bugün

Üstad kadir mısıroğlu nun su götürmez gerçekli sözü. Yakında kokukarı çıkacaktır.
Amerikan mandası isteyen Sevr imzacısı gereksizlerin sıçmığı.
mondros zafer miydi de osmanlı imzaladı ? serv kazanç mıydı da sultanınız imzaladı ? serv oğlu mondroslar kalkmış lozan'ı eleştirir olmuşlar. biz burada bir iki padişahtan bahsedince sizin aklınıza hemen fatih, kanuni geliyor. ulan onlarda bizim atamız, biz osmanlıya düşman değiliz fakat mondrosların, servlerin zamanındaki padişahları da fatihle, orhan gaziyle bir tutan sizin gibiler asıl kendi tarihinize düşmansınız.
lozan hezimettir de karlofça anlaşması başarı mıdır diye adamı düşünceler sevk eden vs vs
Kılavuzu mısıroğlu olanın burnu koçandan çıkmaz.
Eğer sevre göre bakıcaksak Lozan efsanevi bir anlasmadır. Ama eger tek tek ele alicaksak malesef lozanda çok kusur var.
Sevr 'i kabul etmiş kişiler için hezimettir tabi...

Büyük bir hezimete uğradılar...
Salı günü "Lozan ihaneti Ne Zaman Konuşulacak?" diye sormuş ve ismet Paşa başkanlığında Lozan'a gidip anlaşmayı imzalayan heyetin, Lord Amery'nin ifadesiyle "tam kapıdan çıkarken müşterinin verdiği fiyata razı olan halı tüccarlarından farksız davranıp", 12 milyon kilometrekare vatan toprağını nasıl tek tek elden çıkardıklarını yazmıştım.

Öyle ki Çanakkale'de ingilizlerin çıktığı Anzak Koyu'ndaki Arıburnu'nda, 1500 metrekarelik tabii liman ile iki arsa ingilizlere hediye edilmişti. Siz "hediye" sözcüğü yerine başka bir kelime kullanabilirsiniz.

Ama Lozan'da Türkiye'ye atılan kazık bununla sınırlı değildi.

Anadolu'yu işgal edip Polatlı'ya dek ilerleyen Yunan ordusunun verdiği hasarı, zarar ve ziyanı kurulan bir komisyon hesapladı. O zamanki parayla 5 milyar liraydı. 1923 yılında bir Osmanlı altınının 7 lira olduğunu düşünürseniz Yunan ordusunun bu ülkeye verdiği zarar 4 bin 762 ton altındı. Bugünkü parayla 190 milyar dolar.

Barış görüşmeleri için oturulan masada tam da bunun için, yani Yunanistan'ın Türkiye'ye savaş tazminatı ödemesiyle ilgili bir madde var. Ancak ismet Paşa, milletin kesesinden, cebinden, onun döktüğü kan ve kaybettikleri üzerinden sorumsuzca hovardalık yaparak 190 milyar dolar değerindeki zarar-ziyanı bağışladı. Hem de kimse bu teklifi yapmadığı hâlde. Yunanistan'ın bu parayı ödeme ihtimalinin bulunmadığını ifade ederek Türkiye'nin tüm haklarından, alacaklarından vazgeçtiğini belirterek bu saldırgan ülkenin borçlarını bir kalemde sildi.

işte o madde:

"Madde 59-Yunanistan, savaş yasalarına aykırı olarak Anadolu'da Yunan Ordusunun ya da yönetiminin eylemlerinden doğan zararların onarımı yükümünü tanır.

Öte yandan, Türkiye, Yunanistan'ın savaşın uzamasından ve onun sonuçlarından doğan parasal durumunu göz önünde tutarak onarım konusunda Yunan Hükümetine karşı her türlü talebinden kesinlikle vazgeçer."

Düşünelim. Yunanistan'ın ülkeye verdiği zarar 4 bin 762 ton altın olarak hesaplanıyor. Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin altın rezervi 400 ton civarında.

ismet Paşa, bu "âlicenap"lığının karşılığını aldı mı dersiniz? Nerede? Osmanlı'nın, bugünün parasıyla 40 milyar dolar değerindeki borçlarını kabul etmekte bir sakınca görmedi.

Peki, Türkiye Yunanistan'dan daha iyi durumda mıydı o vakitlerde? Türkiye bu parayı 1954'e kadar ödedi ve ancak o zaman kapattı.

Daha bitmedi.

Osmanlı devleti 1911 yılında ingiltere'ye iki savaş gemisi sipariş etmişti ve bunun için de 70.5 ton altın ödedi. Nakit. Gemilerin yakıt parasına kadar hem de. ingiltere bu gemileri yaptı ama 1914 yılında patlayan Birinci Dünya Savaşını bahane ederek teslim etmedi. işte aynı ingilizler Lozan'a bu konuda da bir madde koydurdular.

Anlaşmanın 58. Maddesinin son fıkrası. Okuyun siz karar verin:

"Türkiye, Osmanlı Hükümetince ingiltere'ye ısmarlanmış olup Britanya Hükümetince 1914 yılında müsadere edilmiş savaş gemileri için ödenmiş bulunan paraların geri verilmesini, ne Britanya Hükümetinden, ne de onun uyruklarından istememeyi kabul eder ve bu konuda her türlü talebinden vazgeçer."

ingiltere'nin 3 milyar dolarlık borcu hovarda ismet Paşa tarafından yine bir kalemde silinir.

ismet Paşa, Lozan'a askerî okuldan hocası Haim Nahum'u da götürür. Haim Nahum ingilizlere aynen şu sözü verir:

"Siz toprakları parçalanmış Türkiye'nin bütünlüğünü tanıyın, ben bunlara islâmiyeti ve Halifeliği ayaklar altına aldıracağım."

Bu satırlar Haim Nahum'un anılarında geçiyor.

ismet inönü Lozan anlaşmasını imzalayıp Ankara'ya döndüğünde kendisini garda karşılayan Kazım Karabekir'e, onun mütedeyyin kişiliğine bir parmak bal çalarak yaptığı satış sözleşmesini şu sözlerle yutturmaya çalışıyor:

"Biz Hıristiyan olsaydık bu toprakları kaybetmezdik."

Salı günkü yazımdan sonra gelen tepkilerin çoğunluğu tıpkıbasım:

"Ne var yani, 4-5 dönümlük bir mezarlık yeri verilmiş ingilizlere. Türkiye bugün gayrimenkul satışlarıyla yabancılara toprak ve konut satmıyor mu?"

Bu feraset yoksunluğunu Allah'a havale ediyor, akıl fikir ve zihin açıklığı diliyorum.

Fuat Uğur-Türkiye-03.05.2014
---alıntı---

12 milyon kilometrekare vatan toprağı

---alıntı---

vay anasına sayın seyirciler! düşünün ki en geniş sınırlarını 1683'te 5,2 milyon kilometrekare olarak görmüş, birinci dünya savaşı'ndan sonra ise anadolu'da bir avuç toprağı kalmış osmanlı devleti'nin 12 milyon km2 vatan toprağı lozan'da elden çıkmış! vay arkadaş!!!

kurtuluş savaşı'ndan önce osmanlı devleti:

görsel

93 harbi'nde başkentini bile koruyamayıp ingiliz eteğine sığınan ikinci abdülhamid döneminde yitirilen topraklar:

görsel

düşünün, lozan'da dünyanın gördüğü en büyük sınırlara sahip cengizli devleti'nin en geniş sınırlarının üçte birini vermişiz.

(bkz: düşünemedi)
Yalandır.

S... git lan sabah sabah sövdürme anana bacına.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.