1. 1.
    kuantum mekaniği yorumlarının en ünlüsü ve bilim camiasında en çok tutulanı kopenhag yorumudur. kopenhag yorumunda en önemli etken gözlemcinin (bilincin) rolüdür. gözlemci bir kuantum olayını gözlemlemeye başladığı an o olaya direkt etkide bulunur. gözlemci de burada bir bilgidir ve gözlemin gerçekleşmesi için o parçacıklardan gözlemciye yansıması gereken fotonlar, olayın bilgisinde değişikliğe sebep olur. halbuki olay bilgisi süperpozisyondadır ancak gözlemci gözlem yaparak bu süperpoziyon halini kendi elleriyle bozar. bunu şu şekilde açıklayabiliriz; çift yarık deneyindeki fotonların hangi yarığı seçtiğini anlamak için onları gözlemleyen gözlemci dalga-parçacık ikiliğindeki fotonların parçacık halini görür. fotonlar yarıktan geçtikten sonra duvarda belirsizlik ilkesiyle tamamen tutarlı bir şekilde dalgasal foton sebepli bir desen oluşturmasına rağmen, sanki bir bilinç tarafından gözlemlendiklerini fark ettikleri için gözlemciye buna sebep olan süperpoziyon hallerini göstermezler. fotonların neden bu şekilde davrandıkları ise hala bilinmemektedir.

    olanları "ölçme aleti", "ölçülen parçacık" ve ikisi arasındaki "etkileşme" (dekoheransı yaratan şey) sürecini kullanmaksızın tanımlamak mümkün değildir. Ölçüm sürecinde "ölçen" ve "ölçülen" şeylerin görevlerini ayrı ayrı tanımlamak mümkün olmadığından, Kopenhag yorumuna göre neyin ölçen, neyin ölçülen olduğunu ayırmak imkansızdır. Bu bir anlamda özellikleri öğrenilen şey (ölçülen-nesne) ile bu dinamik özellikleri öğrenen şeyin (ölçen-özne) birbirine karışmasıdır. makro evrende gerçekleştirilen deneylerde ölçen alet ile ölçülen cisimler arasında böyle bir şey mümkün olamaz. bir elmayı gözlemlerken elmanın size dönüştüğünü sizin ise elmanın kendisi olmaya başladığınızı anlasanız deli olduğunuzu düşünürdüğünüz sanırım.

    ölçüm ile parçacıkların süperpoziyon hali görülemese de ele geçen veri olasılıksal, önceden kestirilemeyen ve dalga fonksiyonunun rastgelelikle doğru orantılı bir şekilde "çöküşü" nedenli bir sonuç olur, yani indeterministiktir. herhangi bir gizli değişken içermez. dalga fonksiyonu gerçek değildir. dalga fonksiyonu çöküşüne olan yaklaşım fenomenolojiktir. gözlemcinin rolü önemlidir. yerel değildir. karşıolgusal bir kesinlik içermez.
    ... john misty