bugün

Tevrat diye bir kitabın olması mümkün değil zaten. Insanlar duvarlara resimler çizerken tabletlere çivi yazısı yazılırken neyin kitabından bahsediyoruz?
Daha ötesi kur'an'da maide suresi 40'lı ayetlerde tevrat'ın ve incil'in allah'ın indirdiği kitaplar olduğunu ve yahudiler ve hristiyanlar hüküm vereceklerse bu kitaplara bakıp hüküm vermeleri gerektiği yazıyor.

Kısaca bize yalan üzerine yalan söyleniyor. Derinlemesine araştırıp da işin aslını görünce benim için din manasını kaybetti.
Sana ne lan uykum geliyı kitap okurken yoksa sana dersini verirdim. hem ben canlıya bakarım aga.

Selam ve dua ile Allah a emâned bilader.
kitapsız kafirlere dert olmaktadır.
insanların cahilliği öldürüyor bazen.
incil diye bir kitap Allah tarafından indirilmemiştir ki değiştirilsin.
incil dediğin kitap Matta, markos, lukka ve yuhanna tarafından, yani sıradan insanlar tarafından yazılmış, isa nın öğretilerini içinde bulunduran kitaptır.
hatta kitap değil, kitaplardır.
Birinin ak dediğine diğeri beyaz der, birinin siyah dediğine öteki kara.
Çünkü kelimeler değil, verilen mesajdır önemli olan.
Ama değil incili, inandığını söylediği kendi kitabı kuranı bile okumadan dindar geçinen insanlar bunu nereden bilsin di mi?
Çok takılmamak lazım, Kur'an kendi kendini inkar ediyor.
Pek sığ düşüncelerle şey edilen mevzudur.

Eski kitaplar tahrif edilmemiş olsa Allah neden yenisini göndersin demeyi akıl ediyorlar da Allah geçmişte gönderdiği kitapların tahrif edilmesine neden izin versin sorusu akıllarına bile gelmiyor.

iman sahibi olmak aklın bir kısmını nadasa bırakmaktır.
Tahrif edilmese niye allah yeni kitap göndersin. Saçmalık.

"Şüphesiz "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler kâfir olmuşlardır. Oysa bir tek ilahtan başka ilah yoktur. Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse onlardan inkar edenlere acıklı bir azap dokunacaktır." Maide 73

üçleme inancı hangi dinde var burada hristiyanlik kastediliyor işte.
islamcıların enteresan ikilemidir bu, tevrat ve incil hükümsüz derler sonra islam'ı eleştirince neden sadece islam'ı eleştiriyorsunuz, hristiyanlığa ve yahudiliğe laf etmiyorsunuz derler.
yahu siz diyorsunuz ya tevrat ve incil hükümsüz en doğrusu islam diye, madem hükümsüz neden eleştirelim.
görsel
görsel
görsel
Böyle olduğu için de imam Hanefi'nin namazlarda eski veya yeni ahit'ren ayet okunmasına cevaz vermesi...

Neyse,bunlar bilmezler bu meseleleri.
Sayısı kurul kararı ile 4’e indirilen bir kitap için kuran niye yorum yapsın?

Ki bu da, bizim ya da hristiyanlar’ın değil, dönemin romalılar’ının ve çıkarcı din adamlarının halt yemesi…

Yoksa biz onları da kitap ehli ve imanlı, kitap ve peygamberlerini ise saygıdeğer ve sevgideğer buluyoruz. Esas onlar islam ile terörizmi eş tutuyor, bizi dinsiz sayıyor ve Afganistan’da taşlayarak bir kadını öldüren ya da masum 3000 tane adamı uçakla dalıp öldüren sapık katilleri savunabileceğimizi öngörüyor. Hayır, biz onlardan, elde edemediği kadınları cadılıkla suçlayıp yakan hristiyan engizisyoncuları kadar fazla nefret ediyoruz. Ama islam kötü.. kendileri cici…
“Ey Ehl-i kitap! Niçin hakkı bâtıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?” (Âl-i imrân, 3/71)
aksine tanrı sözü değiştirelemez der...
değişti diyen dinden çıkmıştır. ulan koskoca allah kendi kelamını üç beş sidikli beşerden koruyamayacak mı yani?
Yadsınamaz gerçek. Bir yerde bile incil, Tevrat ya da zebur'un tahrif edildiğine dair bir ayet göremezsiniz. Aksine sayısız yerde kuran kendini "elinizdeki kitabı tasdikleyen" diye tanımlayarak bu kitapları tasdiklemiştir.

Zaten Kuran'ı koruma sözü veren tanrının önceden indirdiği kitapların tahrif edildiğini iddia etmesi çok saçma olurdu. Kuran'ı koruyacağız diyen tanrı herhalde ondan öncekileri de koruduk der.
kimisinin mühim olmadığını düşünmesine rağmen son derece mühim olan bir gerçektir.

zira "elimizdeki" incil'in ve tevrat'ın değiştirilmediğini kabul ederseniz, "mülga" demek durumu kurtarmaz. evet, bu durumda bile söz konusu kitapları "mülga" kabul edebiliriz islam akidesine göre.

fakat mülga olmaları, değiştirilmemiş tanrı sözü oldukları kabulünü etkilemez. onları "değiştirilmemiş tanrı sözü" olarak kabul ederseniz, bu sefer kuran eleştirilerine incil ve tevrat eleştirileri, incil ve tevrat'ın kuran'la bağdaştırılması problemleri ortaya çıkar ki değme tevilci hakkından gelemez o problemlerin.
değişip değişmemesi önemli değil, yürürlükten kaldırıldı. mülga.

kültür fizik amacıyla okunabilir. ötesinde anlamı yok.
imam-ı azam ebu hanife'nin namazlarda incil veya tevrat ayetlerinin okunabileceği yönünde fetva vermesine sebep olmuştur.

zira kuran'da söz konusu kitapların değiştirildiği söylenmediği gibi, kuran'ın hıristiyan ve yahudilerin "ellerindeki" (kuran'daki ifade) kitapları tasdik edici olduğu defalarca vurgulanmıştır. hıristiyan ve yahudi inançlarının islam'la farkı ise papaz ve hahamların "dillerini eğip bükerek" "ellerindeki" kitaplarda yazanları saptırması olarak izah edilmiştir. zaten incil ve tevrat'ın, kuran'ın yazıldığı zamanki halinin, bugünkü halinden farklı olmadığını kesin olarak biliyoruz.

velhasıl kuran'ın, incil ve tevrat'ın değiştirildiğini iddia ettiği iddiası, müminler arasında yaygın olduğu için doğru sanılan bir efsaneden başka bir şey değildir.

biliyorum ki mümin beyni bu gerçeğe "ama incil şöyle, ama tevrat böyle" diye tepki verecektir. eh, peygamber'in incil ve tevrat'ı asla okumadığını, sadece onlar temel alınarak yapılan bazı anlatımları dinlediğini, incil ve tevrat konusundaki bilgisinin bundan ibaret olduğunu kabul etmezsen, böyle çırpınır durursun işte.

evet, peygamber, incil ve tevrat'ı okumamıştı, detayına hakim değildi. okumadığı için de onlar hakkındaki duyduklarını da dikkate alarak yazdığı kitabın incil ve tevrat'ı tasdik ettiğini söylemekte bir sakınca görmedi. incil ve tevrat'tan yapılan aktarımlardan fikren uyuşmadıklarını ise papazların, hahamların saptırarak aktardıklarına yordu.

incil ve tevrat'ın değişmiş olup olmadığı konusunda yorum yapmayacağım. zira o konuda söyleyeceklerimin anlaşılır olması için uzun bir yazı yazmam gerekir. belki farklı bir başlıkta ele alırız.

son olarak, incil ve tevrat'ın değiştirildiğine inananlar, allah'ın neden kuran'ı koruma altına alırken, diğer kitapları ihmal ettiğini de bir açıklasalar?
Hz. Ebubekir döneminde Kuran sayfaları toplatılarak hz. Osman döneminde son şekli verilerek kitaplaştırıldı ve islamiyeti kabul eden ülkelere çoğaltılarak gönderildi olarak ösym kendi sorusunda açıklama yapmış.

Bu açıklamayı referans alırsak islam tarihi boyunca hz. Ebubekir döneminde Kuran'ın standardize edilmesi ya da aslına uygun olarak tespit edilmesi diyelim , Kuran'ın değiştirilmediği yönünde bir durum ortaya koyuyor.

Buradan bakarsak eski ahit ve yeni ahit belki bizzat Peygamber tarafından vahiy yolu ile gelen iletimin yazdırılması ile oluşturulmuş olmasa da bizzat dinleyenler tarafından sözler nakledilmiştir.

iznik konsülü öncesi dönemden bahsediyorum. 12 havari arasında somut çelişkiler varsa onu bilemem ama temel olarak isa'nın vaaz ettikleri ortada.

Siyasal hıristiyanlık bunu Nasıl ele aldı bu başka bir konu.
allah kelamı olduğunda hepimizin mutabık olduğu kuranı aziymuş şan'ın, incil ve tevratı tasdik etmesi ve bunu defalarca dile getirmesidir.

ancak allah'ın sözüne inanmak yerine kıçından gelen sese iman eden kişiler allah sözünü bir kenara bırakmış ve incil ve tevratın değiştiğine kendi kendilerini inandırmışlardır.
kafası çalışan bir insanın isa nın ölümünden sonra ortaya sayısız incil çıkmasından,

ve sonradan hristiyan din adamlarınca bu sayının 4 e düşürülmesinden anlayacakları durumdur.

"tevrat ve incil değiştirildi" demiyor ama,

"hala aklınızı kullanmıyor musunuz" diyor.

gerçi sizin cevabınızın "hayır" olduğu belli ama yine de insan arada bir çalıştırır, bakar pas tutmasın diye.