bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    herşey, tarih kitaplarının bölüm sonlarında kalmış hikayelerle başlar. atatürk, diğer ülkelerinin liderlerinin aksine, bir zamanlar çocuk olduğunu, karga kovaladığını bildiğimiz bir liderdir. sadece bu yüzden bile bizdendir. atatürk'ü sevmek o adamın gerçek olduğunu bilmekle başlar. atatürk'ü sevmek insanı sevmektir, hem de türk ya da müslüman olduğu için değil, insan olduğu için. atatürk'ü sevmek onlar bizim çocuklarımızla koyun koyuna yatacaklar sözünü duymuş annelerin gözyaşına karışabilmektir. atatürk'ü sevmek, düşmanının bayrağını ve onurunu çiğnememek, ama türk olmaktan da övünmek demektir. atatürk'ü sevmek, hep mağrur ve ayakta durmak demektir, cesur ve inatçı olmak demektir. bazen ölmenin savaşmaktan daha doğru olduğunu bilmek demektir.

    atatürk'ü sevmek demek, insanın kendisi için, ailesi için, içinde yaşadığı toplum için durmadan çalışması, çalışmayı kendine bir yol olarak seçmesi, asalak gibi yaşamaktan ölümüne korkması demektir. kısacası insan olmak, adam olmak demektir atatürk'ü sevmek, en azından adam olmak istemek demektir
    11 -3 ... pandora
  2. 2.
    GEÇMiŞi OLMAYAN ADAM OLMAK...

    Bizden
    biri...

    7 yaşındayken babasını
    kaybetti ve yetim kaldı.Yalnız ve içine kapanık biri olarak yaşamaya,
    oradan oraya sürüklenmeye başladı.

    8 yaşında okuldan ayrıldı ve
    köyde yaşadı.Zamanını tarlalarda kargaları kovalamakla
    geçirdi.

    10 yaşında yüzü kanlar içinde
    kalacak şekilde ,yeni okuldaki hocasından dayak yedi.Ailesi onu okuldan
    aldı.Sinirden ve korkudan üç gün evinden
    çıkamadı.

    17 yaşında hayalindeki okulun
    istediği bölümü için gerekli not ortalamasını
    tutturamadı.

    24 yaşında tutuklandı,
    günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına bir hücrede
    yattı.

    25 yaşında sürgüne
    gönderildi.

    27 yaşında kendisinden bir yaş
    büyük meslektaşı, kendisinin de üyesi bulunduğu derneğin çalışmaları ile
    kahraman ilan edilirken,kendisi hiç önemsenmiyordu.Doğduğu şehrin
    merkezinde rakibi törenlerle karşılanırken, o kalabalık arasında yalnız
    başına olanları izliyordu.

    30 yaşında kendisi başka
    şehirleri düşman elinden kurtarmaya çalışırken,doğduğu şehir
    düşmanların eline geçti.

    30 yaşında amiri, onu
    kendisinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasını sağladı.Yeni
    görevinde fiilen işsiz bırakıldı. Aylarca boş
    kaldı.

    37 yaşında böbrek
    hastalığından Viyana'da 2 ay hasta ve yalnız halde
    yattı

    37 yaşında komutan olarak yeni
    atandığı ordu dağıtıldı

    38 yaşında Savunma Bakanı
    tarafından görevinden atıldı..

    38 yaşında bir toplantıda
    giyebileceği bir tek sivil elbisesi bile yoktu ve başkasından bir redingot
    ödünç aldı. Ayrıca cebinde sadece 80 lirası nardı.

    38 yaşında kendisi için
    tutuklama kararı çıkarıldı.

    38 yaşında en yakın beş
    arkadaşından üçü, onun Kongre temsil heyetine üye olmaması için oy
    kullandı.

    39 yaşında idam cezasına
    çarptırıldı.

    Sonra ne mi
    oldu...?

    42 yaşında Türkiye Cumhuriyeti
    Cumhurbaşkanı oldu...!

    iÇiMiZDEN
    BiRi…

    OkuduĞunuz öykü efsanevi lider
    Mustafa Kemal Atatürk'e aittir.

    Şimdi düşünün, sizin başarılı
    olmanızı engelleyen ama Atatürk'ün karşısına çıkmamış bir engel var mı?

    Başarınızın önündeki engel
    ne?

    Paranız mı
    yok?

    Atatürk'ün de
    yoktu!

    Sağlığınız mı
    bozuk?

    Atatürk'ün de
    bozuktu!

    Çevrenizde sizi çekemeyenler
    mi var?

    Atatürk'ün de
    vardı!

    Bazı yakın arkadaşlarınız sizi
    arkadan mı vurdu?

    Atatürk'ü de
    vurdular!

    Aileniz çok zengin değil
    miydi?

    Atatürk'ünki de
    değildi!

    Amirleriniz hakkınızı mı
    yiyor?

    Atatürk'ünkini de
    yemişlerdi!

    Sizden daha beceriksiz ama
    hırslı insanlar, sizden daha hızlı yükselip size amirlik mi
    yapıyor?

    Atatürk'ün de başına
    gelmişti!

    Geçmişte bazı denemelerinizde
    Başarısız mı oldunuz?

    Atatürk de
    olmuştu!

    Hakkınızda idam fermanı
    çıktığı için mi başarılı olamıyorsunuz?

    Atatürk'ün de başına
    gelmişti!

    Gündelik hayatta
    karşılaştığımız küçük ya da büyük kişisel sorunlar büyük
    başarıların önünde engel değildir.

    Atatürk kişisel kurtuluş
    savaşı ile ülkeyi kurtarma savaşını birlikte
    götürebilmişti..

    Ona, "Para yok" dediler, "Bulunur" dedi,
    "Düşman çok" dediler, "Yenilir" dedi

    Ve sonunda tüm dedikleri
    oldu!

    Atatürk'ün Gençliğe
    Hitabesi'nde niçin, "Vazifeye atılmak için içinde bulunduğunuz şartların
    imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin,’’ dediğini sanırım daha
    iyi anladınız.

    Atatürk büyük yaşamak
    için yapılması gerekenleri de
    özetlemiş:

    "Büyüklük odur ki, hiç kimseye
    iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi
    aldatmayacaksın, memleket için
    gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe
    yürüyeceksin. Herkes senin
    aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan
    Çevirmeye çalışacaktır. işte
    sen burada direneceksin. Önünde sonsuz engeller
    yığılacaktır. Kendini büyük
    değil küçük, araçsız, hiç telakki edecek,
    kimseden yardım gelmeyeceğine
    inanarak
    o engelleri aşacaksın. Ondan
    sonra sana
    büyüksün derlerse, bunu diyenlere de
    güleceksin."
    90 -13 ... ulamemobahbi
  3. 3.
    ATATÜRK’Ü AĞLATAN OLAY

    “Ben insan Değil miyim?”
    Yıl 1922. 14 Ocak gece yarısı. Mustafa Kemal’in özel treni Eskişehir’e doğru gidiyor. Bu yolculuk bir kamuoyu yolculuğu olacak ve Gazi, savaş sonrası Anadolu’sunda bazı şehirlerin nabzını yoklaya yoklaya izmir’e gidip annesini görecek. Ve Latife’yi.
    Ama o gece çok sıkıntısı var Mustafa Kemal’in ve bir türlü uyku tutturamıyor.
    Ali Çavuş kompartımanın kapısı önünde sigara üstüne sigara içiyor. Kapıya dayanmış karanlığı seyreder ken bir yandan da kendi kendine mırıldanıp duruyor.
    “Bu işin bu kadar çabuk oluvereceğini hiç düşünmedim.
    işte, sonunda şifreli telgraf geldi. Zübeyde anamızı yitirdik. Peki, ne duruyorum. içeri girip onu uyandırmalıyım. Ama işe bak, giremiyorum. Kıyamıyorum paşama. Nasıl derim ki: ‘Anamız öldü paşam!’ diyemem. Onun yüreği anası için atar. Hep söyler. Vatanı kurtarmakla anasını kurtarmak aynı anlama gelir onun için. Kapıyı açsam, telgrafı uzatsam, ‘Paşam sen sağ ol’ desem ‘Eyvah demez mi?’ ‘Koca vatanı kurtardım ama anamı kurtaramadım demez mi?"
    Ali Çavuş, anlattığına göre birden yerinden sıçramış. içeriden bir ses geliyor. Mustafa Kemal sesleniyor.
    Çavuş kompartıman kapısını açıp selam duruyor:
    “Emret Paşam”.
    Mustafa Kemal yatağa oturmuş soruyor telaş ile:
    “Ne demeye kapıda bekliyorsun sen?”
    “Uyku tutturamadım da Paşam”
    “Annemden bir haber var mı?”
    “Az önce bir telgraf geldi dediler, şifreyi çözünce size sunacaklar.”
    “Boşuna kıvranma Ali, benden de saklamaya çalışma. Ben haberi aldım.”
    Ali Çavuş bir şey yokmuş gibi durmaya çalışıyor ve merakla soruyor:
    “Ne olan, ne haber aldın ki paşam? Hayır haber inşallah.”
    Mustafa Kemal usul usul anlatıyor.
    “Az önce dalmışım, rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk. Hep olduğu gibi bana birşeyler anlatıyordu. Birden bir fırtına çıktı. Bir sel bastırdı, anamızı aldı götürdü. Hiçbir şey yapamadım. Hiç, hiç!..”
    Çavuşu bir titremedir almıştı. Derken.. Mustafa Kemal emri verdi:
    “Çocuk! Al getir şu telgrafı, hemen!”
    Ali Çavuş kompartımandan çıkar çıkmaz, çözümü getiren görevliyle karşılaştı.
    ”Ver onu” dedi. “Paşamız bekliyor.”
    Kağıdı aldı, içeri girdi, selam durdu ve: “Sen sağol paşam” dedi.
    ”Millet sağ olsun.”
    Gözünden iri bir damla göz yaşı akıvermişti. Çavuş “Ağlama paşam” diye yalvardı.
    “Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü. Ben buna ağlarım. Ama, Anavatan kurtuldu. bununla da te selli bulurum. Benim için ikisi bir.”
    işte ben bunun için:
    ‘Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini’ diye cevap vermedim mi Namık Kemal’e? Birden Mustafa Kemal ile Ali Çavuş birbirlerine sarıldılar ve açık açık, hıçkırıklarla, içli içli ağlıyorlardı.
    __________________
    6 -5 ... ulamemobahbi
  4. 4.
    O'nu sırf şu sözlerinden sevebilirim....

    cumhuriyetin ilk kurulduğu senelerde yabancı devletlerin kralları ve başkanlarına verdiği bir yemekte garsonun yaptığı servisi yere düşürmesi üzerine bakan krallara ''bu millete herşeyi öğrettim uşaklık yapmasını öğretemedim '' demistir bu da yeter...
    5 ... evildeth
  5. 5.
    Hayatın her zerresinden keyif almayı bilecek kadar neşeli ama tüm bu keyiflerle birlikte her türlü kişisel ihtirası gençliğinin baharında elinin tersi ile bir kenara itip yurdu için yalnızlığı seçecek kadar cesur ve vatansever olduğunu anlamaktır.
    Kolaylıkla oturabileceği diktatör koltuğunu reddedip gelecek nesillere kocaman bir cumhuriyet ve demokrasinin temellerini bırakabilecek kadar kompleksiz olduğunu görmektir ayrıca.
    Mustafa Kemal'i sevmek demek,koşullar ne olursa olsun her zaman herşeyin yapılabileceğini kavramak,gerektiğinde herşeyden ve herkesten vazgaçmemizi gerektiren değerler olduğunu hatırlamak demektir.
    Gazi Paşa'yı sevmek demek,vatan satılmadan da "muasır medeniyetler seviyesine" ulaşılabileceğini bilmek demektir.
    O'nun da etten ve kemikten olduğunu unutmamaktır.Aşık olabileceğini,bir kadeh rakı ve biraz beyaz leblebiden sonra ortaya çıkıp zeybek oynayabileceğini unutmamaktır.
    Mustafa Kemal'i sevmek, size kocaman,değeri asla hiçbirşeyle kıyaslanamayacak bir miras bırakmış
    Gazi dedenizin resmine bakıp her 29 Ekim'de "Vardar Ovasi" dinlerken ruhuna rahmet dilemek demek.
    5 ... mavi
  6. 6.
    ben onun azmini severim...hatayın anavatana katılmadan önceki dönemde bir resepsiyonda otururken yan masasındaki fransız elçisini gözleriyle kesmeye başlar...ve uygun zamanı bulunca ona dönerek(çok iyi fransızca bilmesine rağmen).."git yetkililerine söyle hatay bizimdir..hiçbir kuvvet hatayın anavatana dönmesini engelleyemiyecektir..boşuna uğraşmasınlar"
    2 ... d@nte
  7. 7.
    ilkokuldan itibaren haydi cocuklar mustafa kemali sevin sevin diye empoze edilmesin, once o insan neler yapmis, bize ne demek istemis iyice anlatılsın ki biz kendimiz tanıyarak anlayarak sevelim onu, başkası dedi diye degil.
    1 ... optimus prime
  8. 8.
    laikligi sevmektir.

    (bkz: emine erdogan basini acsin)
    -2 ... posion
  9. 9.
    nefes almak gibidir.
    3 ... fth
  10. 10.
    yıllardır gerçekleştirdiğim eylem.

    edit: doğduğumdan beri diyiyimde, millet başıma üşüşmesin. *
    ... maksat muhabbet