1. 1.
    …işçilerin yaşadığı dış mahallenin dumanı ve yağ kokusu içinde, fabrikanın düdüğü her gün böğürüp titreşirdi. Asık suratlı, kasları yorgun insanlar, ürkütülmüş hamam böcekleri gibi telaşla dışarı fırlardı kül rengi evlerden. Alaca karanlığın soğuğu içinde, kaldırımsız sokaklardan, kara pencereleriyle sakin ve kayıtsız bekleyen yüksek taş binaya doğru giderlerdi. Adımları şaklardı çirkefte. Uykulu, boğuk haykırışlar karşılardı onları, ağır hakaretler savrulurdu.

    Maksim Gorki ihtilal öncesi Çarlık Rusya’sını anlatıyor Ana adlı romanında. Çarlık Rusya’sını Ekim Devrimine götüren süreci, edebiyatın gücüyle, kaleminin kusursuz betimlemeleriyle, insanın içine işleyen Rusya soğuğu kadar, yadsınamayacak gerçeklikte hissettiriyor. Sanat ve sanatın bütün alanları toplumu yansıtmalı ona ayna tutmalıdır. William Sheakespeare’in de dediği gibi “Sanat hayata ayna tutar“. Bastırılmış olan bütün duygular ve fikirler, sesi sedası çıkmayan ezilenler, bütün cılız, kısık kalmış feryatlar, cesur ve her daim muhalif sanatçıların eserlerinde canlanmalı ve haykırmalıdır. Sanatçı geçmişte ve günümüzde örneklerini sıkça gördüğümüz şekliyle; yönetenin, gücün, iktidarın şemsiyesi altında kabını kacağını dolduran menfaatperest, aciz ve zavallı yaratıklar olmamalıdır. Sanatçı Gorkidir; sanatçı ekonomik kaygısı ve hiçbir korkusu olmayan, gücün değil toplumun ve tüm ezilenlerin yanında olandır.

    Gene de duyardım toprağın diplerinden
    Uzak bir gök gürültüsünün bulanık sesi gibi
    Mahmuzlanan atların kişnemesi gibi
    Çözülüp eridiğini bin yıllık buzların

    Valery Bryusov’un Ekim 1917 şiirinden.
    1 ... ches dialectical