1. 1.
    doğu anadolu bölgesi'ndeki bir ilçede görev yapan bir öğretmenim. öncelikle şunu belirteyim ki bulunduğum yerden de öğrencilerimden de çok ama çok memnunum. samimiyet, insanlık, saygı gibi erdemleri bir çoğu batıdaki akranlarına göre henüz kaybetmemiş. 6-7 ay gibi kısa sürede hem buranın yerlisi ile hem de öğrencilerim ile çok sağlam temelli bir yakınlaşmamız var. bu yönden gerçekten onları taktir ediyorum.

    geçenlerde felsefe öğretmenimiz, benim sınıf öğretmenliğini yaptığım şubeye "kafanızdaki ideal devlet anlayışı nedir?" şeklinde bir kompozisyon konusu vermiş ve bu kağıtları toplayıp öğretmenler odasının masasına bırakmış. sabah okula erken geldiğim bir gün bu kağıtlar dikkatimi çekti ve ben de sınıfımdaki öğrencilerimin ideallerini öğrenmek için kağıtları okumaya başladım. ilk kağıtta şöyle diyordu: " benim idealimdeki ülkede hukuk sistemi şeriat olmalı ve suçluların cezası kafa, kol kesilerek verilmeli." bu cümleleri okuyunca kanım dondu. sessiz, sakin bir öğrencim nasıl bunları yazabilir, ya da nasıl bu tip bir vahşeti doğru bir şeymiş gibi kabullenebilirdi?

    ikinci kağıdı aldım onun da başlığı dikkatimi çekti: "yeşil, kırmızı, sarı devlet" bunu yazan bir kız öğrencimdi ve kompozisyonun ilerleyen sayfalarında bu renk kombinasyonunu sarı, kırmızı, yeşil güller şeklinde sembolize ediyordu. ve o da aynı ilk kağıttaki gibi şeriatı savunan bir tutumu vardı.

    üçüncü kağıdı elime aldığımda şunları gördüm: benim kafamdaki devlet şeklinde aynı osmanlı gibi bir padişah olmalı ve ne derse onun dediği olmalı!

    bu yazılanlar beni gerçekten ümitsizliğe itti. sonra bunun nedenlerini düşündüm bir ara ve aklıma şu geldi: bu öğrencilerimin çoğu ışık evi denilen malum evlere gidiyor ve orada kendilerine öğretilenlerle beyinleri iyice yıkanıyordu. gerçekten de bir çok öğrencim bu tip evlerle yakından bağlantılı. aynı zamanda başka bir öğrencim facebook'a şunu yazmıştı: "size en büyük mirasım büyük kürdistandır. onu çok iyi koruyun (said nursi)"

    eğri oturup doğru konuşursak eğer bazılarının bölücü ve yobaz bir nesil yetiştirmek istemekten zevk aldığı ortada. sadece zevk meselesi bu işten bir çıkar ummakta. tazecik beyinler, bölücü ve yobaz yetiştirilmekte. ama hala umudum var. benim çocuklarım gerçeği görecek kadar akıllı ve insancıl. bu yazılanları okuduktan sonra anladım ki rüzgara karşı daha sıkı ve hızlı bir yürüyüş yapmam gerekecek. çünkü rüzgar artık fırtınaya dönmek üzere!
    1 -2 ... ruzgara karsi yuruyen adam