bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    bir cazim gürbüz yazısı.

    --spoiler--
    Yılgınlık salgındı o yıllarda
    Ulusal çılgınlıksa yaşam ve belleklerden silinmek üzre
    Ülkenin toprakları emperyalist bir iştihanın dikkat merkezinde
    Kaynaşmalar var kanamalı
    Kara kara kollar boğmakta sınırda karakolları
    Düşen asker
    Kuran şer
    Pusular cüretkâr
    Tuzaklar sereserpe.

    Erler bidolu ya
    Onları kahraman edecek komutanlar
    Yana yana aranmaktalar.
    Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreş
    Bir beden arıyordu: Tam sağlam.
    Bir ruh arıyordu o bedene
    istenç, inanç, irtifa ve ilham olacak.

    Aramaları taramalara dönüştürdü Doğan Paşa
    Dörtnala çağrışımlar, ipuçları, belirtiler koşturdu
    Durum ve oturum muhakemelerine.

    Hayırlı ve milli bir iş için aranmak güzel
    Aranan özel
    Beklemek… Kurtuluş Savaşımızdaki gibi: “Dakika tehiri mucib-i idam”
    Osman Pamukoğlu çağrılmış, görev teklif edilmiştir bile

    Kayıtsız koşulsuz kabul!
    Yürümeliyim bahtıma âşık bir ışık gibi afacan
    Duman işaretleri vermeliyim gizemli dönemeçlere
    Hükmünü ve halini öğrenmeliyim güneydoğumun
    Cenk iftarlarının oruçlusu olduğum görülmelidir

    Gitti yüzeyi büklüm büklüm
    Doruk doruk dağlarla kaplı o sağ köşemize
    Dağlar… O dağlar…
    Destancı o dağları yazmıştı daha önce
    O yazılanlar şimdi denk düştü buralara
    Bir okuyalım mı?
    Karşı yatan kara dağların ak sarıkları vardır. Hırçın rüzgârları, boranları, dumanları vardır. Göğsü çimenli, kucakları yaylalı olanları; taş ya da altın kalpli olanları vardır. Ceylanları, kurtları, yılanları, kartalları vardır. Bilge çobanlara “Aman beyler değil yaman dağlar” dedirten amansız eşkıyaları vardır. Sen de var olmak istersen “eğil dağlar” diye komut verir, “yol ver” dağlar diye yalvarırsın. Dağlar bitsin dersin ya, aşılası dağlar bitip dağdağasız bir hayat sürmeye başlayanların pek yakında yeraltı yolcusu olacaklarını da bilirsin. Yüreğin dağlanır bu gerçeği hatırlayınca. Yürek dedim de, kalp grafikleri geldi aklıma, o dağ misali iniş çıkışlar, hayat muştusudurlar aslında. Dümdüz çizgi, bitişin işareti. Yani dağ yoksa sağ da yok.

    Dağların yüreği vardır bilir misiniz?
    Yalnızca kahramanlar duyarlar tiktaklarını
    Dağın yüreğine yürek dayayan kahraman
    Dağcayı söker
    Dağ da kahramancayı.

    Kahramanca…
    Hoyrat formunda bir örnek versek de
    Uzantısı, işbirlikçisi, milisleri de duysa:
    Ha üssüne ha inine
    Haber et hainine
    inmeden tepelerine
    Dağlardan hain ine
    inmeyiz inmeyiz bize züldür
    Sınırın sıfır noktası var çok sıkışsak geçeriz paldır güldür
    Senin geçmense mevzuat hazretlerine tabi.
    “Öyle mi?” dedi Pamukoğlu
    “Bir virgül atarım postallarımla
    Sınırın o çok güvendiğiniz sıfır noktasına
    Olur sıfır noktalı virgül”

    O noktalı virgüller çoğaldı da çoğaldı
    Tümence tümceler kuruldu
    Paragraflar atıldı dağların aralarına
    Adları Mezi Karyaderi, Hakurk, Avaşin Basyan
    Falan filan…

    Farklıydı bu Paşa, er oluyordu bir anda
    Sıçramayan, siper de almayan bir avcı eri
    Yüreğim beni korur diyordu
    Ayakta ateş ediyordu.
    “Askeri indir hainlerin üstüne” demiyordu helikoptere
    “At bizi” buyruğuyla
    Atlıyor atılıyordu
    Böyle şey görmemiş düşman üstüne.
    Askeri de görmemiş
    Yorumlar operasyondan sonra:
    Ol anlar
    Nasıl oldu ol anlar
    Mucize diyemedik
    Efsanedir olanlar.
    Efsane Komutan akla ziyan işleri onlara da aşılamakta:
    “Olağanüstülükten korkar sayın olağan
    Fikirde papağan, yaman lafazan
    Bu gibilere hiç inanmayın.
    Düşleyin sınırsızca
    Yaratıcılığınızı kullanın akıldan önce
    Korkmayın korkanlara şunları deyin:
    Korkusundan
    Düşlemez korkusundan
    Düşünden ne korkarsın
    Sen asıl kork usundan”

    Ve okuyordu cephede de yazıyordu ha bire
    Şaşıyordu buna şaşıranlara
    Kızıyordu “birazcık diyet” diyenlere
    “Okuma ve yazma iştahıma diyet düşünüyorlar akıllarınca
    Okumaya ve yazmaya diyet ne kötü niyet
    Savaş ilanı sayarım hepten ve yekten
    Başlatırım bilmeyene kendini bildirme harekâtını
    Rap rap rap
    Bir kalem ve binlerce kitap
    Edebiyat ve bilgi tugayı olarak
    Zapt edecektir onların dar kafalarını”

    Okumalarıyla okumuştu düşmanın ciğerini
    Alberto Bayo, Carlos Marighella ve diğerleri
    Şekil aynı şekil, şablon da diyebilirsin
    Ülke boyasıyla çizilmiş olması
    Esasa ilişkin bir ayrım değil
    Bütün bu olgu, algı ve bilgilere eklenince kendi yorumu
    Dünya tarihinde olmayan bir şey oldu
    Gerillayı yendi düzenli ordu.

    Nedir ki “Yapmasın konuşsunlar, yapsın konuşmasın” ayağındaydılar birileri
    Yapmadı onların dilediklerini, dediklerini.
    Çağlayanda mutluydu o, çağlamasından ürktüler
    Kanal açıp emeklilik gölüne döktüler

    Orduevinde kâğıt oynayacak, anılar anlatacak sandılar
    Pek fena aldandılar.
    Osman Paşa, bir kitap yazdı
    Bilinçaltında sakladığı bölücülük vuruşmasının
    Duruşma tutanakları gibi.
    Çöpe atıyordu böylece
    Düz mantık mastürbasyonu yapanların sığlıklarını.

    Sonra diğer kitaplar…
    Yankılar yankılar yankılar…
    Nasıl bir yazar olduğunu yazanlar pek çok
    Bunlardan iki örnek marifete iltifatın en içten ifadesi
    ilhan Selçuk “Edebiyatın her dalına posta koyar Osman Paşa”
    Destancı “Kalemini de silahı kadar iyi kullanıyor… Roman yazan ikinci general…”

    Gerçek yengi, dile getirerek dize getirmek
    Anlatıyordu durmadan Osman Paşa
    Memleketin halini ahvalini
    Üniversite kürsülerinde, ekranlarda, çalıştaylarda

    Halk bunu yeterli görmüyordu “Parti parti!” diyordu
    “Düzenin fon müziği çalıp durdukça
    Bu ülke uyuyacaktır.
    Kur orkestranı, al çubuğu eline kaldır
    Osman Paşa Marşını çaldır”

    Onu da yaptı
    Toplumsal kıpırtılar son da olabilirdi ilk de
    Bunu bilmesine karşın
    Sivas Kongresi’nin toplandığı 4 Eylül günü
    Ser oldu can pazarından daha riskli bu serüvene

    Tapulu araziler vardı oy tabanında
    işlevi bir işleme bağlı olanlarla dolu ortalık
    Siyasal bellekse tam bir felaket
    Boş kumbara kimileri sadaka beklemekte
    Sönmüş kapkara olanları var, ümitsiz vak’a
    Ve en acısı, yalandan eşek olup bilmezden gelenler pek çok.

    Örgütlenildi bütün bunlara karşın
    Kütükler kapıldı selin önünden
    Toplama, çıkarma, çarpma, bölme dört işleminin
    Beşincisi bulundu gelir sağlama bağlamında.

    Hep ardır
    Hep namustur, hep ardır
    Ülkeyi kurtaracak
    Hak partisi HEPAR’dır
    Diye diye
    Seçim eğik düzlemine para kuvvetiyle değil
    Yetenek, yürek ve yurtseverlikle girildi
    Seçimi geçim, geçimi seçim yapanlar yoktu aralarında
    Baraj vardı seçim yasasında ve halkın kafasında
    Fırsat eşitliği getiremeyenler, eşitlik fırsatı da vermiyorlardı.
    Bunları aşmak için güçse güç, oyunsa oyun, bilgiyse bilgi
    Bir avuç idealist kaya sondajı yaptı önyargıların altına
    Telekulakları çekildi birilerinin
    Cemaziyülevvelleri ortaya döküldü

    Ve sonuç:
    Seçim’in seç’ini verseler de, im’ini yakalamışlardı
    Oy toplarken anılar da toplamışlardı seçim meydanlarından
    Bu im’i ve anılarını siyaset biliminin doğruları eşliğinde tartıştılar
    Vizyon, misyon, pozisyona dönüşürse anlamlı
    Halk kitleri bugünden yarına değişemiyor
    Uzun soluklu top çevirmeler olmalıydı “ya sabır” makamında.

    Kuruluş aşamasında
    Kervan yolda düzelmişti mecburen
    Çünkü bir takvim sıkıştırması vardı.
    Şimdi artık zamanla yarışmadan yarışmak zamanıydı
    Kervanını yeniden oluşturdu, dizdi, düzeltti Osman Paşa
    Gidiş yolu ve hedef güncellemesi yaptı

    Şimdi yeni ivmeler kazanma günü
    Okuyor, anlatıyor, yazıyor Osman Paşa
    Yazdıklarının özütlenmiş özeti şöyle:
    Kuru gürültüyü erekle demle
    Tutkuyla atılan slogan olsun.
    imgeyle demle ki kuru lafları
    Utkuya dem tutan enstrüman olsun.

    Tarih gözüne kestirmiştir
    Coğrafyadan okunur falları
    Tanrı özel görevle yollar kimi kulları
    Osman Pamukoğlu bu enderlerdendir
    Bunun altı ileriki yıllarda
    Daha kalın çizgilerle çizilecektir.
    “Kahramanlar yaşarken tarih konuşmaz” derler Bulgarlar
    Tarih konuşmasın, onun duygusu ve coşkuları yok
    Acelesi de…
    Destan konuşur ama, destanın dili durmaz
    Ne ki, yaşarken bir kahramana pek destan yazılmamıştır
    Bu destanın kahramanı yaşamaktadır
    işte bundan dolayı
    Destanımıza son değil şimdilik ara
    Devamı yeni olağanüstülüklerle donanmış olarak
    Biz yazamasak bile yazılacaktır.
    --spoiler--

    cazim gürbüz.

    http://www.hakveesitlik.o...glu_destani/#!prettyPhoto
    1 -1 ... bir anda yasamak yeniden guzel
  2. 2.
    https://www.youtube.com/watch?v=9gGQUx8mRaA+
    ... excellency1923
  3. 3.
    adam gibi adamdır osman paşa.
    1 ... excellency1923