1. 1.
    bu baslik altinda sozluk yazarlarinin kuran dan ne ogrendiklerini toparlayabiliriz. bunun amaci, bu ogretinin kisilerin hayatina ne kazandirdigini daha iyi anlamak ve hayatlarinda ne gibi degisimlere yol actigini belirlemek olacaktir. sahsi olarak herhangi bir ogreti ile butunu tamamen aciklamamiz su anlik mumkun gorunmemekte ve bu gorus belki bazi seyleri yorumlamam acisidan beni bir korluge goturemektedir bundan dolayi bu basligi acma gereksinimi hissettim. burada yazilacak olanlar inanlarin da kendilerini tanimasina yardimci olabilir. umarim birbirimizi ve kendimizi anlamada burada yazilanlarin ufak da olsa bir faydasi olur.
    ... tabutarovasataylagirenadam
  2. 2.
    https://mobile.twitter.co...status/840672307488161793
    ... lunarliftoff
  3. 3.
    Had olsun, sukretmeyi ogretti.
    1 ... pipisiyle oynayan ergen
  4. 4.
    (bkz: la ilahe illallah muhammedün resulullah)
    4 ... usualsuspects
  5. 5.
    meninin karından bir yerlerden geldiğini öğrendik. aslında öyle değil tabi, ama olsun. öğrendik.
    2 -7 ... noxeca
  6. 6.
    neden müslümam olmamam gerektiğini kurandan öğrendim ben. gerçekten nesnel kafayla okununca neden islam dünyası bu halde ve islamla bundan asla kurtulamayacak anlarsınız. bide o halde olup senin gözün kör diyenler de var tabi. hadi benim gözlerim mühürlü siz beyninizi ne ara aldırdınız?
    lanet olası lanetler.
    4 -4 ... crux ansata
  7. 7.
    Hiç kimseye muhtaç olmamayı, din adamlarının orospu çocuğu olduğunu.
    ... yok herif
  8. 8.
    birazdan herbiri kuran'ı baştan sona 27439 kere falan okumuş ateistler felsefe yapacak iyi izleyin.
    40 -1 ... kedilerinbabasi57
  9. 9.
    bunları da öğrendik. tabii bunların tümü hatalı, ama olsun öğrendik.

    havlamaya başlamadan en azından bir okuyun.

    (alıntıdır)

    1- Spermin testislerde üretildiğinin bilinmemesi:

    Tıp biliminde dişi üreme hücresi olan “oocyte” nin yumurtalıkta, erkek üreme hücresi olan “sperm”in ise testiste üretildiği bilinmektedir. Ancak Tarık suresinde şöyle yazar:

    Tarık/ 5-8. insan neyden yaratıldığına bir baksın. Bel kemiği ile kaburgalar arasından gelip atılan bir sudan yaratıldı. Şüphesiz (Allah), onu yeniden döndürmeye kudretlidir.

    Bilime ters olan bu ayetin ikna edici bir izahı yoktur. Kimi islamcılar, bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkanın sperm değil, insan olduğunu iddia eder. Kimi islamcılar, bu ayeti testislerin başlangıçta yukarıda olmasıyla izah etmeye çalışır. Kimileri ise sperm ve oocyte ile kemik iliği arasında bağlantı kurmaya çabalar. Ama hiçbiri ayetin bilime uygunluğunu ortaya koyamamıştır.

    2- Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip bilinmesi:

    Kur’an’da insan beyninden hiç söz edilmemiştir, çünkü bilinmez. Halbuki beyin, insanı insan yapan organdır. Beyin bilinmediği için duygular, düşünceler kalbin fonksiyonları olarak belirtilmiştir.
    Örneğin Bakara suresi 97. ayetinde; Cebrail’in Kur’an’ı peygamberin kalbine indirdiği yazılmıştır. Bilim ise, bilgilerin ve hafızanın beyinde saklandığı kanıtlamıştır.
    Yine Bakara suresi 260. ayetinde ibrahim’in kalbinin tatmin olması için Allah’tan ölüleri nasıl dirilttiğini göstermesini istediği yazılıdır. Halbuki tatmin olan, ikna olan kalp değil, beyindir.
    Birçok ayette de kalbin mühürlenmesinden söz edilir.

    Şura-24. Yoksa onlar, senin hakkında: “Allah’a karşı yalan uydurdu” mu diyorlar? Eğer Allah dilerse senin de kalbini mühürler. (…)

    Tegabun-11. Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanırsa,Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

    Hidayet verilecek olsa, verileceği organ kalp değil, beyin olmalıdır. islamcılar bunu, bugün de sevginin, merhametin kalple ifade edilmesiyle açıklar. Tersine bu ifade şekli, dini inançlardan kaynaklanarak oluşmuştur. Bazı islamcılar ise kalbin de beyinsel fonksiyonlara sahip olduğunu iddia eder. Bu iddianın hiçbir bilimsel yanı yoktur. Kalp, sadece kan pompalayan bir organdır ve beyin işlevlerinin hiçbirine sahip değildir. Bu yanlış, müteşabihlikle de izah edilemez. Kalple ilgili birkaç ayetin müteşabihliği olsa da, Kur’an’ın tamamında ve onlarca ayette bu şekilde geçmesi, böyle bilindiğinin göstergesidir.

    3- Her canlının çift yaratıldığı:

    Zariyat-49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.

    Her canlı çift değildir. Bakteriler, tüm canlılardan kat kat fazla sayıda ve etkinliğe sahip varlıklardır. Eşleri olmayıp bölünerek çoğalırlar. Ama görülüyor ki Kur’an’ın yazarı, ya bakterileri, virüsleri bilmiyor ya da onları canlıdan saymıyor.

    4- insanlar için 8 çift hayvan yaratıldığı:

    Zümer-6. Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini var etmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir. (…)

    insanların faydalandığı hayvan sayısı sekizden çok daha fazladır. Bazı islamcılar, ayetin çiftlik hayvanlarını kastettiğini öne sürerse de 8 çift hayvan yine çok azdır. Enam suresinde bu 8 çift hayvanın hangileri olduğu da belirtilir:

    Enam-143. Sekiz çift yarattı: Bir çift koyun, bir çift keçi. (…)
    Enam-144. Deveden bir çift sığırdan da. (…)

    insanlar bu sayılan hayvanların dışında at, eşek, tavuk, ördek, hindi, tavşan, balık, lama, kanguru, geyik, fil ve daha birçok hayvandan yararlanırken sadece 4 çeşit hayvan sayılması ve 8 çift olarak ifade edilmesi ilginçtir.

    5- Tatlı suda inci ve mercan yetiştiği:

    Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel olduğunu yazan ayetlerde denizlerden birinin suyunun içilebilen tatlı su olduğu, diğerinin acı ve tuzlu su olduğu yazılıdır. Rahman-22′de her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiğini yazar. Halbuki tatlı suda inci ve mercan yetişmez. Suni olarak inci yetiştirilse bile mercan hiç yetişmez. Bu ayetlerin müteşabih olduğu söylenebilir. Ancak mucize uydurmacıları, ayetteki mercan ve inciyi görmezden gelip, iki denizin karışmamasını mucize diye sunmaya çabalarlar.

    6- Ortadoğu dışında yetişenlerden hiç bahsedilmemesi:

    Kur’an’da adı geçen bütün bitki, hayvan ve diğer doğa varlıkları Ortadoğu’ya özgüdür. Diğer bölgelere ait olan canlı-cansız varlıklardan söz edilmez. Örneğin çölden bahsedilir ama gölden, ormandan bahsedilmez. Kar, buz, dolu, sis gibi bölgede görülmeyen doğa olayları Kur’an’da geçmez. Portakal, mandalina, karpuz, kavun, ceviz, fındık, patates gibi bölge dışı bitkisel ürünlerden, kanguru, lama, pelikan, fok gibi bölge dışı hayvanlardan bahsedilmez.

    B- Dünyanın ve Evrenin bilinmemesinden doğan çelişkiler:

    1- Güneşin kara bir balçığa batması:

    Eski toplumlar, dünyanın da güneş, ay ve yıldızlar gibi bir gök cismi olduğunu bilmezlerdi.
    Yere göre güneşin hareket ettiğini sanır, doğuda bir yerden doğup batıda bir yerde battığını düşünürlerdi. Bazı filozoflar, asıl dönenin güneş değil dünya olduğunu keşfetmiş olsalar da, insanların çoğu bu bilgiden habersizdi. Kur’an’da anlatılan Zülkarneyn hikayesinde de güneşin dünyada bir çamur gözesine battığı yazılır.

    Kehf-86. Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, kara bir balçıkta batıyor buldu. (…)

    Ayetten; dünyayı göğün altında uçsuz bucaksız bir yer olarak gören ve göz yanılmasından dolayı güneşin dünyanın batısında bir çamur gözesine battığını sanan bir yanlış bilgiye sahip olunduğu anlaşılmaktadır. Bu ayet, islamcılar tarafından güneşin sanki okyanusta batıyormuş gibi görünmesi olarak açıklanmaya çalışılır. Öyle olsa, ayette “sanki” sözcüğü olurdu ama yoktur ve bazı mealciler bu kelimeyi parantez içinde ayete ekler.

    2- Dünyanın tüm evrenden daha uzun zamanda ve daha önce yaratılması:

    Evrende milyarlarca galaksi olduğu ve her galaksinin milyarlarca güneş sistemine sahip olduğu ve dolayısıyla dünyamız gibi sayısız gezegenin olduğu artık biliniyor. Bu bilgilerden yoksun olan eski toplumların yaratılış mitlerinde ise sadece yer-gök geçiyor. Altta uçsuz bucaksız bir yer ve üstte gök kubbe. Füssilet suresinde de yer ve göğün yaratılışı bu bakış açısıyla anlatılıyor.

    9. De ki: “Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir.

    10. O, dört gün içinde, yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.

    11. Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: “ikiniz de ister istemez gelin!” dedi. ikisi de: “isteye isteye geldik.” dediler.

    12. Böylece onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu ve her gökte (bulunan meleklere) işlerine ait emrini vahyetti. Dünya gökyüzünü kandillerle donattık ve koruduk, işte bu, hep o çok güçlü ve herşeyi bilenin takdiridir.

    Ayetlerde dünyanın dört günde ama 7 göğün yani evrenin iki günde yaratıldığı öne sürülüyor. Evrenle kıyaslandığında; okyanusta bir çakıl tanesi gibi olan dünyanın yaratılışının hem evrenden önce, hem de evrenin iki misli zamanda yaratıldığı iddiası bilimsel olabilir mi?

    3- Yıldızların şeytanlar için atış tanesi olduğu:

    Mülk-5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.

    Kandille kastedilen yıldız. Ama sanki yıldızın ne olduğu bilinmiyor. Boyutları çok küçük sanılıyor. Güneş ile yıldızlar farklı düşünülüyor. Koca yıldız, belki de dünyanın 30-40 misli büyüklüğünde, ama ayette şeytanlara atış tanesi olarak yapıldığını söylüyor.

    4- Göğün yere düşmemesi için tutulduğu:

    Hacc-65. Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri sizin hizmetinize sundu. Ve emriyle denizde seyredip giden gemileri de. Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o tutuyor. Gerçekten Allah insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.

    Göğün tutulmadığı takdirde dünya üzerine düşeceğini hangi bilim adamı söyleyebilir?
    Milyarlarca galaksi, katrilyonlarca yıldız ve gezegenlerin dünyaya düşebileceği düşünülebilir mi? Ama dünya gökte bir cisim değil de, gök dünyanın üstünde sanılırsa; göktekilerin yere düşeceği zannına kapılınılabilir ki Kur’an’ın yazarı da bu yanılgıya düşmüştür.

    5- Cennetin genişliği göklerle yer kadar mı?

    Ali imran-133. Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete(kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır.

    Yer’den kastedilen dünya gezegeni olduğuna göre; dünya da, uzayda diğer gök cisimlerinden biri olduğuna göre; “gök ile yer kadar” demek saçma bir ifadedir. Bu da, önceki örneklerde olduğu gibi göğün dünya üzerinde bir kubbe olarak algılanmasından kaynaklanmaktadır.

    6- Ayın bir nur, bir ışık kaynağı olduğu:

    Yunus-5. O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay’ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz.

    Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor. Ama gündüz ay’ı göremeyen ve gece aydınlık verdiğini görenler onu nur sanıyor.
    3 -3 ... noxeca
  10. 10.
    Kuran'ı Hz Muhammed'in yazdığını öğrendim.inancım vardı azda olsa Kuran'ı Kerim benî tam ateist yaptı.okumak için değil anlıyarak okuyun arkadaşlar.
    -1 ... hakusbenk