bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. .
    rasim özdenören'in bir kitabı.

    kitaptan alıntı ola ki:

    'Günümüzde bir kısım müslümanlara anlatmakta güçlük çekilen husulardan biri de , islam-dışı bir toplum düzeninde yaşadığı gerçeğini vurgularken ortaya çıkıyor. Bu iddiaya karşı öteden beri hep aynı gerekçeleri öne sürerler ve derler ki; camiye gidebiliyoruz , orucumuzu tutuyoruz, zekatımızı veriyoruz, elimizden gelirse hacca gidiyoruz; bütün bunları yapmama müsade ediliyorsa, islam'ın şartlarını yerine getirmem hususunda daha ne isterim? Bunları yapmaktan kimse beni yasaklamıyor.

    Oysa bütün bunları mesela Amerikan toplumunda da yerine getirmek mümkündür. Bütün bu şartları ihlasla yerine getirmenin bizi msülüman kılacağı şüphesiz bir gerçek olsa bile, bu gerçekten ancak ve münferit müslümanların zuhur etmiş olacağını, oysa sorunun bunun üstünde ve dışında olduğunu nasıl anlatırsınız?

    1977 yılında , bir bakanın gazetelere intikal etmiş bir demeci vardır. Sayın Bakan buyuruyorlar ki: ''AET''ye (şimdiki AB) girmek bizi müslümanlıktan çıkarmaz'' Elbette çıkarmaz . Yanlız AET'ye girmek mi? Ülke fiilen işgal altına alınsa , bu da kimseyi müslümanlığından etmez. Yanlız işgal altına almak mı? Savaş esiri olarak ülkenden çıkarılman ve kefere diyarında fiilli bir esaret hayatı yaşaman da seni müslümanlıktan çıkarmaz. Konu, bir tek müslüman ferdi hayatı ilgili bir durum değil ki; onun dışında , ayrı bir konu. Bu bir hayat tarzı sorunu.

    Buradaki yanılgının kökeni sanırım şudur: Asr-ı Saadet'te, islam'ın başlangıç dönemlerinde müslüman olmak zorbalıkla önlenmeye çalışılıyordu. Şimdi kimsenin müslüman olup olmamasına karışılmaması böyle bir yanlış anlaşılmaya yol açıyor. Fakat burada , şu fark gözlerden kaçmaktadır: Asr-ı Saadet'in müslümanları putperest düzene karşı fiilen savaş halindeydiler. içinde yaşadıkları düzeni , islami esaslar doğrultusunda değiştirmek istiyorlardı. islam, o toplum düzeni için tamamen yeni bir hadise olduğundan , müslümanların namazları bile tehlikeli görünüyordu. Çünkü her namaz , mevcut düzene karşı bir meydan okuma , bir tebliğ niteliğindeydi. Oysa bu gün müslümanın namaz kılması tehlikeli sayılmıyor. Niye? Namazın hakkını verebilip veremediğimiz gerçeğiyle ilgili hikmeti bir yana bıraksak bile ; bir ibadet olarak namaz olsun, öteki ibadetler olsun, ''secular'' zihniyetin müsamahası çerçvesinde değerlendirilmektedir. Namazı kılan da, kılınmasına müsade eden de aynı zihniyet çerçevesinde düşünmeye şartlanmışlardır. En katı olanlar bile, namaz kılma hadisesine , çok çok zararsız bir itikat ve ibadet gözüyle bakmaktadırlar. Çünkü islam onların gözünde , artık varlığıyla yokluğu birbirine denk bir ölü kültür müessesesidir.

    Müslümanlar, süregelen gidişata müdahale etmedikçe , kendilerine en aykırı düzenler içinde bile müslüman olarak yaşayabilirler; Marksist bir toplum düzeni içinde bile. Nitekim bu gerçeği kavramaya başlamış olan Marksistler , kendi düzenleri içinde birer yurttaş olarak yaşayan çeşitli din mensuplarına göz yumabilmektedirler. Fakat mesele bir ''yaşama tarzı'' biçiminde ele alnırsa , aynı ölçüde müsamahakar davrnacaklarını farzetmek mümkün mü?''


    RASiM ÖZDENÖREN/ MÜSLÜMANCA YAŞAMAK

    (9. Baskı / iZ YAYINLARI)

    sf. 22-23
    ... zwystone
  2. .
    zordur, cilelidir, bazen avantajlidir, bazen de dezavantajdir.
    ... aufwiedersehen