1. 1.
    Leyla, sana güller aldım güllere benziyorsun diye.

    Tahkirine tekrir gerekmez. pek vakur aldın gülleri elimden, elimden alan ellerindi ve fakat ellerinden çalan gönül isterdi kalbin olsun. Bilir sersefil dimağ bilir ki bir galebe çalanı vardır her çarpışmanın.

    Bu çarpışma ki Leyla, pek sevdiğim, ellerinde tuttuğun ile kalbinde tutmadığın arasında bir savaş öyle bir savaş ki çölde kanlara boyanmış kumlar isterdi bu harbin bir parçasına temas etmek.

    Bir ölü var.

    Bir diri.

    Bir de güller, birçoklar.

    Vakurdur tavrın fakat noksan olan gözlerini saklamaktan acze düşmeyi kendine vazife bellemiş göz kapakların ve de onların süsü olmak için çok heceli ince şiirlerin satırları olmaktan vazgeçmiş kirpiklerin. Göz kapakların sonrasında kirpiklerin saklayamaz Leyla gözlerinde batan güneşin güllere doğduğunu saklayamaz.

    Gül ne zaman alırsa ler-lar ekini içine doğar o ölmekte olan bedenin bilir üzerine son doğacak güneşin gözlerinden kopacağını.

    Sen ki ölümü güzelleştirirsin ölmemeye and içmiş güller için. Güller senin elinde can verir yeniden hayat bulmak için çöllerin özendiği bir harpte.

    Ve ben yazarım, çünkü Leyla; ne güller var ne de çöller ve onları bir arada tutan kum.

    Sen de iyi bilirsin gözlerinden batan güneş her gece bir denizi ıslatır. Ayın parlak şavkı sonra vurur, güneş banyo yaptıktan sonra.

    Şimdilerde hiç gül yok.
    1 -2 ... id est