bugün

norveçli yönetmen petter naess'in eseri. keyfin ötesini yaşatıyor. artık; hayvanlar alemine daha sıcak bakıyorum. 'erkek değil misiniz hepiniz aynısınız' sloganlarından kendimi uzak tutuyorum. hayatımı ifade eden en güzel rakamları belirlemeye çalışıyorum. biraz deliliğin kimseye bir zararı olmadığını bilakis hayatı daha yaşanılır hale getirdiğini daha iyi anlıyorum. öyle ki, kahkahamın ekosunu bile değiştirdim. evet, bu sadece bir filmdi lakin filmler hayattan beslenmez mi?

nitekim ütopik ögeler ihtiva etmeyen, film ötesi.

son bir naçizane yorum; eternal sunshine of the spotless mind'a basabildiği kadar rakamla basar.
hikayesi ve oyunculuğuyla döktürmüş film.böyle güzel sıcak bir filmin * puanının 6.9 olması ilginç.
http://www.imdb.com/title/tt0392465/
kanımca pek bir güzel filmdi. oyunculuklar harikaydı. hep olsun hep izlerim...
Izzie: "Bak Donald, senle nereye kadar gidebiliriz hiç bilmiyorum.
Donald: Lunaparka gidebiliriz.."
josh hartnett ve rodha mitchell'in harikalar yarattıgı filmdir. izzy'nin gülme efekti, donald'ın bakışları icin izlemeye degerdir. özellikle donald'ın rahatlamak icin sectigi yol ise uygulamaya degerdir.*
filmle alakalı ön bilgi icin;
(bkz: asperger sendromu)
(bkz: mozart ve balina)
hani her aşk filminde, aşkın önünde bir engel vardır ya;

işte bu filmde,

aşkın önünde hiçbir engel duramıyor.
asperger sendromu gibi otistik spektrumun bozukluklarından birini şirin göstermiş filmdir, gerçekleri saptırmasından dolayı lanetlenesidir.
bilmem kaç zaman önce tvde izlediğim tekrar izlemeyi kafama koyduğum film. kafama dank dediğine göre, beğenmişim konuyu anlatış stilini, oyunculukları falan. tekrar izleyip baştan sona analiz etmeli. bunu hak ediyor sanırım.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.