1. 1.
    Belki bir kısmınızın bildiği üzere kuşlar, sürüngenlerden evrimleşerek var olmuş bir canlı grubudur. Hatta daha spesifik olarak, 65 milyon önce soyu tükenen dinozorlardan geriye kalan son canlı grubu kuşlardır. Çünkü Kretase Kitlesel Yok Oluşu'ndan kurtulabilen nadir canlılardan bir kısmı, "uçan dinozorlar" ve teruzorlardı (teruzorlar [pterosaur] dinozor değildir!). Dinozorlardan evrimleşen ve bugün "kuşlar" olarak bildiğimiz Aves sınıfı, kısa süre içerisinde hayatta kalan az sayıda teruzor üzerinde de baskı kurarak onların yok olmasına sebep olmuştur.
    Peki, elimizde dinozorlar ile kuşlar arasındaki evrimsel geçişi gösteren türlere ait fosiller bulunmakta mıdır? Elbette, pek çok sınıflar arası geçişte olduğu gibi, dinozorlar ve kuşlar arasındaki geçiş de muhteşem bir şekilde fosiller üzerinden takip edilebilmektedir. Şimdi bunlara daha ayrıntısıyla göz atalım.
    Her türlü geçişi anlamak için, önce “paramorfoloji (homoloji)” terimiyle tanışmalıyız. Paramorfoloji (homoloji), görevleri farklı ancak biyolojik yapıları aynı olan (embriyolojik ve gelişimsel yapıları) ve farklı türlerin ortak bir atadan aldıkları organları inceleyen bilimdir. Homolog yapılar da, görevleri farklı ama embriyolojik ve gelişimsel açıdan biyolojik yapıları aynı olan organlara verilen isimdir. Örnek olarak fokların ön yüzgeci ile insanların kolları homologdur. Şimdi söz konusu olan geçişimize dönelim:
    Bahsettiğimiz gibi, günümüzde sürüngenlerden kuşlara geçişi gösteren sayısız tür bulunmaktadır. Bunlar, genel olarak Theropod olarak adlandırılan dinozorlar (ki dinozorlar sürüngendir) ile kuşlar arasındaki geçiş olarak görülmektedir ve uçamayan Theropod’ların uçabilen kuşlara doğru evrim geçirdiği görülmektedir (Carroll 1988; Carroll 1997; Sereno 1999).
    Bu geçişleri eksiksiz basamaklar olarak şu şekilde sıralayabiliriz: Eoraptor, Herrerasaurus, Ceratosaurus, Allosaurus, Compsognathus, Sinosauropteryx, Protarchaeopteryx, Caudipteryx, Velociraptor, Sinovenator, Beipiaosaurus, Sinornithosaurus, Microraptor, Archaeopteryx, Rahonavis, Confuciusornis, Sinornis, Patagopteryx, Hesperornis, Apsaravis, Ichthyornis ve bildiğimiz güvercinlere benzeyen ve onlarla aynı türden olan Columba türleri (türler ya da türe ait kısaltılmış takma isimler biyoloji biliminde daima eğik yazılır) olarak görülmektedir.
    Bu türlere yakından bakalım;
    (bkz: allosaurus)
    (bkz: herrerasaurus)
    (bkz: ceratosaurus)
    (bkz: eoraptor)
    (bkz: compsognathus)
    (bkz: sinosauropteryx)
    (bkz: beipiaosaurus)
    (bkz: velociraptor)
    (bkz: sinovenator)
    (bkz: caudipteryx)
    (bkz: protarchaeopteryx)
    (bkz: sinornithosaurus)
    (bkz: microraptor)
    (bkz: archaeopteryx)
    (bkz: rahonavis)
    (bkz: confuciusornis)
    (bkz: sinornis)
    (bkz: patagopteryx)
    (bkz: ıchthyornis)

    Gördüğünüz gibi, liste bu şekilde uzayıp gidiyor; sürüngenlerden kuşlara geçişte 22 civarı "ara tür" elimizde bulunuyor, bu sayıdan çok daha fazla ise akraba tür bulunuyor, burada sıralamaya gerek görmediğimiz. Burada unutulmaması gereken önemli bir nokta şudur: Evrim, bir zincir şeklinde oluşmaz. Evrim, bir ağaç şeklinde oluşur. Burada her ne kadar fotoğrafları arka arkaya verdiğimizde bir zincir varmış gibi gözükse de, aslında aralarda dallanıp budaklanmalar, türleşmeler, farklılaşmalar, dolayısıyla evrim meydana gelmektedir. Yine de yukarıdaki sıralama bile bize geçişi gösterecektir. Ancak yine de, bu canlılar arasındaki akrabalık ilişkisinin dikey bir zincir şeklinde değil de, bir ağaç şeklinde tasvir edildiğini unutmayınız. Dolayısıyla yukarıdaki sıralama, Evrim Ağacı'nın sadece bir dalını simgeliyor olabilir (aralarda atlamalar ve eklemeler var yukarıdakinde; ancak zincir tasvirinin zararlarını göstermek için güzel bir örnek). Devam edelim:

    (bkz: homoloji)

    Dediğim gibi, homoloji, bazen türleri sınıflandırmak için başvurulan etkili ve güzel bir yöntemdir. Yukarıdaki 4 çizim, sırasıyla şu türlerin ön-uzuv (forelimb) görselleridir:
    A) Ornitholestes (Terapod bir dinozor)
    B) Archaeopteryx
    C) Sinornis (Arkeik/ilkin bir kuş cinsi)
    D) Gallus gallus domesticus (Modern tavuk)
    Bu 4 canlının fosilleri ve kemikleri aşağıdaki gibidir:

    (bkz: ornitholestes fosil)
    (bkz: archaeopteryx fosil)
    (bkz: sinornis fosil)

    Yukarıdaki bakınızlarda da görüldüğü üzere, iki ayaklı ve genellikle etçil olan (bir kısmının sonradan otçul canlılara evrildiğine dair fosiller de bulunmuştur) bir Theropod’dan, bir modern tavuğa geçiş 4 temel aşamada gözlenmektedir. Evrim karşıtları ve bilim düşmanları, bu 4 temel geçişi hedef almaktadırlar (Carroll 1988, sf:340, Carroll 1997, sf: 309). Bu yüzden, sürüngenlerle kuşlar arasında en az 22 farklı tür bulunmasına rağmen, Archaeopteryx bunlardan en meşhur olanlarından birisidir. Bu talihsiz ününde, ülkemizden çıkan bazı bilim düşmanlarının da rolü ne yazık ki göz ardı edilemezdir. Neyse ki bilim, bu tip ayak bağlarıyla uğraşmayacak kadar önemli bir bilgi türüdür ve o cahil şahıslara cevaplar üretmek yerine, "gerçek" olana ulaşmayı hedefler ve bu amaçla, kendi bilgisi için cevaplar üretir. Bunlara biraz daha bakalım:
    Kuşların evrimiyle ilgili bulgular, yukarıda sıralananlarla sınırlı değildir. Çin’de bulunan Cryptovolans pauli türü ve 2009 yılında yine Çin’de bulunan tüylü dinozor fosilleri de bu geçiş türlerine mükemmel örneklerdir (bu 22 türün dışındadır bunlar; yani bilinen geçiş türü sayısı her geçen yıl artmaktadır).

    (bkz: sinonithosaurus fosil)

    Bakınızdaki fotoğrafda canlının etrafındaki kırçıllı yapılar, tüy fosilleridir. Gördüğünüz gibi, tüyler de gayet net bir şekilde fosilleşebiliyor.
    Peki tüyler, bu geçişte ne önem arz ediyor? Önemli olan bir sorudur bu, cevabını hemen verelim:
    Tüy, yalnızca kuşlarda bulunan ve bir “örtü görevi” gören bir epidermal büyümedir. Yani, memelilerde (ve dolayısıyla bir diğer hayvan türü olan insanda, Homo sapiens) görülen benzer yapıların adı tüy değildir! Bizdekilere (ve diğer memelilerdekine) “kıl” denilmektedir. Bu ayrım, yapısal farklılıklarından ve işlevlerinden kaynaklanmaktadır. Bu bilimsel olguyu ayırt etmekte fayda var. Peki, burada şu can alıcı soruyu soralım: Bir dinozorda tüy oluşumu gözlenmesi, ne anlama gelir?
    Tam da tahmin edebileceğiniz gibi, cevap evrimdir. Dinozorlarda tüy oluşumu gözükürse, dinozorlardan kuşlara bir geçiş olduğu gösterilmiş olur. Ve bu tüylü dinozorlardan yavaş yavaş bulunmaya başlanmıştır ve sonuncusu da Çin’de bulunan ve bir dinozor olduğu kesinleşen fosildir.
    Sürüngenlerden kuşlara geçiş ile ilgili bulgular burada da kesilmiyor. Devam edelim: Tüyleri olan dinozorlar, kuşlara olan geçişi ispatlamakta çok güçlü bir araçtır; ancak daha güçlü araçlar da bulunabilir. Bildiğiniz gibi kullanılmayan bazı organlar evrim ekonomisi dahilinde yok edilmekte, körelmektedir. Tam tersi şekilde, yeni evrimleşen organ ve yapılar da her zaman tam bir başarı ile kullanılamamaktadır (elbette canlıya öncekinden daha fazla avantaj sağlar; ancak Evrimsel Tarih'e dönüp bakan insanlar olarak, bazı canlıların, organlarını torunları kadar iyi kullanamadıklarını görürüz). işte bu geçiş ile ilgili bir diğer bulgu şuradan gelir: Uçamayan ama kanatları (en azından kanatsı yapıları) olan dinozorlar!
    Bu geçiş de, diğer evrimsel süreçler gibi son derece yavaş olmuştur ve ilk kanatlar sadece genel bir aerodinamizm katmış, kısa mesafe süzülmelere ve uzun sıçramalara yardımcı olmuş ve adım adım gelişmiştir. Biraz daha gelişen kanatlar, dinozorlara (artık dinozor demek çok da doğru olmaz, biyolojik tür adlarını kullanmakta fayda var) hafifçe havalanma şansını vermiştir ancak uçmalarını sağlayamamıştır. Özellikle kara avcıları açısından üzerinde çok yoğun baskı bulunan türler, Doğal Seçilim sonucu hep daha iyi uçucuların hayatta kalması sonucu (bu, pek çok yönden hayatta kalma şansını arttıran bir adaptasyondur) daha başarılı olmaya başlamışlardır. Nesiller ve binlerce yıl sonucunda sonucu, kanatlar uçmaya daha da elverişli olmuştur. Ve sonunda, belki de binlerce jenerasyon sonucu, uçabilmeyi başaran türlere evrimleşmiştir. Bunların da gittikçe fizyolojik olarak değişmesi ve farklı türlere evrilmeleri sonucu günümüzdeki kuşlara kadar evrim süreci takip edilmiştir. Peki, sorumuza dönelim: Uçamayan ama kanatları olan dinozorlar var mıdır?
    Evet, vardır. Bunlar, uçamayan, kanatları olan ancak iki ayak üzerinde yürüyen (bipedal) sürüngenlerdir. Örnek olarak zaten yukarıdaki 22 adımlık geçişte de verilen Protarchaeopteryx, Caudipteryx, ve meşhur “BPM 1 3-13” olarak kodlanan ve Çin’de bulunan dinozoru verebiliriz.
    4 ... birbilinmeyenlidenklem