bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    uludağ sözlük baz alınarak düşünülürse okur/yazar = 1/3 ila 1/8 arasında olduğunu tahmin ettiğim orandır.
    not= yazarların aynı zamanda okur olduğu gözardı edilmiştir.
    not2= an itibariyle sözlükte 5018 kayıtlı yazar, (2318 kayıtlı çaylak) vardır.
    ayrıca
    (bkz: okuryazar)
    1 ... fibobacciyim
  2. 2.
    an itibariyle 1010 okur a 138 yazar onlinedir.
    (special thanks to chaotic good)
    ... i see mal people
  3. 3.
    geçtiğimiz günlerde okuduğum bir makaleye göre, ülkemizde %98 civarına yükselen oran.

    aynı makalede yazar, satır arasında bu durumun kendisinde oluşturduğu memnuniyeti dile getirilmişti.

    şimdi elbette ki okur yazar oranımızın artmasının kötü bir durum olduğundan dem vurmak mümkün değil. fakat makalede bu ifadeleri okurken bir şey dikkatimi çekti. bu durumdan daha önce araştırılması gereken ve muhtemelen çıkan sonuçlara göre memnuniyet değil hayıflanma, hatta endişelenme hissedeceğimiz çok daha önemli bir şey yok mu?

    evet, okur yazar sayısının artması güzel fakat bahsettiğim daha mühim soru şu; okumayı biliyoruz ama ne kadar okuyoruz?

    bu minvalde, tüik tarafından yapılan ve geçtiğimiz nisan ayında sonuçları duyurulan bir araştırma var. ortalama rakamlarla; bir gün içerisinde televizyon izlemeye 6 saat, internette dolaşmaya 3 saat ayıran yurdum insanı, kitap okumaya günde ortalama bir dakika ayırmakta.

    evet evet yanlış okumuyorsunuz, sadece bir dakika... diğer bir deyişle 60 saniye!

    vahameti daha net fark ettirmek için aynı istatistiği şöyle ifade edeyim; bir günde televizyon izlemeye ayırdığımız süre olan 6 saat, koca bir yılda okumaya ayırdığımız süre aynı zamanda...

    bir rezalet daha söyleyeyim; avrupa'da toprağı bulunan ülkeler arasında son sıradayız. hani o avrupa'nın arka bahçesi dediğimiz ülkeleri var ya... moldova, letonya, estonya falan... okuma istatistiğinde onlar bile bizden önde!

    insanımıza göre kitap okumak maalesef bir ihtiyaç olarak da atfedilmiyor... aynı araştırmaya göre ihtiyaçlar listesi düzenlediğimizde, kitaba olan ihtiyacımızı 235. sıraya yerleştirmişiz. kitap okumanın bizim için ne kadar önemli(!) olduğu sanırım bu istatistikte de net bir şekilde yer alıyor.

    kitap okuma hususunda uygar toplumlarla aramızdaki uçurumu gözler önüne seren başka bir araştırma sonucuna göre de; ülkemizde yılda sadece 23 milyon adet kitap basılırken, Japonya’da bir yılda basılan kitap adedi tam tamına 4 milyar 200 milyon.

    uçurum bariz belli değil mi?

    aslında samimi olmak gerekirse... 23 milyon rakamı bile beni şaşırttı. bir yılda 6 saat okuyan bir toplum için bu sayı yüksek bile sayılabilir!

    o yüzden abi... başta zikrettiğim makalede yer alan okuma yazma oranının artmasına dair rasyonel ifadeler gerçekten hiçbir anlam taşımıyor benim için, haliyle geleceğimize yönelik umutlanmamızı sağlayacak bir hali yok. çünkü okuma yazma oranımızın artış göstermesine rağmen okuma oranımızın böylesine yerlerde sürünüyor olması, tıpkı pratiğe dökülmemiş bir bilgi, meyvesi alınmamış bir ağaç gibi...

    daha fazla moralimi bozmadan maksim gorki'nin tam da şu an aklıma gelen bir sözünü paylaşarak gevezeliğimi bitiriyorum:

    "15 dakika kitap okumanın bana unutturamayacağı dert yoktur!"
    1 ... fenton
  4. 4.
    bir ülkenin gelişmişlik durumunu gösteren maddelerden birisidir. bebek ölümü sayısı, ortalama yaşam süresi, sağlık hizmetleri bunlardan birkaçıdır.
    1 ... superguy
  5. 5.
    2014 yilinda boyle bir oranin hala konusuluyor olmasi utanc vericidir.

    Diger yandan, iktidar partisi dusunuldugunde ulkemin utanc verici gercegidir.

    Okuma yazma oraninin sonraki adimi okudugunu anlama orani olsa mesela..
    ... idefixe
  6. 6.
    (bkz: türk halkının yarısı okuma yazma bilmez)
    (bkz: okur anlar oranı)

    türk insanı doğuludur. işin tekniğini, hilesini öğrenir ezberler. okuduğunu pek anlamaz, düşünmez. bu yüzden imama, öğretmene, kendisini güdecek bir çobana ihtiyaç duyar.
    ... laik ateist
  7. 7.
    (bkz: sekkiz)
    ... atkefali