşıyor.

    30'lu yaşlarına gelmiş insanlara daha fazla dikkat ediyorum 7 yıl sonra otuz yaşında olacağım için sanırım. bu sıralar yegâne gündemim kendileri; sözlüklerde yaşlarını belirten yazarların tüm yazdıklarını gizlice okuyorum. "otuz yaşında nasıl düşünülür?"ü anlamak istiyorum.

    ortak bikaç nokta tespit ettim. (otuz yaşına gelmiş hatta aşmış ama bu niteliklere sahip olmayan, hatta ergenliğinin en kanlı dönemini yeniden tecrübe eden sefiller de var fakat insan'dan bahsederken onları konuya hiç dahil etmedim ki şimdi onlardan bahsedeyim; trollüğe devam...)

    1; sakinler. 2; kavgacı değiller. 3; bizim gibi oradan oraya sürüklenmiyorlar. hayatlarını bi sabit etrafında örgütlüyorlar. 4; temkinliler. 5; kaba değiller. 6; incelmiş zevklere sahipler. 7; tahammülleri az. 8; net, keskin ve dobralar. ya da tam tersi daha naif, daha içsel ve duygusallar. bu iki tip çok belirgin. 9; ilgilendikleri alanda uzmanlaşmışlar. 10; hayatlarından fazlalıkları çıkartmışlar. genelde az arkadaşları var. bikaç kişi. 11; ülke gündemini takip ediyorlar. 12; siyasal olarak netler. 13; kişisel özgürlük alanına, tercih, yönelim ve varoluş biçimlerine saygılılar. aslında saygıdan ziyade kimsenin ne yaptığını umursamıyorlar bence. 14; durağanlar. biçoğu sporu bırakmış ya da hiç yapmamış. muhtemelen gün içinde çok yoruluyorlar ve bu onları engelliyor. 15; daha kaygısızlar. 16; neyin dert edilip neyin edilmeyeceğini idrakte bizden daha güçlüler. aşk acısı gibi şeyleri daha hafif atlatıyorlar. "sikeyim aşkı" kafasında olanları fazlaca. 17; genelde kendi yaşlarındaki insanlarla sosyalleşiyorlar. bizi çoluk çocuk olarak görüyorlar. 18; daha güzel seviyorlar. 19; "ben" dediklerinde kimden bahsettiğini anlamakta zorlanmıyorsunuz. ve son 20; önceliklerini kutsama eğilimine sahipler. değer hiyerarşisini zihinsel olarak ayarlayabiliyorlar. genelde politik ve mesafeliler.

    yedi yıl sonra görüşmek üzere.
    16 -6 ... agnottott
  7. 7.
    those were the days emri be can.
    2 ... sadaeke
  8. 8.
    seneye anlatırım nasıl bisi oldugunu.
    ... e f f e
  9. 9.
    Tamam olmayız. Zaman da duruyor, hiç akıp gitmiyor tabii ne de olsa.
    2 ... bellamoon