1. .
    kulağa garip geliyor biliyorum...

    ama yanlış anlamadınız. leğene su doldurup yıkanmaktan değil yüzmekten bahsediyorum. nasıl bir leğen ki o içine su doldurup yüzebileceksin di mi? çocukluk yıllarından akılda kalmış anıdır bu. belki de hayata dair iç burkan detaylardan...

    çocuk olmak zordur. bir takım eksikliklerle büyüyen, arkadaşlarına özenen çocuğu idare etmek ise daha zor. o zamanlar anlamıyordum. 4 bloklu bir apartmanda oturuyoduk. çeşitli yaş gruplarından nereden baksan 30 tane çocuktuk ve sadece kendi yaşımda bile en az 10 tane arkadaşım vardı. kimisi şanslıydı hem bisikleti, hem bilgisayarı, hem mahalle maçlarında artistlik yapabileceği topu hem de kokulu silgisi vardı... kimi şanssızdı ne senede 5 kere lunaparka gidebilirdi, ne bisikleti vardı ne yazın tatile gitmişliği... gerçi 1 milyona alınmış gazete küllahına sarılı çekirdekle bile hava atardı, paylaşmazdı kimseyle; ama olsun bu paylaşımsızlığın altında yatan nedenler vardı.

    çocukken anlamazdım. gelir olarak uçurum yoktu arada belki; ama hemen hemen herkes 10 günlüğüne bile olsa tatile giderdi. sonra bayıla bayıla anlatırdı yüzmenin keyfini... işte o zaman yaz tatilini babaannesinin evinde geçiren, çekirdeğini paylaşmayan "diğerleri" üzülürdü. üzülürmüş; çünkü belli etmezlerdi duygularını başkaları anlatırken... ama şimdi düşünüyorum anneleri leğene su doldurup balkona koymuşsa, mayolarını giydirip hadi burada yüzün demişse, böyle bir çare bulmuşsa kendince... o arkadaşlar üzülürmüş, evet. mutluyum ki hava atan bir çocuk olmadım hiç. işin ilginç tarafı arkadaş leğende çeşitli yüzme "stilleri" denerken nasıl da kıskanırdım anlatamam... üst çapraz komşumuzdu, balkon demirine tutunmuş şekilde, kafam onların balkona dökük melül melül bakardım ulan bizim tatil niye bitti annem niye aynı şeyi yapmama izin vermiyor diye... boynuma ağrı giriyordu...

    gariptir çocukluk... leğene su doldurup stilli yüzmeye çalışacak kadar garip. bari sadece çocukken eşit olsa herkes; ama olmuyor malesef...
    2 -1 ... trink