bugün

Scarlett johansson ve adam driver ın başrollerini paylaştığı dram filmi. Evli çocuklu bir çiftin boşanma süreçlerini anlatıyor. Netflix’de yayınlandı ve oscara aday gösteriliyor. Hayat gerçekten anlık kararlardan ibaret bunu anlıyorsunuz izlerken. Herkesin örnek gördüğü bir çift, aslında bariz kavgalar sebepler yok. Ama olmuyor bir noktadan sonra insan kendi için devam etmek istiyor. Beni bir çok konuda sorgulamaya itti film. Bu arada bu boşanma sürecinde hiç taraf tutamıyorsunuz. avukat sahneleri belki de birer eleştiriydi, velhasıl harika.
Günümüz ilişkilerinde ve evliliklerinde artık birlikteliğin belki de farkına varmadan nasıl sona geldiğini iyi anlatan bir film. iki başrol oyuncusu da gerçekten güzel performans sergilemiş.

Kısmi spoiler içerir:

Ayrılıkların sonunda ama genellikle kaybeden/yıkılan/yalnız kalan taraf erkek oluyor. Kadınlar ise erkeklere göre çok daha çabuk bir şekilde adapte olup, yeni bir başlangıç yapabiliyor.
Evlilik üzerine bu kadar gerçekçi detaylar ve ince ince işlenmiş karakterler barındıran başka bir film izlemedim sanırım son zamanlarda. Puanım 7,8/10
Benim için güzel bir korku ve gerilim filmidir. Bekar olmama rağmen sarsmıştır. Kısacası bekarlık sultanlıktır temasında güzel bir film.
gerçekçi hikayeleri ben daha çok severim, senden benden karakterli filmler benim için candır.
marriage stroy de böyle bir film. film eşler boşanmak üzereyken başlıyor. hikaye o kadar doğal, o kadar yalın anlatılmış ki ben hayran oldum tabi ki bunda en büyük etki senaryonun çok sağlam bir zemine oturmuş olması. ayrıca film de çok net bir şey var, tarafsızlık... 3. bir göz ile çift olmak nasıl bir iştir bunu izliyorsunuz.
özellikle evli arkadaşlara bu filmi tavsiye ederim.
hiç bir eleştirmiyorum ? eleştiriyorum, özellikle çocuk kısmını... orada olması gereken şeyler olmamış. ama ben filme "3. bir gözün ile çift olmak nasıl bir iştir" kafasıyla yaklaştım. o yüzden bu kısıma çok takılmadım. zaten filmde de sırıtmıyor. nedir bu kısım diye soracak olursanız filmi izlemelisiniz. çocuk önemli...
bu filmi izleyen çiftlerin hemen hemen hepsi, hemcinslerini haklı buluyor. yine muazzam bir uyuşmazlığı tetikliyor.
bir film.

düşünü kurduğun hayattan alakasız, kendini genel olarak ikinci plana attığın ve bunu farketmeni önleyecek tarzda tekrarlayıcı günlere uyanmak ne üzücü.
filmdeki akış, gerçek hayattan bir kesit gibi sunulduğundan içim karardı. "dönüşü yoook beraberce karar verdikk ayrılmaya" durumuna gelene kadar uyarı levhaları gözardı edilmiş, en sonunda tanzim işaretlerine denk gelinmiş gibi. dönüşü olmayan yollara nasıl gidiyoruz ve ne diye?
bilemiyorum.
adamın söylediği şarkıyı beğendim. tekrar dinleyip uyuyayım.
kaliteli oyunculuklar içerse de belli başlı avukatlardan tiksindirmek haricinde net bir duygu uyandıramamış filmdir şahsım için.

partnerler arasındaki çatışmanın içi biraz boş kalmış sanki, veya içinde bulunduğum sosyal hayat gereği ben pek bağ kuramadım. bilemiyorum.

belki biraz "o da dert mi be" gibi bir kafa yapısına toplum olarak daha uygun olduğumuz için ilişkilerin temelindeki bazı detaylara kafa yormak üşendirici geliyor bize.

sonuca gelince; film olarak ya da senaryo dalında pek şans vermesem de özellikle adam driver'ın oyunculuğundan bir ödül alma ihtimalini yüksek gördüğüm film.
o kadar çok şey söylenebilir ki film hakkında nasıl başlasam bilemedim...
"ı have been loving you" tanıtım videosu(trailer) şarkısıyla başlayayım bari. filmler ve müzikleri denince akıllara gelecek türden bir şarkı seçilmiş.
"hayatta olmak" üzerine kurgulanmış, insan duygularına dokunmayı amaç edinmiş sağlam konusu ve replikleri olan film izlemeyeli uzun zaman olmuştu. bana 90'lı yılların ortalarında yapılmış "insan"ı merkeze alan filmleri hatırlattı.

kadının; eş,anne, iş kadını olarak var olmaya çalışırken geçirdiği iç buhranı ve kendini bulma sürecini işlerken; erkeğin baba olduktan sonra sorumluluklarının artmasıyla birlikte evliliğinde ve kendi hayatında neleri ikinci plana atmak zorunda olduğunu ama bunu dile getirmemesinin ne gibi bir soruna yol açabileceğini anlatmış.

sanıldığının aksine boşanma sürecindeki "avukatlar" avukatlara hakaret etmiyor çünkü onlar filmde avukatı değil" toplum baskısı"nı temsil ediyorlar yani bir metafor olarak konuşuyorlar. bu nedenle üç farklı tip avukat görüyoruz. hatta nora'nın duruma göre tavır değiştirmesiyle birlikte dört farklı avukat. avukat nora bir bölümde öyle şeyler söylüyor ki ayağa kalkıp alkışlama hissi uyandırıyor.

"kusurlu bir baba kabul görür. kabul edelim iyi baba kavramı çıkalı 30 yıl oldu.ondan önce babalardan sessiz, namevcut ve güvenilmez ve bencil olmaları beklenirdi. farklı olmalarını istediğimiz kesin. ama bir bakıma onları kabulleniyoruz. onların kusurlu yönlerini seviyoruz. ama aynı kusurlar annelerde kabul görmüyor. ne maddi ne de manevi açıdan kabul görüyor. çünkü yahudi-hıristiyan kökenlerimiz isa'nın annesi meryem'e dayanıyor. o kusursuz. çocuk doğuran bir bakire. çocuğunu ölene kadar destekliyor ve öldüğünde cesedini kucağında taşıyor. baba ortada yok. sevişmeye bile gelmemiş. tanrı cennette. çocuğun babası ve ortada yok. o yüzden sen kusursuz olmalısın. charlie(eşi) hıyarın teki bile olsa fark etmez. senin kıstasın daima yüksek olacak!"

oyunculuklar zaten kusursuz. adam driver'ın filmdeki gibi gerçek yaşantısında da bir brodway öyküsü varmış.
Nasıl ya? Böyle bitmemeliydi...
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.