1. 1.
    "her gün aynı tshirt'ü giyiyor yaaaa." diye kükredi belki ellinci kez, kıvırcık saçlı, hafif obez ergen kız. annesine biri hakkında dert yanıyordu. annesi anlayışla, "kızım belki parası yoktur" dese, belki de sağlıklı bir ergenlik geçirecek, "beni sevseydin papermoon'a götürürdün." demeyecekti ileride ki, babasının benzin istasyonu olan erkek arkadaşına. fakat annesi ona hak verdi, ergen tiki bunun çoşkusuyla "gerçek de değil kıı" dedi. tshirt'ün orjinal olmaması, onu üzmüştü, yıpratmıştı. orjinal lacoste tshirt'ün üstündeki timsahın ağzı açık mıdır, kapalı mıdır tartışırlarken, bunaldım, kendimi havuza attım. ağzım açık mı yüzecektim, kapalı mı bilmiyordum, zaten orjinal olsam da olmasam da para edeceğimi sanmıyordum, marka olamamıştım, timsah değildim.

    istanbul'un oldukça lüks bir sitesinin havuzundaydım o gün, ergen kız ve ailesi arkamızda güneşleniyorlardı. havuzun içi seslerinin duyulmadığı tek yerdi. yüzdüm biraz, sonra keyiflenmeye başladım, afacanlaştım birden, yanında bulunduğum sonradan bilinçlenmiş ex-concon post-entel arkadaşıma su atmaya başladım. bunu yaparken kikir kikir gülüyordum. ben güldükçe ortam gerildi, kafalarından daha büyük güneş gözlükleriyle güneşlenen ve sürekli birşeylerden rahatsız site sakinlerini rahatsız etmiştim. paranız varsa, mutsuz olmalıydınız. sürekli rahatsız ve beğenmeyen bir surat ifadesi taşımanız gerekiyordu. Tüm conconlar kabızdı. ben ise gülüyordum, su atıyordum arkadaşıma. eğleniyorduk. mutluyduk.

    artık pörsüyünce, eleştirel bakışlar arasında sudan çıktık, kurulandık ve tshirt fetişi ailenin yanına geri döndük. ergen kız ve annesi bize anlam vermeye çalışıyordu, terliklerimizden , havlumuza kadar süzdüler bizi. havuzda ki eğlencemiz sonrası dikkatlerini çekmiştik. bir hata arıyorlardı, ama hazırlıklıklıydık, beynimiz dışındaki herşey markaydı, beni seveceklerdi, arkadaşım zaten komşularıydı. "hanımkızımızı tanıyoruz zaten, siz yeni mi taşındınız ?" diye sordu anne. "arkadaşım." dedi arkadaşım. ergen kız dergimi rica etti, uzattım. annesi, sorulara başladı, nereden mezundum, nerede oturuyordum, nerede çalışıyordum, terliklerimi nereden almıştım. Kocasının da terliğe ihtiyacı olduğundan bahsetti, "anasının derdi terlik olanın, tshirt'ü dert etmesi normal." diye düşündüm, ergen kıza hak verdim. Tekrar bunaldım, ama anne bana anlam vermeye çalışıyordu, onun için sirk hayvanı gibiydim. Terliklerim markaydı, ama mutluydum, gülüyordum. Bu ne yaman çelişkiydi.

    o sırada ergen kız dergiyi bitirdi, bir kenara fırlattı, onu okumaya teşvik etmeliydim, gülmeyi o da öğrenmeliydi. "bak!" dedim, "bikininin tarihçesiyle ilgili bir yazı var, ilgini çeker bence, fotoğraflara bak, eskiden ne komikmiş, ehe ehe" dedim tüm sempatikliğimle. ilgisini çekti gerçekten, okumaya başladı. Ergen kız okuyordu, anne sorguluyordu, lüks site havuzunun dinamikleri alt üst olmuştu. Zafer yakındı, ehe ehe diye su atmamıza birbirimize az kalmıştı.

    Sohbete, saçlarını kurulaması aşırı uzun süren arkadaşım da katıldı, oldukça eğlenceli bir muhabbet başladı, gülüyor, eğleniyorduk, haziran başında bronzlaşmış, fosforlu mayolu, gülmeyi geçelim, sürekli sinirli olan, concon site delikanlıları artık rahatsız olmaya başlamıştı.

    - Dört saat güneşin altında kıpırdamadan yatan erkeğin, çüküne açıp bakarım ben, zira merak ederim gerçekten erkek midir diye, ama ömrü spor salonlu sitelerde geçmiş bu kaslı arkadaşlara böyle bir şey yapsam, muhtemelen ağzımı yüzümü kırarlardı.-

    Şimdilik sadece dürtüyordum onları, arada laf çarpıtıyordum, her laf çarpılışında, kış uykusuna yatmış ayıyı dürtmüşsünüz gibi, homurdanıyorlardı.

    Ergen kız kafasını dergiden kaldırıp "normandiya çıkarmasına kanada da mı katılmış ?" diye sorunca, keyfim artık doruk noktaya çıktı, "ben bir havuza gireyim, piştim, dönünce cevaplayacağım sorunu" dedim, gizem yaptım, muzaffer bir komutan edasıyla, havuza yöneldim, tam atlamaya hazırlanırken, ayağım kaydı, tek bacağım havada, tek bacağım halen yerde, lakin kıçımın havuza girdiği bir pozisyonda düştüm. Uzun süre suyun altında kalmak istedim, ama nefesim bitti.

    Suratımın yarısı suyun içinde kalacak şekilde, kafamı çıkardım, çakma lacoste timsahı olmuştum sonunda. etrafı süzdüm, concon abi pis pis sırıtıyordu, ergen kız dergiyi fırlatmıştı, anne yine mutsuzdu, arkadaşım kahkahalarla gülüyordu. Lüks site dinamikleri yerine gelmiş, ben kaybetmiştim.
    94 -11 ... experimental
  2. 2.
    altında son model jaguar arabası, chanel gözlükleri, prada ayakkabıları ile arz-ı endam eyleyip de, aldığı herhangi bir şeyin -ki buradan bakınca mevsimlik çiçek, bitki falan filan diyelim- parasını aylar sonra ödeyen insan modellerinin içinde bulunduğu natürmortlardır.
    3 -1 ... mystic queen
  3. 3.
    lüks site havuzunda
    2009 yazında
    saat on beş.
    şezlongların üstünde güneş
    conconluk ve gamsızlık
    Bir tikican
    şezlongda yatıyor
    hiç bir şey düşünmeyerek.
    obez.
    vurdumduymaz.
    Burnu sivri ve uzun
    yanaklarının üstü çopur.
    şezlogtaki tikican
    -ajan berke-
    hiç birşey düşünmemekle
    meşhurdur.

    edit : nazım hikmet'in mizah duygusuna sığınarak.
    30 -2 ... experimental
  4. 4.
    bir gün babam bizi gezmeye götüreceğini söledi. 1974 model hacı muratımızı bir güzel yıkadık. beyazı tıpkı karadeniz duramayıpta vurur ya kendini dağlara taşlara sakinleşmek için o zaman ortaya çıkan köpüklerin beyazı gibi olmuştu. babam çok severdi Küheylan'ı adını Küheylan koymuştu.
    En güzel elbiselerimizi giydik. hani bayramda alınanlardan arefe gecesi boyunca bayram namazına kadar bizimle aynı yatağıpaylaşan elbiselerimizi ve henüz altına pençe atılmamış ayakkabılarımızı.
    Düştük yollara halamızı ziyarete gidecektik. Hacıosman' a ve oradan da halamızın kızı zekeriyaköydeki dilsiz ablamıza. uzun ve meşakkatli bir yolculuktan sonra sarıyer sırtlarından yukarıya doğru çıkmaya başladık. bir tek bizim küheylan isyan ediyordu bu diklikteki bir yokuşa. yanımızdan geçen ve kullananların yüzünü bile göremediğimiz bize yüksekten bakan jiplerin arasında gururla ilerliyordu ama arada söver gibi kinini kusar gibi de tekliyordu.
    Villaların önündeydik. DEniz bir yanlarında havuz diğer yanlarında olan villalar... Kafese kapatılmış aslanlar gibi mağrur mağrur bize bakıyordu oradaki çocuklar. oysa biz ilk defa geliyorduk böylesini büyük bir hayvanat bahçesine. ve küheylanın isyanı sona ermişti. uzun süredir atan motoru durmuştu artık. sövüp sayma sırası babamdaydı artık. indik arabadan etrafımı keşfetmeye ve anlamaya çalışıyorduk. o aslan ve goril yavrularıyla aramızda olan farkı. aslında şimdilerde anlıyorum çok bi farkımız olmadığını sadece onların üstündeki mavi gömlekler bizimkilerden daha canlı renkleri vardı. Babam Boyatırız sizinkiler de öyle olur diyordu. Yani bizim zenginlerden tek farkımız boyaydı. çocuktuk işte bunun gibi yalanlarla büyümek zorukdaydık.

    ...

    --spoiler--
    Sohbete, saçlarını kurulaması aşırı uzun süren arkadaşım da katıldı, oldukça eğlenceli bir muhabbet başladı, gülüyor, eğleniyorduk, haziran başında bronzlaşmış, fosforlu mayolu, gülmeyi geçelim, sürekli sinirli olan, concon site delikanlıları artık rahatsız olmaya başlamışlardı ki onlar yaklaşık dört saattir bizimle beraber güneşleniyorlardı. Bir ara şeytanın dürtmesi ile çüküne açıp bakmayı düşündüm. Ama ömrü spor salonlarında geçmiş bu kas obezi arkadaşlara böyle bir şey yapsam ağzımı burnumu kıraRLARDI.

    Şimdilik sadece dürtüyordum onları, arada laf çarpıtıyordum, her laf çarpılışında, kış uykusuna yatmış ayıyı dürtmüşsünüz gibi, homurdanıyorlardı.
    --spoiler--

    experimental abimin hikayesinin bu kısmı böyle oluverseydi daha güzel olurdu sanki. *
    3 ... ehliistirahat
  5. 5.
    onlar ki lüks sitede parmakarası terlik, havuzda klor, aber'de crombie kadar çokturlar,
    gamsız, tasasız, concon, rahat ama mutsuzdurlar,

    ve komple tüketen ki onlardır,
    başlığımda yalnız onların maceraları vardır.

    edit :nazım abi, valla bir daha yapmayacağım. ehe ehe.
    9 -1 ... experimental
  6. 6.
    altta beyaz bir eşorfman, ayakta pembe ciks bir terlik veya spor ayakkabı, üstte altın sarısı bir tshirt, saçlar uzun sarı (saçların orjinal rengi siyahtır ve postij böyle mi yazılıyor bilmiyorum ama postij vardır), gözlerde ray ban sponsorluğu, ten bronz (en az 4seans solaryuma girilmiş) elde ufak bir çanta (marka vermeyeyim reklam olmasın) ve cep telefonuyla konuşarak yürüme tribi(apple,nokia üst model tercih sebebidir), tüm bu manzaradan sonra ceple konuşarak arabaya binilir araba çalıştırılır ve bir el telefonda bir el direksiyonda otoparktan çıkılır efendim.
    1 ... saka saka hepsini ben uydurdum
  7. 7.
    market servislerini inatla bekleyen teyzeler,
    hava alsın diye değil, hava atılmak için gezdirilen bebeler,
    gündüzleri çocuk parkında spor yapan obezler,
    akşamları spor salonunda müzik dinleyen gençler,
    asansördeki parfüm kokusundan ben oldum artık heder,
    taşınacağım artık ben de Cihangir'e, be artık yeter.
    4 -1 ... okky
  8. 8.
    site sakinleri bir araya toplandıklarında çocuklar birbirlerine en son ayfon oyunlarını, son çıkan oyuncaklarını gösterirlerken; babaları memeleketin hali ne olacağı borsanın hali ne olacak konusuna bağlıyorlardır; anneler de işte efendim bahçede baktıkları köpekçikleri ve onunla ilgili sıkıntılar, sezonun moda oje rengi, ayakkabılardan falan bahsediyorlardır.
    ... danaid