1. 1.
    --spoiler--
    Sivas Katliamı ya da Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin yakılması ve 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetmesi ile sonuçlanan olaylardır. [1]

    Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu pek çok sanatçı ve fikir insanı dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente geldi. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi. [2]

    Binlerce kişiden oluşan karşıt grup, Kültür Merkezi'nden yeniden Hükümet Meydanı'na geldi. Hükümet Konağı'nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı. Madımak oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan kişilerden, aralarında Asım Bezirci [3], Nesimi Çimen [4],Muhlis Akarsu [5], Metin Altıok [6] ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. itfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin, merdiven trabzasındaki görevli tarafından darp edilip, merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan azgın kalabalığa doğru itildi.[7] Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç girişiminden araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.

    Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi yaşamını yitirdi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen 2 günlük sokağa çıkma yasağı ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.
    --spoiler--
    2 -1 ... babavepic
  2. 2.
    --spoiler--
    "Olaylar var, taşlar yağıyor, bir iki el silah patladı. Bir kadının polise doğru ateş ettiğini gördüm. Onu takip ettim ve yakaladım. Askerin birisi G-3'ü göğsüme dayadı, 'Bize ateş eden bu.' dedim. 'Bırak.' dedi. Sırtında sahra telsizi vardı. Bunun üzerine tugay komutanına gittim. Anlattım, o askerin boyunu posunu da tarif ettim ama hiç işlem yapılmadı. Bunlar zapta geçmedi. Olayın takibi yapılmadı."
    --spoiler--

    http://zaman.com.tr/haber...u-dayayip-elimden-aldilar
    2 -2 ... ascended
  3. 3.
    Serdar ARSEVEN / VAKiT

    Ergenekon iddianamesinde derin devlet tezgahı olduğu gözler önüne serilen Sivas olaylarının yıldönümünde anma töreni bahanesiyle gerçekleştirilen etkinlikte açılan bir pankart, tüm ülkede ve özellikle de BBP camiasında büyük tepkiye sebep olmuştu. “Gülerek yaktın, donarak öldün” pankartıyla sergilenen alçaklığa milyonlar tepki gösterdi. iğrenç pankarta tepki gösterenlerden biri de, Kahramanmaraş'ın Nurhak ilçesine bağlı Tatlar Beldesi'nde yaşayan Bülent Kaya oldu. Bülent Kaya, Sivas olaylarının ardından hayatı yepyeni bir istikamete giren bir vatandaş. Onun ilginç hayat hikayesinin Sivas olaylarıyla ilgili kısmı, “2 Temmuz tahrikçileri” arasında yer alışıyla başlıyor. O günlerde koyu bir CHP taraftarı olan ve hatta yönetim kadrosunda yer alan Bülent Kaya, “tahrikçiler” arasında gittiği Sivas'ta, gösterilere sahne olan Madımak Oteli'nin içindeki topluluktaydı.

    MADIMAK VE O GÜN

    Otel perdelerinin alev alması sonucu otelin giriş kısmı ve sonrasında koridorları dumana boğulmuştu. Aralarında Bülent Kaya'nın da olduğu grup, duman baskısından dolayı otelin uzak köşelerine yöneldiler. işte bu arayış, Bülent Kaya ve diğerlerinin BBP il Başkanlığı mensupları tarafından kurtarılmalarına vesile olmuştu.

    işte Bülent Kaya, tahrikçi grubun içinde Sivas'a gelen, otelin içindeki hengameyi yaşayan ve BBP'liler tarafından duman zehirlenmesinden kurtarılan bir eski CHP'li. Rahmetli Yazıcıoğlu'nun bu olaylar sırasında arkadaşlarına olayları yatıştırmak ve mümkün olduğunca fazla insanı kurtarmak için talimat vermesi, o güne kadar haklarında olumsuz düşünceler içinde olduğu BBP'lilerin son derece müşfik tavırlarına muhatap olması, onun duygu ve düşünce dünyasında büyük değişimlere vesile olmuş. Öyle ki, o bugün bir BBP yöneticisi.

    Biz, bu ilginç hikayenin sahibi Bülent Kaya ile yüz yüze görüşebilmek için Kahramanmaraş'ın Nurhak ilçesine bağlı Tatlar beldesine gittik. Ve bu ilginç hikayeyi sahibinden dinledik. isterseniz, bu genel toparlamanın ardından, sözü, “Gülerek yaktın donarak öldün” pankartının ruhunda yol açtığı sarsıntıyı ve üzüntüyü dile getirerek konuşmasına başlayan Bülent Kaya'ya bırakalım...

    O, Sivas'ı yakmak için giden CHP'liler arasındaydı. Koyu bir CHP'liydi. 2-3 Temmuz Pir Sultan şenliklerine katılmayı bir görev bilmişti. O güne kadar dindarlara hep yan gözle bakmıştı. O anlarda... Madımak Oteli'nin koridorlarını dumanların sardığı anlarda, kurtuluş yolu olarak, BBP il Başkanlığı'nın arka tarafındaki küçük pencereyi gören grup içinde o da vardı.

    O günlerin “laikçi aydın”ı, günümüzün samimi tövbekarı Bülent Kaya, Sivas olaylarının öncesini, olayların meydana geldiği saatleri ve sonrasını bütün ayrıntılarıyla kendisini Kahramanmaraş'ta ziyaret eden Ankara Temsilcimiz ve yazarımız Serdar Arseven'e anlattı. Sözlerine; “Öncelikle ‘Gülerek yaktın, donarak öldün' pankartını açan soysuzları protesto ettiğimi belirtiyorum” diyerek başlayan Kaya anlatıyor:

    “CHP ekibi olarak, Kültür merkezindeki toplantıya katıldık. Aziz Nesin konuştu. O dine ve dindarlara hakaret ediyor, biz o bilinçsiz halimizde alkışlıyorduk. Ali Balkız filan hepsi hakaret etti, biz alkışladık. Ertesi gün, Kale Camii'nde gerginlik yaşandı. O zamanki bizimkiler, ezan okunurken ezanı bastırmak için davul zurna çalıyorlardı. Şeytan Ayetleri'ni yayınlamasından dolayı Aziz Nesin'e zaten tepki vardı. Bir de bunlar olunca, tansiyon iyice yükselmişti.”

    MADIMAK OTELi'NDEYDiM

    “Madımak Oteli'nin önü ana baba günüydü. Ben sosyal tesislerde oturuyordum. Allah-u ekber sesleri geldi. Camlara taşlar atılıyordu. Bir ara dumanlar gelmeye başlayınca, sağa sola kaçıştık. Ben, bir grupla birlikteydim, bir pencere mi ne bulduk. Baktık, pencereyle karşıdaki pencere arasında bir tahta var. Önce bazı arkadaşlar geçti, ben de hemen arkalarından geçtim. Bir baktım, orası BBP il Başkanlığı imiş. Yanımda Arif Sağ vardı. Telaş içinde, kurtardıkları için Büyük Birlik Partililerin ellerine sarılıyordu. Ankara'ya gider gitmez ilk yapacağı işin Yazıcıoğlu'na teşekkür için gitmek olacağını söylüyordu. O arada Sivas il Başkanı Gaziantep'te bulunan merhum Yazıcıoğlu'nu aradı. Yazıcıoğlu'nun direktiflerini alıyordu il Başkanı. Yazıcıoğlu'na ‘Otuz otuz beş kişiyi otelden buraya aldık' bilgisini veriyorlardı. Başkan da onlara, ‘Gelenleri kapıya çıkartmayın, olaya siz de karışırsınız. Gelenlerin yemeğini, çayını, bütün ihtiyaçlarını karşılayın. Hepsine çok iyi davranın. Dışarıya çıkmalarına da izin vermeyin, başlarına bir şey gelmesin' talimatını veriyordu. Başkan, ‘Tamam başkanım, izin vermeyiz' diyordu.”

    ARiF SAĞ BENiM YANIMDAN iNÖNÜ'YÜ ARADI

    Biz BBP'liler tarafından kurtarılanlar olarak 35 kişiydik. Heyetin lideri pozisyonunda olan Arif Sağ, o zamanki Başbakan Yardımcısı Erdal inönü'yü aradı. inönü kendisine, ‘Güvenliktesiniz, orada kalın, papuç bırakmayın' filan demiş. Ben kendisine, ‘Oyuna geliyoruz, Sayın Sağ. inönü'nün dediğine inanmayın, büyük bir tezgaha düştük, bizi yine BBP'liler kurtardı' dediğimi hatırlıyorum.

    “Arif Sağ, o gün BBP'lilerin neredeyse ayağına kapanıyordu. Teşekkürler yağdırıyordu. Sonraları, ‘BBP'liler bize tekme vurdular' filan dediğini duyunca, ‘vay be, dünyaya bak' diye düşündüm. isteselerdi, hepimizi öldürtürlerdi. Bizi dışarı bırakmaları yeterdi. Orada bize yaptıkları insanlığın karşılığı olarak, böylesine doğru olmayan ifadelerin kullanılmasını aklım almıyor.”

    ETKiLENDiM, BBP'Li OLDUM

    “Ankara'ya dönüş yolunda düşünüyordum. Biz buraya niçin gelmiştik. Müslümanların değerlerine hakaret etmek için mi?.. Bu kışkırtıcılığın sebebi neydi?.. Kimi kime vurdurmak istiyorduk? islam'ı niçin tehdit olarak görüyorduk? Bunlar iyi insanlardı. Biz mi kötüydük? Biz mi birilerinin oyununa geliyorduk? Bunların muhasebesini yapa yapa geldim, Ankara'ya. Cenaze törenleri yapılıyordu. Cami avlularından yuh sesleri yükseliyordu. Bunlardan, bu sözde laiklerden soğumuştum. Koca Sivas'ın oyuna getirildiğini, Sivas'ın yakıldığını düşünmeye başladım. Vicdanım da rahatsız olmuştu. Her yıl Banaz'da yapılan şenliklerin Sivas'a alınmasının arkasında laiklik değil bölücülükle ilgili hesapların olduğunu düşünmeye başladım. Hemen CHP'den istifa ettim. O günlerde Kahramanmaraş Nurhak ilçesinde yöneticilik yapıyordum. Hemen bıraktım. BBP'ye geçtim. 1994 seçimlerinde, BBP'den Tatvan Belediye Meclis üyesi adayı oldum ve seçildim. 1995'te Nurhak BBP Teşkilatı'nı kurdum ve başkanı oldum. 1999 ve 2002 genel seçimlerinde BBP Kahramanmaraş adayı oldum. 2002 Kurultayı'nda Merkez Disiplin Kurulu üyesi, 2004'te Merkez Karar Yönetim Kurulu üyeliğine seçildim. Halen, bu partide görev yapıyorum. CHP'den tövbe ettim . ”

    http://forum.kanka.net/ar...e/index.php/t-849645.html
    5 -1 ... nikimyirmikarakterli
  4. 4.
    20. yılında davasının zaman aşımına uğrayabilmesi gibi bir canilikle karşı karşıya olan insansızlık olayı.

    35 kişinin yanarak veya türlü şekillerde can verdiği bu insan dışı olayın, davasının kapanmasına ve buna da tüm "insanlık" olarak bakakalmamızdır. *
    -1 ... mechancs
  5. 5.
    madımak olayı
    1 -1 ... jimi tudeski
  6. 6.
    http://haber5.com/medya/s...ki-37-kisi-yanarak-olmedi
    1 ... jimi tudeski
  7. 7.
    omurgasız vakit gazetesi ve benzer çevrelerin sivas katliamı'nı tanımlama şekli.
    4 -4 ... ahlaksiz ve sorumsuz
  8. 8.
    (bkz: sivas katliamı)

    bugünlerde kendilerini muhafakazar demokrat olarak gören ılıkların nedense dersim olaylarına kadar inerken daha yakın tarihli olup görmezden geldikleri katliam.
    2 -1 ... sinirlenmicem
  9. 9.
    işin doğrusu müslüman bir yerde müslümanların iÇerisinde ezanı bastırmak iÇin davul zurna Çalarsan, hakaretler edersen ortalık karışır. Aziz nesin gibi bir avam'ı aydın filan değildir şahsımca bu olayın sorumlusu olarak görüyorum ben. Orda 35 kişi yanarak boğularak can verdi. Ateistti yahut aleviydi ilgilendirmez ama insandı onlar. insan olmak kutsal değerlere hakaret etmemeyi, özgür düşünceyi gerekli kılar. Charlie hebdo olayı neyse madımak olayı da odur. Kutsal değerlere hiÇ bir inancın kutsalına hakaret edilmez. Lakin bu olayın altında programlı tasarlanmış bir olgu, bu olayı düzenleyen, provake eden 35 kişinin canına mal olan şerefsizlerin allah belasını versin. Halkı galeyana getirenlerin, aziz nesin'i oraya sokanların, ateşe körük basanların, bu olayı düzenleyenlerin allah belasını versin. Siz beşiktaş derbisinin olduğu gün Çarşı'da beşiktaş a küfür ederseniz ortalık karışır. O gün de böyledir ve insanlık tarihinde bir ayıp olarak yerini almıştır. Ölenler ateist alevi hristiyan protestan ne bok olursa olsun insandır ve orada yanmamalıdır. 3 temmuz 1993 gününün kara lekesidir.
    2 -2 ... selanik muaciri
  10. 10.
    bugün yıldönümü olan olay.

    Evet çapulculardan yine mağduriyet mesajları bekliyoruz.
    3 -2 ... kobra nejded