1. .
    mankafalar tarafından dolandırılmış hissediyorum kendimi
    sanki gerçeklik
    şanslı ve avantajlı başlayan
    ufak adamların malıymış gibi,
    ve soğukta oturup
    bir çit kenarındaki mor çiçekleri
    merak ediyorum
    diğerleri
    altın ve Cadillac''larına
    ve hanım arkadaşlarına yenilerini katarken,
    ben palmiye yapraklarını
    mezar taşlarını
    ve koza-misali bir uyku çekmenin
    değerini merak ediyorum;
    bir kertenkele olmak
    yeterince kötü olurdu
    güneşte kızarıyor olmak
    yeterince kötü olurdu
    ancak insan-boyutuna ve insan-yaşamına
    uygun yaratılmak kadar
    kötü olmazdı
    ve oyunu oynamayı istememek
    kadar, makineli tüfekleri ve kuleleri
    ve mesai kartı saatlerini istememek,
    araba yıkatmayı istememek
    diş çektirmeyi
    bileğe takılacak bir saati, kol manşetlerini
    bir cep radyosunu
    cımbızı ve pamukluyu
    iyot şişesi dolu bir dolabı,
    kokteyl partilerini
    bir önbahçeyi
    birlikte söylenen sarkılan
    yeni ayakkabıları, yılbaşı hediyelerini istememek kadar,
    hayat sigortasını ve Newsweek dergisini
    162 adet beyzbol maçını
    Bermuda''da bir tatili istememek kadar.
    istemeye istemeye,
    bence mor çiçekler benden
    daha iyi durumda
    kertenkele daha iyi durumda
    koyu yeşil hortum
    herdem canlı otlar
    ağaçlar kuşlar,
    kaymak-güneşin altında hayal kuran
    kediler
    daha iyi durumda benden,
    şimdi bu eski ceketi giyip
    sigaralarımı
    anahtarlarımı
    ve dönüş haritasını el yordamıyla bulup,
    çıkıyorum dışarıya
    kaldırımda yürüyorum
    idamına giden bir adam gibi
    kendinden emin,
    üstüne gidiyorum
    korumalar olmadan yanımda
    sürüyorum arabamı
    saatte 70 mille üstüne,
    manevra yapıp
    küfrederek
    küller saçarak,
    yanan, ölümcül her şeyin
    ölümcül küllerini saçarak,
    tırtıl bu kadar dehşeti
    bilmez
    karınca orduları
    daha cesurdur
    yılanın öpücüğü bu kadar aç gözlü
    değildir,
    ben sadece gökyüzünün beni
    daha fazla daha fazla yakmasını istiyorum
    yakıp tüketsin ki güneş
    sabah altıda doğup
    geceyarısını geçerken batsın
    daima açık, sarhoş bir kapı misali,
    üstüne sürüyorum arabamı
    istemiyorum onu
    yetişiyorum ona yetişiyorum
    bu arada kedi
    geriniyor
    esniyor
    ve başka bir rüyaya dalıyor.
    charles bukowski
    2 ... demester