bugün

en güzel çiçektir... tam zamanıdır şimdi nergisin...dağda bayırda toplanılacak zamanıdır... öyle güzel kokar ki; bir saksıda suyun içinde oldu mu 10 gün kurumaz kokusu gitmez tüm eve siner ... kıymetlidir çok...

--spoiler--
http://www.cicekresimleri.net/img437.htm
--spoiler--
nergis çiçeği, bir çok türü olan nergis, en güzel çiçektir dersem diğer çiçekleri küstürürüm. bütün çiçekler renkleriyle, kokularıyla ayrı bir güzelliğe sahiptir.
kışı güzel kılan, eşsiz çiçek.
narkissos adlı mitolojik karakterin dönüştüğü çiçek.

narsisizm ve narkoz kelimeleri de oradan gelmektedir.
Narcissos bir peri ile insanın kendini beğenmiş oğludur.

Dağ perilerinden Ekho ona aşık olur, fakat aşkını ifade etmesine imkan yoktur.
işte böylesine umutsuz bir aşka tutulur

Ekho hiçbir zaman kendi konuşamamakta ; ancak, uzaktan, kendisi gözükmeden
söylenenlerin son kelime veya hecesini tekrarlayabilmektedi r.

Narkissos arkadaşlarını ararken, “biri var mı burada” diye sorunca, Ekho da “burada”diye
cevap verir. Bunun üzerine Narkissos da “gel” diye yanıtlar. Zavallı Ekho, umut ve sevgi
içinde “gel” diyerek ortaya çıkar; fakat kendini beğenmiş Narcissos her halde
Ekho’yu beğenmemiş olacak ki, pek yüz vermez ve çekip gider…
Ekho kırgın, üzgün, umutsuz bir halde dağlardaki mağaralara sığınır ve şöyle der:
“Dilerim oda sevsin benim gibi ve sevdiğine kavuşamasın.”
Acılar Ekho 'yu yer bitirir, sonunda taşa dönüşür. Sadece sesi kalır.
Ekho 'nun dileğinin gerçekleşmesi Narcissos için uzak görünmektedir. Çünkü kendini beğenmişin başka birini gerçekten sevmesi olanaksızdır. Ama adalet er geç yerini bulacaktır.

Bir gün Narcissos dağlarda dolaşırken ağaç ve yeşillikler içinde, kaybolmuş bir pınara rastlar; eğilip su içmek istediğinde suda gördüğü hayali beğenip ona aşık olur.

Narcissos bu sefer gerçekten sevmiştir, ellerini bu kusursuz! güzelliğe doğru uzatır ama dokunamaz. Tıpkı Ekho gibi, sevmiştir ama sevdiğini elde edemez. Zaten kıvılcım elden uzak olduğunda ateşe dönüşmüyor mu?

Sevdiğini elde edememenin ağırlığı altında sararıp solar ve ölür. Daha sonra periler Narcissos ’un cesedinin yerinde bir çiçek bulurlar: Nergis. O günden bu yana nergis kendini beğenmişliğin sembolüdür.
Orman tanrıçaları; Narcissos 'un kendi yansımasını gördüğü su pınarını gözyaşı kavanozuna dönüşmüş olarak bulurlar.

Tanrıçalar pınara neden ağladıklarını sorarlar.

-Narcissos için ağlıyorum, diye yanıtlamış göl.

-Ne var bunda şaşılacak, demiş bunun üzerine orman tanrıçaları. Bizler ormanlarda
boşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk, ama onun güzelliğini yalnızca sen
görebildin yakından.

-Narcissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş göl.

-Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki? Diye karşılık vermiş iyice şaşıran tanrıçalar.
Hergün senin kıyılarına gelip sularına bakıyordu.
Göl bir süre sessiz kalmış. Sonra şöyle konuşmuş:

-Narcissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmedim ben. Narcissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi
güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.
nergis çiçeğinin bazi bölgelerde tam zamanıdır.
Böyle güzel bir koku yok. Yenmek istenecek kadar harika kokuyor.
Evimin üç dairesinden ikisinde ücretsiz yaşamasına izin verdiğim iki insandan biri. Biri yaşlı biri genç. Şimdi genç oğlandan bahsedelim.
Bu delikanlı benden yaşa bayağı küçük. Hala okuduğu için kalacak yakın bir yer bulamamıştı, benim de üst kattaki dairem boştu. Ahbabım Atalay dedi ki böyle bir çocuk var, izin verirsen kalsın üst katta. Ben de neden kabul etmeyeyim? boş evin turşusunu mu kuracağım. Zaten çocuk zararsız bir tipmiş.
Eren evin 3 ayrı katı varsa neden hepiniz oralara dağılmak yerine ordu gibi aynı evde kalıyorsunuz arkadaşlarınla demeyin. Her kata makine, eşya lazım olur onunla uğraşamam. O kadar zengin değilim.
Neyse bu delikanlıdan hepimiz memnunduk. Akıllı uslu bir şeydi. Arada bize de uğruyordu. Ben de dedim ki, gitmeyeli uzun zaman oldu hep o geliyor biraz da biz gidelim. Tamamen boşluktan. Eve bir girdik, aman yarabbi bu nasıl bir koku böyle. Her odaya bir demet nergis koymuş. Ailesi köyden getirmiş, öyle dedi. Hangi köydensin dedim babamla hemşeri çıktılar.
Burnumu siliyordum peçetelere bile sinmiş nergis kokusu.
Ne kadar harika bir çiçek be. En sevdiğim ikinci çiçekti. En son yıllar önce koklamıştım iyi oldu. Bir demet bize verdi giderken. salonumuz nergis kokuyor şuan.
Kokusu da görünüşü de en güzel en zarif çiçeklerden olan, sarı beyaz renkli soğanlı bitkidir. Kışın seyyar satıcıların elinde görmek bile mutlu eder.
karaburunda yetişir hatta haftasonu 21-22 ocak arası festivali vardı. dünyanın en güzel kokusu olabilir. izmirde bu mevsimde her yerde bulabilirsiniz. demeti 20 lira 3 demeti 50 lira diyor çingeneler. bi demete 3 ya da 5 çiçek konur gerisi yeşilliktir. pazarlıksız almayın. hikayesini bilince kokusu farklı gelir. her ne kadar bir narsist sinir bozucu da olsa o güzel kokudan geri duramazsın. ve her narsistin bi cazibesi de olsa solmadan sonsuza kadar canlı kalamaz.

Paulo Coelho nun simyacı kitabında geçen bir bölümde ise;

Bir kervancının getirdiği kitabı eline aldı Simyacı.Kapağı yoktu kitabın, ama gene de yazarının kim olduğunu anladı: Oscar Wilde’dı yazar. Kitabın sayfalarını karıştırırken, Narkissos’u anlatan bir öyküye rastladı.
Narkissos’un, kendi güzelliğini her gün bir gölün sularında seyretmeye giden bu yakışıklı delikanlının efsanesini biliyordu Simyacı. Bu delikanlı kendi görüntüsüne öylesine vurgunmuş ki, günün birinde göle düşüp boğulmuş. Onun göle düşüp boğulduğu yerde de bir çiçek açmış, bu çiçeğe nergis adı verilmiş.
Ama kendi yazdığı öyküyü böyle bitirmiyordu Oscar Wilde.
Tatlı su gölünün kıyısına gelen orman tanrıçaları Oreas’ların, gölü bir acı gözyaşı kavanozuna dönüşmüş olarak bulduklarını yazıyordu Oscar Wilde.
-Neden ağlıyorsun? diye sormuş Oreas’lar.
-Narkissos için ağlıyorum, diye yanıtlamış göl.
-Ne var bunda şaşılacak, demiş bunun üzerine orman tanrıçaları. Bizler ormanlarda boşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk, ama onun güzelliğini yalnızca sen görebilirdin yakından.
-Narkissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş göl.
-Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki? diye karşılık vermiş iyice şaşıran Oreas’lar. Her gün senin kıyılarına gelip sularına bakıyordu!
Göl bir süre sessiz kalmış.Sonra şöyle konuşmuş:
-Narkissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç farketmemiştim ben. Narkissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.

-işte çok güzel bir hikaye, dedi Simyacı.
(bkz: nergis)
fulya olarak da bilinir.