1. 1.
    Ömer Madra'nın kıyamet'in yaklaşmasıyla ilgili ilginç teorisidir.

    Kış ortasında bahar havası yaşanıyor çünkü dünya gittikçe ısınıyor.Yıllardır küresel ısınma sorunu ve iklim değişiklikleriyle ilgilenen Ömer Madra 'Çok acil önlem alınmazsa kıyamet kapıda' diyor.

    NE güzel, bugün hava yine güneşli diye seviniyor musunuz? Üzülmelisiniz. Hayra alamet değil çünkü. Dünya gittikçe ısınıyor ve yıllardır iklim değişiklikleriyle uğraşan Ömer Madra bu durumu 'suyumuz ısınıyor' diye tanımlıyor. Beş bin yıllık uygarlığın gördüğü en büyük tehlikeyle karşı karşıyayız. Dünya elden gidiyor. Hayatta kalmak için payımıza düşen
    önlemleri bir an önce almamız, karar verme noktasında olanları buna zorlamamız gerekiyor. Bu röportaj da sizi korkutmak için değil, uyandırmak için yapıldı.

    avadan sudan konuşmak, hafif, uçucu, çok da önemli olmayan konular üzerine öylesine konuşmak, anlamında kullanılır biliyorsunuz. Oysa konumuz tam da bu ve havaya suya olanlar konuyu kalıcı, ağır ve önemli hale sokuyor.

    Neler oluyor, durum ne?

    'Suyumuz ısınıyor' diye başka bir deyimle cevaplayayım sizi. Durum çok vahim. Bugün 14 aralık ve olağanüstü bir havada yapıyoruz röportajı. Hatta Nisan sonları için biraz serin bir hava. (acı acı gülüyoruz karşılıklı) Bugünkü haberlerden biri şuydu mesela: Kayıtların tutulmaya başladığı yıldan bu yana, 374 yıldır en sıcak yılını yaşıyor ingiltere. Hollanda keza 300
    küsur yıldan beri en sıcak kışını. Ayılar kış uykusuna yatamıyor. Uyusunlar diye ipnotizmacıları gönderip 'Uyu ayı, uyu' mu dedirtsek, Prozac mı versek, ne yapsak? Böyle espri de yapmaya çalışsak, olmuyor görüyorsunuz, durum korkunç.

    BAŞIMIZ BELADA

    Üstelik önümüzdeki yıl 'son 301 yılın' bir sonraki yıl 'son 302 yılın en sıcak mevsimi' demeyeceğimizin de garantisi yok değil mi?
    Tastamam öyle. 1994'ten bu yana geçen 12 yılda gezegenin gördüğü en sıcak 10 yıl yaşandı. Artık ölçümler çok gelişti, 650-700 bin yıl geriye gitmek mümkün. Ve gezegen milyonlarca yıldan beri en sıcak dönemini yaşıyor belki de. Tarımla, şehirleşmeyle başlayan insan faaliyetlerinin ısınmaya küçük ama sabit bir etkisi vardı. Zamanla birikim oluştu. Ama endüstri devrimiyle
    bambaşka bir şey oldu. Kömürle işleyen makineler, demiryollarıyla taşıma vb. 'sera gazı' dediğimiz CO2 salımlarını, dolayısıyla da küresel ısınmayı çok artırdı. Yapılan tüm araştırmalar dünyanın başının büyük belada olduğunu gösteriyor. insanoğlu hem kendisini, hem diğer canlıları ortadan kaldırabilecek bir noktaya gelmiş durumda.

    UÇURUMUN UCUNDAYIZ

    Ne olacak, kıyamet nasıl gelecek?

    Uçurumun kenarını düşünün. Öbür tarafa devrildiğiniz zaman artık geri dönüşü olmayan bir yuvarlanma başlar. Tepe taklak düşersiniz. Bilim camiası içinde bulunduğumuz durum için uçurumun ucu tabirini kullanıyor. 'Tipping Point' dedikleri 12 devrilme noktası, eşik sayıyorlar. Üstelik hepsi birbirine bağlı.

    Nedir onlar?

    Önde gelen iklimbilimcilerden Schellnhuber bunları şöyle sıralıyor: Biri Amazonlar. Küresel ısınma yüzünden Brezilya'daki Amazon yağmur ormanlarını kaybedebiliriz. Yaşarken karbondioksit (CO2) emen ağaçlar, öldükten sonra karbondioksiti geri bırakıyor. Geçenlerde çok tatsız bir haber daha geldi. Kendi iklimini yaratan o devasa ağaçlar üst üste üç sene kuraklık yaşanması
    halinde dördüncü senede devrilip ölüyor. Ölmeleri karbondioksit vericileri haline gelmeleri demek. Amazon'da 2004 ve 2005'te kuraklık oldu. Bu sene ne oldu bilmiyorum. Böyle bir tehlike var. Bir diğer eşik Kuzey Atlantik akımlarındaki değişme. Londra'nın enlem dairesi mesela Sibirya'yla aşağı yukarı aynı olmasına rağmen oranın iklimini ılıman yapan akım, Gulf Stream
    denen sistem eriyen buzullar vb. yüzünden yavaşlıyor. O zaman o bölge soğuyacak yani. Kısa dönemde ingiliz ligleri kış ortasında maçlara ara verecek ama bunun dünyaya vereceği zarar çok daha fazla. Üçüncüsü Grönland eriyor. Tamamen erirse dünyada denizlerin su seviyesi metre metre
    yükselecek. Londra, New York, istanbul gibi çağdaş medeniyetin büyük şehirleri etkilenecek. Son dört yılda üç yüz mil buz erimiş ki çok büyük bir alan. Dördüncü eşik 'bütün eşiklerin anası' olabilir, yani çok büyük: Ozon delinmesi.

    Ozon meselesi halledilmemiş miydi?

    Hallettik zannediyorduk ama incelmeye devam ediyor ve 2018'den önce düzelmeye başlaması beklenmiyor. Ki Montreal Anlaşması'yla o fıs fıslarda, deodorantlarda, buzdolaplarında bulunan soğutucu gazları (CFC) yasakladığımız halde. Daha da kötüsü, küresel ısınma atmosferin üst tabakası olan stratosferin daha da soğumasına yol açıyor. Bu da yeni bulundu. Soğuyan
    stratosfer ozonun tamir edilmesini geciktiriyor. Küresel ısınmayı halletmezsek ozon meselesini de halletmiş olmayacağız. Dolayısıyla bütün eşiklerin anasını henüz görmedik. Ozon tabakasındaki incelme (delik) canlılarda kataraktlara, cilt kanserlerine yol açmasının yanı sıra plankton denen o küçük okyanus bitkilerini yok ediyor. Bunlar ise beslenme zincirin
    en alt seviyesinde yer alan canlılar. Karides gibi küçük hayvanlardan balinalara kadar bütün deniz hayvanları bunlarla besleniyor diyebiliriz. Yani onu yiyeni yiyorlar ve bu böyle gidiyor... Bunlar tüm okyanusların ekolojik dengesini sağlayan oksijen kaynakları. Dolayısıyla bütün hayatı etkiliyor. Altıncı eşik Sahra çölünün küçülmesi.

    Duruma ters ama kuraklığa karşı çölün küçülmesi yine de iyi bir şey değil mi?

    Tuhaf gelecek ama kötü bir şey bu. Sahra çölüyle denizler arasında karmaşık bir bağlantı var. Okyanuslar atmosferi nasıl etkiliyorsa, topraklar da okyanusları etkiliyor. Rüzgar sahradan aldığı toz bulutunu okyanuslara taşıyor ve içinde taşıdığı minerallerle planktonları besliyor. Sahra olmazsa planktonlar ölüyor. Şimdi iklim değişikliği ile Sahra'da değişim ve
    'yeşerme' olursa, bir başka denge bozulmuş olacak. Bir başka önemli kırılma noktası da 'dünyanın çatısı' denen Tibet platosu. Dünyanın en yüksek dağları, Himalayalar vb. var burada. Bu dağlar ve buzulları büyük bir ayna etkisi yapıp güneş ışınlarını geri yansıtıyor. Sıcaklığı azaltıyor yani. Ama şimdi ısınmayla etkisi azalıyor. Stratosferi soğutmuyor ve hem ozon tabakasını hem Grönland'ı olumsuz yönde etkiliyor. (Erimeyle kuruyacak en
    büyük nehirlerin yaratacağı susuzluk ve açlığı saymıyorum bile.)

    Sekizincisi muson yağmurlarının dengesinin bozulması. Yağmur kesilirse kuraklıktan, artarsa selden ölüyorsunuz. Geçen sene Mumbai'de Hindistan tarihinin gelmiş geçmiş en korkunç yağmurları yağdı. Bu eşiğin atlanmasıyla 3.5 milyar insan, dünya nüfusunun yarısından fazlası etkilenecek. Bir diğeri metan gazı. Metan karbondioksitin en az 20 katı etkiliyor küresel ısınmayı. Okyanus yataklarında donmuş olarak duran muazzam metan yatakları var.
    Isınmayla bunlar çözülüp küresel ısınmayı çok büyük oranda artırabilecek. Bir başkası Sibirya'da, Kanada'da vb. sürekli donmuş haldeki toprakların erimesiyle toprak içindeki fosiller. Yani bunlar çürüyecek ve milyarlarca ton metan gazı açığa çıkacak. işte o zaman hapı yuttuğumuzun resmidir. Bir de 'lös eşiği' var. Lös, donmuş bir toprak biçimi. Science dergisine göre lösler içinde şimdiye kadar bilinmeyen 500 gigatonluk yeni karbon kaynağı bulundu. Eşik tarihini bir de bu öne çekecek yani. Bir diğeri 'tuz vanaları' (valfleri). Okyanusların yüzey kısımlarının ısınması farklı ekosistemlerin biyoçeşitliliğini etkiliyor. Bu tarafta Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz, Basra Körfezi, öbür tarafta Karaipler ve Baltık bölgeleri çok etkileniyor. Sıcak sular El Nino denen okyanus akıntısını etkiliyor. Aralık ortasında
    böyle sıcak bir hava yaşıyor olmamızın nedeni bu olabilir mesela. Eğer önümüzdeki yıl beklendiği gibi gene bir El Nino yılı olursa, hem küresel ısınma hem de El Nino ile 2007 yeryüzünün gelmiş geçmiş en sıcak yılı olacaktır. Bundan tereddüdüm yok benim.

    inşallah yanılırsınız!

    Valla ABD'nin atmosfer ve okyanuslara bakan kuruluşu NOAA'nın hesaplamasına göre küresel ısınma sürekli bir El Nino yaratabilir. 6 -7 yılda bir tekrarlanma yerine sürekli olursa Ortadoğu'da, Akdeniz'de Nuh tufanı gibi tufanlar, büyük seller, anlık seller olacak... 12'nci ve son
    kırılma noktası ise Antartika'daki yedi milyon mil küp hacmindeki buzun hızla erimesi. Britanya'nın BAS adlı kuruluşuna göre, burası tamamen erirse deniz suları seviyesi dünyada beş ila on beş metre yükselecek.

    içim daraldı.
    Benim de. Ama bir şey daha var. Bir ısınma tahmini veriliyor. Bakın, 251 milyon yıl önce gezegende birdenbire öyle bir şey olmuş ki canlıların yüzde 90'ı yok olup gitmiş. Sebebi küresel ısınma. Belki büyük volkanik patlamalar, belki okyanuslardaki metan patlaması yüzünden... Bu değişiklik ve çöküş belki 20 yıl içinde olup bitmiş! Peki bu büyük kitle yokoluşu, kaç derecelik ısı artımıyla olmuştur sizce? *
    2 ... fatal
  2. 2.
    GEZEGEN ISINIYOR

    n 10, 15 falan mı?
    Sadece altı derece! Ve birkaç on yılda olmuş! Kyoto Protokolü'nü de hazırlayan Hükumetlerarası iklim Değişikliği Paneli'nde çalışan iki binden fazla bilim insanının, bu yüzyılın sonuna kadar dünya ısısının ne kadar artacağı ile ilgili tahminini biliyor musunuz peki?

    Öğrenmekten korkuyorum!
    Altı derece! 251 milyon yıl önce canlı hayatı yok eden felaketin derecesiyle aynı yani. Rapor tarihi 2001. Üstelik felaket tarihi yeni bilgilerle sürekli öne çekiliyor ve başka bilim kuruluşlarından mesela Oxford Üniversitesi merkezinden, sizin de dediğiniz gibi yüzyıl sonuna 11 derece ısınabileceği tahmini de geliyor! Durum bu. Geri dönüşü olmayan noktaya hızla yaklaşıyoruz.

    Anlatmak üzücü, korkutucu ve karmaşık.
    Bu şuna benziyor biraz. Sopa ucunda tabak çeviren cambazlar vardır hani, çok da hoş bir gösteri yaparlar. Yüzlerce tabağı mükemmel şekilde çevirebilirsiniz ama bir tanesi düşerse hepsi birden düşüp kırılır. Bazı bilim adamlarına göre düşüş başladı, artık yapılacak bir şey yok. Onlara
    göre (mesela James Lovelock) yeryüzünde beş yüz milyon kadar insan kalacak, onlar da kuzey kutbundaki vahalarda yaşayacak. Çok saygın bir bilim adamı var: James Hansen. Küresel ısınmayı ilk söyleyen, modelleyen kişi, NASA Uzay Çalışmaları Goddard Enstitüsü Başkanı.

    YENi BiR ÇAĞ GELiYOR

    Bush'un konuşma yasağı koyduğu kişi mi?

    Hah o işte. O kadar saygın bir adam ki, korkunç durumu anlattığı için kendi memuru olduğu halde kovamıyor Bush onu. Hansen diyor ki: 'Böyle gelmiş böyle gider senaryosuna göre, yani acil tedbirler hemen alınmaya başlanmazsa en fazla 10 senemiz var.' Kıyamete 10 sene var yani. 10 yıla kadar ısının iki derece daha yükselmesine engel olamazsak, ondan sonrası kontrol edilemez
    artık. Çünkü başka, bilmediğimiz bir gezegenden bahsediyor olacağız.

    iyi bir şeyler de söyleyin lütfen!

    Önlem alınmazsa sonuç kötü olacak. Gezegen yeni bir çağa girecek. Ozon deliğini bulan ve bunun için Nobel alan adam Paul Crutzen 'Doğaya uymaya çalışan insan çağı bitti, insana uyan doğa çağı başladı' diyor. Anthropocene çağı! Bu çağda ne yaşanacağını bilmediğimiz için, ne olacağını söyleyemeyiz.

    ömer madra
    3 ... fatal