1. 1.
    (bkz: sekülerizm)

    Laiklik ve Sekülerizm temelde din ve devlet işlerinin ayrılmasını ifade ederler. Ama ikisi arasında devletin dine yaklaşımı farklıdır. Laiklikte devlet, dini kurumları başta finans olmak üzere çeşitli araçları kullanarak kontrolü altında tutmaya çalışır. Ülkemizde din eğitiminin devlet tekelinde olması, din adamlarının devlet memuru olarak maaş alması ülkemizin laik olmasından dolayıdır.
    Seküler sistemlerde ise din ve devlet birbirleriyle ilişkisi olmayan kurumlardır. Bir dini cemaat dinsel hizmetler için kendi fonunu kullanmak zorundadır. Devlet dini kurumlar için kaynak ayırmadığından din adamlarına devlet maaşı ödenmez yer tahsisi yapılmaz vs..

    Türkiye Cumhuriyeti bilindiği üzere Laik sistemi benimsemiştir. Dünyada Laik sistemin bir diğer uygulayan ülke Fransa'dır. ABD(kısmen), Britanya ve Almanya ise seküler devletlere örnektir.

    Bu arada ABD;nin dinle ilişkisi oldukça karışıktır. Örneğin ABD'de devlet okullarında okunan antta (The Pledge of Allegiance) dini unsurlar bulunduğunduğu bilinmektedir. Bunun değişmesi yönünde açılmış olan bir dava hala sürmektedir. Büyük ihtimalle bu dava sonunda bu değişmeyecek. Ama ABD'de de bir Sekülerizm tartışması olduğunu bilmekte fayda var.
    9 -1 ... mosquito
  2. 2.
    (bkz: laiklik neyi kapsar)
    1 ... mosquito
  3. 3.
    hilmi yavuz'un laiklik ve sekülarizm başlıklı yazısı için:
    http://www.zaman.com.tr/w...tr/yazar.do?yazino=498667
    -2 ... meister writer
  4. 4.
    laiklik din'in rejim üzerinde tehdit oluşturduğu ülkelerde uygulanır. din üzerinde bir denetim mekanizması* kurarak onu belirli sınırlar gerisine çekmeyi amaçlar.

    sekülerizm devletin hiçbir dini inanışla ilişkili olmadığı devlet biçimidir. hiçbir dine denetici ya da finansör olamz. ancak devlet bireylerin tercihlerini de göz ardı etmez. örneğin seküler ülkelerin mahkemelerinde kişiler iandıkları şeyler üzerine yemin ederek, eğer ateistlerse namusları üstüne yemin ederek mahkeme olunurlar.
    1 ... onurude
  5. 5.
    aralarında pek bir fark göremiyorum fakat bana göre bu iki kavram da yanlıştır.
    -4 ... matematik seven sozelci
  6. 6.
    sekülerizm ancak laikliğin bir çeşidi olabilir belki bir metodu. laik( laiqe=laicus) devletlerde laikliğin uygulanışıyla ilgili bin bir çeşit metod vardır. bazı yazarların bahsettiği gibi devletin dini kurumları elinde tutmaması sekülerlik değildir. üstelik seküler ülkelere örnek olarak almanya verilmiştir ki bu tamamen yanlış bir örnektir. almanya iddia edilenin aksine aynen bizde ki gibi din adamlarını kontrol altında tutmaktadır. her yıl alman bütçesinden din kurumlarına büyük paralar aktarılır. bu şekilde din ve din adamları ve dindar insanlar kontrol altında tutulur. kimseye devletin vermek istediğinden fazlası anlatılmaz. fazlasını araştırırsanız rejim karşıtı olursunuz, dini yönetim yanlısı olursunuz.

    sonuç olarak sekülerizmin sadece adı vardır. mahiyet itibariyle bir metotdur o. devletler öyle ya da böyle laik düzeni sağlarlar bu metodlarla.
    ... why you wanna trip on me
  7. 7.
    bir siyaset bilimcinin cevaplaması gereken sorudur. o da benimdir.

    şimdi şöyle oluyor efenim. laiklik, dini ve mezhebi sorunların yaşandığı ülkelerde bu sorunları bertaraf etmek üzere devletin, din ve vicdan hürriyeti ile tarafsız devlet ilkesini hayata geçirmek üzere bir takım politikaları hayata geçirmesidir. yani laik düzende din ve vicdan hürriyeti devlet eliyle, bir takım politikalar sayesinde sağlanır. bunlar nelerdir uzun uzadıya saymamayım. sadece bir tane örnek vermek gerekirse, hukuk kurallarının dini temellere dayanmaması verilebilir.

    sekülerizm ise din ve vicdan hürriyetinin devlet faaliyetine gerek olmadan, tarihsel süreç içinde yaşam pratiklerinin bu yönde oluşmasıyla, spontaneous order şekilde, yani kendiliğinden bir şekilde sağlanması, dinin toplumsal hayattan bir zorlama olmaksızın kendiliğinden çekilmesidir. burada dikkat edilmes gereken bir husus bunun insanların dinsizleşmesi olarak algılanmaması gerektiğidir. burada insanlar isterse dindar olmaya devam etmekte ama bu kuralların egemen olması yönünde de bir talep de bulunmamaktadır.

    sonuç olarak, eğer bir sistemde din ve vicdan hürriyeti kendiliğinden oluşmuşsa sekülerizmden, devletin bir takım politikalarıyla oluşmuşsa laiklikten sözedilebilir.

    baştan edit: akademik bir kaygıyla girilmiş, değer yargılarından uzak durulmaya çalışılmış bir entrydir.
    1 ... fakiramagururlugenc
  8. 8.
    SORU CEVAP halinde ilerleyelim..

    1) bazı ortamlarda duyarsınız, e laiklik dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılması demek değil mi? o zaman devlet neden diyanet işlerini finanse ediyor veya bir parçası haline getiriyor?

    işte bunun cevabı laiklik ve sekülerizm kavramlarını tam bilmemekten geliyor. laiklik dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılması fakat devletin himayesinde dini kurumların olmasıdır. seküler yapıda ise din adamları maaşlarını fonlarla falan karşılarlar. (bkz: fon) bu sebeple din adamlarının maaşları devlet tarafından ödenir.

    2) bu durumda papazlar devletten maaş alıyor mu?/almalı mı?

    çok ilginç bir durum. papazlar devletten maaş almıyorlar. bu laiklik anlayışına aykırı bir durum. imamlar devletten maaş alıyorlarsa papazların da alması gerekmektedir. fakat ülkemizde ne yazık ki bu durum böyle değildir.

    3) abd de seküler/laiklik ayrımı?

    bizim ülkemiz gibi abd de çeşitli saçmalıklar söz konusu örneğin ilkokullarda öğrenci andı tarzı şeylerde dini ibareler bulunuyor. bunlar da laikliğe aykırı hatta bu konularda açılmış davalar da söz konusu.

    tıpkı üniter/adem-i merkeziyetçilik gibi bazı ülkeler de bu durumu kendilerine uygun olarak karma yaşıyorlar.
    1 ... the black crow
  9. 9.
    Seküler ülkede hıristiyan demokratlar, müslüman demokratlar gibi partiler kurulabilir, laik ülkelerde yasaktır. Seküler ülkeler laik ülkelere göre daha özgürlüğün olduğu yerlerdir. Ancak türkiye'de aralarındaki farkı insanlar pek anlayamazlar. Sekülerizm almanya'da, laiklik fransa'da görülür.
    5 ... zenci forvet
  10. 10.
    laiklik ve sekülerizmin farkı

    Türk halkının laiklik ile sekülerizm arasındaki farkı bilmediği gibi laiklik olarak sandığı sekülerizmde dahi vizyonsuzluğu gözlerimizi kanatıyor.
    Öncelikle laiklik ve sekülerizm temel olarak “dinin devlete müdahale etmemesi” başlığında değerlendirilse de keskin farkları vardır.
    Laiklik popülist bir kavramdır. Devlet bünyesinde yaşayan tüm insanları kucaklayan ve tatmin eden bir olgudur. Kısacası laiklik; dinin devleti kontrol etmesi değil, devletin ‘dinleri’ güvence altına almasıdır, temel yapısını koruyarak kontrol etmesidir. Dinleri ifadesini kullanmamdaki kasıt, laikliğin az önce değindiğim popülist yani eşitlikçi bir olgu olması. Tek bir dini unsuru değil tüm unsurları gözetmesidir. Lakin Türkiyede bu kavram tam anlamıyla gözetilmemektedir. Laik bir ülkede dini kontrol altında tutmak için, bizim ülkemizde olduğu gibi devlet kurumlarına bağlı bir diyanet işleri kurulmuştur. Yine normal şartlarda diyanet işleri bütün dinlere eşit şekilde yaklaşmak zorundadır. Örneğin bir Hıristiyan, Yahudi veya Müslümanlık içindeki mezhepler, örneğin Alevilik diyanetin olanaklarından eşit şekilde yararlanabilmelidir. Diyanet işlerinin kurulmasının gerçek amacı budur. Ne yazık ki bu da ülkemizde geçerli değildir. Başlangıçtan itibaren Diyanet işleri Başkanlığı Müslümanlığın bir tek mezhebine Sünni-Hanefi/Hanbeliliğe teslim edilmiş, devletin olanaklarını da yalnız bu mezhep kullanmıştır.
    Cumhuriyetin kuruluşunda okullarda öğretildiği biçimde -ayrılıkları ortadan kaldırmak için- tekkeler ve zaviyeler –kapatılmıştır. Ancak pratikte böyle olmamış, bir çok mezhep ve tarikat gizliden faaliyetine devam etmiştir. Günümüzde de bunlar özgürlüğün nimetlerinden yararlanarak su yüzüne çıkmıştır. Başlangıçtaki amaç, çok uluslu ve çok dinli olan Osmanlı toplumunu tek din ve tek ulusta toplayıp ülke içinde birliği sağlamak, bu şekilde dini kontrol altına almaktı. Ama günümüze geldiğimizde bu amacın gerçekleşmemiş olduğunu görüyoruz.
    Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve inkılapları ile Türkiye Cumhuriyeti anayasasına soktuğu Fransızca kökenli “laiklik” kavramı zamanla sekülerizmin çatısı altına girmiştir. Bu değişimi Durmuş Hocaoğlu “Laisizm'den Milli Sekülerizm'e” kitabında geniş kapsamlı olarak açıklıyor.
    Sekülerizme gelecek olursak ise Sekülerizm dini normlardan arınmak demek. Daha çok dünyevi hayata önem vermek olarak addedilen bir kavramdır. Birey hiç bir şekilde dini hiç bir yasaktan sorumlu tutulamaz. Bu kavramdan sekülerizmi laikliğin içerisinde olan bir durum olarak görsek de tamamıyla aynı değildir. Sekülerizm devlet tabanında uygulanması bile laiklik ile arasındaki farkı gözler önüne serer. Seküler devlet anlayışında devlet dine müdehale etmez. Devlet Diyanet işlerine para aktarmaz. Sekülerlik bireysel bir kavram olarak da kullanılırken laiklik devlete özgü kavramdır. Bir kişi kendini tüm dini normlardan soyutlayıp seküler bir hayat sürebilir. Lakin bir kişi tüm dinleri güvence altına alıp eşit yaklaşamayacağı için laik olamaz.
    Görselde trap arkadaşımızın bahsettiği laikliğin sekülerizm olarak adlandırsak dahi sekülerizm ile bile alakası olmayan bir davranıştır. Dini normlardan soyutlama o dinin değerlerini aşağılamayla olmaz. Zira Kur’an-ı Kerim bir kitap parçasıdır içinde yazılı olanlar Müslümanlar için kutsaldır. Avrupada seküler aktivistler kiliseleri protesto için kilisede kıyılan nikahları protesto eder bizim sekülerimiz portakal bıçaklayan dayılar gibi Kur’an yakar. Sekülerlerimiz bile vizyonsuz.
    2 ... azad teyr