bugün

"Biz, bir âyeti değiştirerek (onun) yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman: “Allah neyi indireceğini bildiğine göre sen sadece bir müfterisin (iftira edensin, uyduransın).” dediler. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar." denilen, komik ve çelişkilerle dolu ayet.

allah gönderdiği ayeti neden değiştirsin ki lan? şaşırmış mı başta? hata mı yapmış ilk seferinde? allah hata yapabilir mi? ayrıca "allah neyi indireceğini bildiğine göre" denmiş. o zaman ilk indirdiğini neden değiştirmiş?

garip olaylar gerçekten. insanı düşündürüyor.
müslümanların açıklamasını beklediğimiz ayet. hep atayizler mi açıklayacak lan? *

edit: yardımcı olması için size birkaç kalıp yazıyorum şuraya.

(bkz: gerçek islam bu değil)
(bkz: orda aslında öyle demiyor)
(bkz: çeviri hatası)
(bkz: amk atayizi siktir git)
müslümanların allah'la doktoru karşılaştırmasına sebep olan ayet. oha lan! tövbe tövbe! tövbe haşa! allah'ın hata yaptığını söylüyorlar adeta..
nahl 68 69. ayette suphesiz dusunebilen topluluk icin bunda ibret verici bir ayet vardir der.

dusunebilen dendigi icin basligi acani pek sallamayin.
düşünemeyen müslümanların açıklayamadığı, ad hominem yaptığı ayet. * bu kadar alçalmayın lan. *
Hiçbir hata bulunmayan ayettir. Allah alkolü aşama aşama yasakladığı için bazı ayetleri geçersiz kılan baska ayetler gelmiştir.
Bir âyetin yerine diğer bir âyetin, getirilmesi nesihtir. Önceki âyet mensuh (neshedilmiş), sonraki âyet ise nasih (nesheden)dir. Kâfirler, nesih meselesini Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliği hakkında bir şüphe gibi ileri sürmek istemişlerdi ki, zamanımızda da hâlâ bunu takip eden kâfirler çoktur. Bu âyet, onlara cevaptır. Yani bir âyeti neshedip (hükümsüz kılıp) yerine diğer bir âyeti bedel olarak getirdiğimiz vakit ki Allah, ne indirdiğini, ne indireceğini daha iyi bilir. Onun neshi ve değiştirilmesi -haşa- bilgisizlikten değil, ilim ve hikmetindendir. Önceki âyet de sonraki âyet de ilâhî hikmet ve kulların menfaatleri gereğince iner. Bir zaman için faydalı olan, diğer bir zaman için zararlı olabilir. Bunun tam tersi de vardır. Çünkü dünyadaki durumlar, değişiktir. Şeriatler ise dünya ve ahirette Allah'ın kullarının faydaları ile uyumludur. Halbuki yüce Allah, Hz. Muhammed (sav)'in şeriatını kıyamete kadar değişik asırların yararlarına hakim olması için indirmiştir.

Allah, ne indirdiğini ve indireceğini bilip dururken bir âyeti başka bir âyetle değiştirdiği zaman sen, peygamber değil, bir iftiracısın dediler. "Bu Kur'ân'ı kendin uyduruyorsun da Allah'a iftira ediyorsun. Bu Allah sözü olsaydı değiştirilir miydi?" demeğe kalkıştılar.

Onların çoğu bilmez. içlerinde bilen ve bildiği halde, inat ve kibir edenler bile varsa da çoğunun bu yaptıkları bilgiye yakışmaz. Kur'ân'ın hakikatini, nesih ve değiştirilmesinin fayda ve hikmetlerini bilmezler.

Anlayamadığınız yerde veya kapasitenizin yetmediği yerde iftira atmak cehalet göstergesidir.
"bir zaman için faydalı olan, diğer bir zaman için zararlı olabilir" gibi saçma bir argümanla savunulmaya çalışılan komik ayet. ee evrensellik noldu be güzelim? hani bütün zamanlaraydı? hani evrenseldi? hani kuran mükemmeldi, hatasızdı? zamanın zeki insanları da anlamış ve muhammed'e sen bunları uyduruyorsun demişler. 1400 yıl sonra buna inananlar var hala yazık..
(bkz: sözlükteki müslümanlara çağrı).
O dönemki olaylara göre bir çok ayetin indiğini bilmeyen ve o dönem zararlı veya faydalı bir şeyin daha sonra ters etki yapacağını düşünemeyen, yıllar veya yüzyıllar sonra ters etki yapacak olan bu ayetlerin neshedilmiş olduğunu ve tamamen indirildiğinde evrensel olduğunu anlayamayacak kadar da aciz duruma düşmüş varlıklara dert olmuştur.

Kusura bakmayın ama bu kadar cehalet olamaz, ben açıklarken utandım, yazık ki ne yazık.
hala evrensel olduğu ve tüm zamanlara geldiği iddia edilen bir kitabı "o dönemki olaylar" diye başlayan cümlelerle açıklamaya çalışan zeka yoksunlarını ortaya çıkarmış olan komik ayet. olm çok gülüyorum ben size ya *
En büyük dertlerin peygamberlerin başına geldiğini çünkü takvanın dertler karşısında gösterdiğimiz sabır ve tevekkül ile artacağını bilmeyen ve en peygamberlerin efendisinin başına en büyük dertlerin geldiğini bilmeyen varlıkların asla anlayamayacağı bir durumdur.

Bu sorunların çözümüne ışık tutan ayetler sadece kendi dönemlerini değil tüm dönemleri kapsamıştır daha sonra değişebilecek durumlar için ise o ayetler neshedilmiştir.
herkesin kendine göre farklı anlamlar çıkarabildiği hatta aynı kişinin her okuduğunda farklı anlamlar çıkabildiği çok sade ve anlaşılır kutsal kitabımızın güzide bir ayetidir.
Kâfirler, nesih meselesini Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliği hakkında bir şüphe gibi ileri sürmek istemişlerdi ki, zamanımızda da hâlâ bunu takip eden kâfirler çoktur. Bu âyet, onlara cevaptır. Yani bir âyeti neshedip (hükümsüz kılıp) yerine diğer bir âyeti bedel olarak getirdiğimiz vakit ki Allah, ne indirdiğini, ne indireceğini daha iyi bilir. Onun neshi ve değiştirilmesi -haşa- bilgisizlikten değil, ilim ve hikmetindendir.

Mesela

Hurma ağaçlarının meyvesinden ve üzümlerden hem bir içki yapıyor, hem de güzel rızk ediniyorsunuz. Bunda aklı eren kavim için elbette ibret vardır. (Nahl Sûresi, 67)

Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: Onlarda hem günah, hem insanlar için faydalar vardır. Günahları ise faydalarından daha büyüktür (Bakara Sûresi, 219)

Ey iman edenler! Siz sarhoşken, ne söyleyeceğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.” (Nisa Sûresi, 43) Bu ayet-i kerime, sarhoşken namaz kılmayı men etmiştir. Bu durumda, beş vakit namazını hiç geçirmeksizin kılan bir sahabenin, gündüz iki namaz arasında içki içmemesi gerekiyordu. Aksi takdirde, yani gündüz iki namaz arasında içki içecek olsa, alkollü içkinin sarhoşluk edici tesiri geçmeyeceği için namazı kılamayacaktı. Belki yatsı namazından sonra içki içebilecekti. Bu durumda büyük bir sahabe kitlesi daha içkiden tamamen vazgeçmişlerdi. Çünkü alkole alışmış olan vücutlar, artık yavaş yavaş ondan uzaklaşıyordu.

Ey iman edenler! içki, kumar, tapmaya mahsus dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bunlardan kaçının ki, murada eresiniz.(Maide Sûresi, 90)

Bu son ayet ile alkollü içkiler kesin olarak haram edilmiştir. Sahabelerden Hz. Enes (ra.) anlatıyor: Biz içki alemindeydik. Ben dağıtıyordum. Bir adam geldi “içki haram edildi.” dedi. Arkadaşlar derhal “Şu içki kaplarını dök, temizle.” emrini verdiler. O haberden sonra kimse ağzına içki almadı.

Bu ayetler çelişki mi gösteriyor yoksa büyük bir ilmin varlığını mı?
müslümanların kendilerini ikna etmek için büyük çaba sarfetmelerini sağlayan ayet. olm zorlamayın lan, mantıklı değil işte. *
din bu 1'de geçen ayet. okurken lan hakkaten doğru mu diye arada diyanetin çevirilerine bakıyorum, hakkaten çelişkileri örtmek için çok çalışmaları lazım. fakat bu gidişle zor.