1. 1.
    Kıymetli öğretmenlerimize hitap ediyorum: Atatürk’ü iyi öğretiniz-Atatürk’ün devrini belki yaşamadınız, biz onların yetiştirdiği son nesilleriz. Bizden sonra da belki onu gören kimse kalmayacaktır. Ama tarih kitapları Atatürk’le doludur. Çocuklarımızı, gönülleri Atatürk sevgisiyle dolu olarak yetiştirin. Atatürk, dünyada geri kalmış ülkelere örnek olmuştur. Bizim, başka milletlerin liderlerini seçmemize ihtiyacımız yoktur. Bizim liderimiz Atatürk’tür. O, bize yolu göstermiştir. O’nun yolundan yürüdükçe daima nurlu ufuklara doğru gideceğiz.
    2 Ekim 1980
    *

    Her konuda milletçe ehle verdiğimizi görmek, bizlere bu mutlu vatanı emanet eden en büyük Türk, Atatürk’ün yegâne arzusu idi. Onun arzularından en başta geleni birlik ve bütünlük içinde bağımsız bir Türkiye’yi yaratmak ve onu sonsuza kadar yaşatmaktı.
    20 Ekim 1980
    *

    “Ne mutlu Türküm diyene” özdeyişinde ifadesini bulan Türk milliyetçiliği inancı içinde ne zaman ve nerede olursa olsun, el ele ve omuz omuza, kalp kalbe oldukça aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Birlikte sarf edilen çabaların pınarında daima refah ve mutluluk meyveleri yetişir.
    29 Ekim 1980
    *

    Hiçbir kötü emel, bugün olduğu gibi bundan sonra da, Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar veremeyecek ve kalbi Atatürk inancı,yurt sevgisi ile dolu Türk ulusunun eşsiz kudreti ve çelik iradesi karşısında ne kadar güçlü olursa olsun, dağılmaya mahkûm olacaktır.
    29 Ekim 1980
    *

    Her Türk, Atatürk ideolojisini ömrü boyunca bir bayrak gibi yücelerde tutarak yurdunu ve ulusunu, onun gösterdiği hedeflere ulaştıracaktır.
    29 Ekim 1980
    *

    Atatürk, Türk ulusu için kutsal bir idealdir.
    10 Kasım 1980
    *

    Aziz Atatürk! Bükülmez bileklerimizde kuvvet, gözlerimizde ışıksın. Aydın dimağlarımızda ilkelerin, kalblerimizde sınırsız sevgin ve inancın var. Ne sağında ne de solundayız- Yarattığın her yaştan 4j milyon kahraman ve asil Türk ulusu, acı kaybının 42. yıldönümüne yasınla başlarımız eğik, bizlere verdiğin azim ve gururla yolunda, ardında dimdik yürüyecek, koşacağız; sana ve idealine mutlaka ulaşacağız.
    10 Kasım 1980
    *

    Ölümsüz Atatürk! Bir zamanlar ifade ettiğin gibi, fanî vücudun toprak oldu. Fakat, kurduğun ve bize emanet ettiğin Cumhuriyet, gerçekleştirdiğin eserler ve koyduğun ilkeler, daha nice yüzyıllar korunacak ve sonsuzluğa dek yaşatılacaktır.
    5 Ocak 1980
    *

    Atatürk, dünyada “Kemalizm”, “Atatürkçülük” veya “Türk inkılâbı” olarak tanınmış sosyal ve siyasal hareketi yönlendirmede ortaya yeni ilkeler atmış ve kaynağını hayat gerçeğinden alan uygulamalarda bulunmuştur. Bu uygulamalardan bazıları O’nun sağlığında gerçekleşmiş, bazıları da bir amaç ve hedef olarak belirtilmiştir. Bunlar “Atatürk ilkeleri” olarak yeni Türkiye Devleti’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturur.
    5 Ocak 1980

    Atatürk’ün koyduğu ilkeler, belli bir kalıba sokulmaya veya dondurulmaya tabi tutulmadan, hayat gerçeğinden alınmış ve zamanın gerçeklerine göre yine inkılâpçı bir anlayışla, kendi yönlerinde geliştirilmesi gereken prensiplerdir. Ulusal bağımsızlık, ulusal egemenlik, cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, lâiklik, çağdaşlaşma, inkılâpçılık gibi ana ilkeler Türk inkılâbı’nın temelleridir.
    5 Ocak 1980
    *

    Türk ulusu, yaşamının en büyük talihini, Ulu Önder Atatürk’ü kendisine bahşeden Tanrı lütfuna borçludur. Karanlık günlerinin acıları içinde, özlemle beklediği aydınlığı o getirmiş, gelişme ve güçlenmesi için en doğru yolu o göstermiştir. Onun, uygarlığa açık, pratik ve gerçekçi yapılarıyla, sonsuza kadar uygulanabilme yeteneğine sahip ilkeleri, bizleri bugün de her türlü bunalım ve engeli aşarak, zafere ve Atatürk idealine götürecek güçtedir. Bu nedenledir ki, ulusumuz onun çizdiği yoldan asla ayrılmayacak, ondan başkasına inanmayacak, ilkelerini ve eserlerini daima bu azim ve inançla yaşatacak ve koruyacaktır.
    5 Ocak 1981
    *

    Ülkemiz Atatürk’ün vatanı, toplumumuz Atatürk’ün ulusu olmanın onurunu taşımaktadır. Her atılımda onun ilkeleri, yurdun her köşesinde onun eserleri vardır. Bu mazhariyet, varlığımız için her türlü tehdidin karşısında en kudretli silâhımız, uygarlık yolunda en güvenilir rehberimiz olacaktır.

    Yeniden hayat verdiği bu asil ve kahraman ulus, onu hiçbir zaman ve asla unutmayacak, eserlerine yenilerini katarak ve ilkelerini amacına götürerek, kalplerde yanan sevgisini, engin minnet ve şükran duygularıyla sonsuza kadar yaşatacaktır.
    5 Ocak 1981
    *

    Sen, Türk milletinin ebedî ışığısın! Bu ışığınla aydınlattığın yolunda azimle yürüyor ve geçmişin acı tecrübelerinden de yararlanarak, bugün geleceğe daha büyük bir umut ve güvenle bakıyoruz. Eserlerinin sonsuzluğa akışını, bugüne kadar hiçbir engel durduramamıştır. Bundan böyle de durduramayacaktır.
    30 Ağustos 1981
    *

    Tarihte Atatürk gibi yetişen dehalar çok enderdir.
    6 Kasım 1981

    Osmanlı imparatorluğu’nun enkazı üzerinde, ulusuna olan güvenini kendi dehası ile birleştiren ve böylece yeni Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran büyük Atatürk, hiçbir liderin, ömrüne sığdıramadığı inkılâpları gerçekleştirmiş ve devletin geleceğini de koyduğu ilkelerle teminat altına almıştır. O’nun koyduğu her ilke ve gerçekleştirdiği her inkılâbında asil Türk milletinin devamlılığı, refahı ve mutluluğu yatar. işte onun içindir ki, bu aziz vatanda yaşayan ve “Ne mutlu Türküm” diyebilen her yurttaş, Atatürk’ün ilke ve inkılâplarına bu inançla sahip çıkmak zorundadır.
    10 Kasım 1981
    *

    Büyük Atatürk’ün inkılâp ve ilkelerinde O’nun düşünce gücü ve fikrî yapısının sağlamlığı vardır. Milleti için yarattığı yeni Türkiye, büyük insanlık âlemini de etkilemiş ve O’nun manevî varlığını evrensel boyutlara ulaştırmıştır.
    10 Kasım 1981
    *

    Atatürk’e en büyük saygı ve bağlılığı, O’nun eserlerine sahip çıkmakla, fikir ve düşüncelerini anlamakla, ilke ve inkılâplarını gönülden benimsemekle ve nihayet çocuklarımıza ve gelecek nesillere bunları aşılamakla gösterebiliriz. Esasen ülkenin geleceği de buna bağlıdır.
    10 Kasım 1981
    *

    Yüce Atatürk, her zaman inandığı ve güvendiği milletinden aldığı güç ve destekle, gerçekleştirdiği Kurtuluş Savaşı destanı, yeni Türkiye mucizesi ve sayısız inkılâplarıyla yaşadığı yüzyılın en seçkin önderlerinden birisidir. O’nun vazgeçilmezliği ve değeri her geçen gün daha iyi anlaşılan inkılâp ve ilkeler ini yaş atmak, yaymak, daha da ileriye götürmek, bizlere düşen en kutsal görevdir.
    14 Mayıs 1982
    *

    Atatürk’ü anlamak, Atatürk’ün fikir ve düşünce yapısını saptırmadan tahlil etmek ve bunlara bağlı olarak Atatürk’ü gönülden sevmek, devletine ve milletine bağlı olan ve “Ne mutlu Türküm” diyebilen herkes için kutsal bir görevdir. Bu görev, siz gençler için çok daha büyük önem taşır. Çünkü sizler milletin geleceği, devletimizin ise teminatısınız.
    19 Mayıs 1982
    *

    Geleceğin yönetim kadrolarını oluşturacak gençlerimizi vatan sevgisi ve millî duygularla dolu, Yüce Atatürk’ün daima izinde yetiştirmek ve eğitmek kutsal görevlerimiz arasındadır. Her alanda kalkınmış, daha mutlu ve güçlü Türkiye, bu nitelikteki gençlerin omuzlarında yükselecektir.
    21 Mayıs 1982
    *

    Atatürk sevgisi, Türk insanının yüreğinin derinliklerinden kaynayıp gelen berrak bir pınar gibidir. Bu sevgiyi azaltmaya ve kurutmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Türk milleti millî iman ve inancını her zaman bu kaynakta tazelemekte ve güçlendirmektedir. Türk milletinin tek düşünce tarzı, kendi ülkesinin ve insanlarının gerçeklerinden vücut bulan Atatürkçülüktür. Türk milletinin Atatürkçü düşünce tarzına aykırı, millî gelenekleri ve ülkesinin gerçekleriyle bağdaşmayan fikir yollarına sapmayacak olgunluğa, inanca, tecrübe ve kararlılığa sahip olduğunu her zaman ispat edeceğinden şüphe edilmemelidir.

    O’nun her zaman savunduğu ve üzerine titrediği ve Türk milletine en yaraşır idare şekli olan bağımsız Cumhuriyet’i sonsuza kadar korumak ve yaşatmak, Türk milletinin kutsal ülküsüdür.
    10 Kasım 1982
    *

    Tarih sayfalarına, hiçbir zaman unutulmayacak bir savaş destanı olarak geçen bu mücadelenin sonunda gerçekleştirdiğin Cumhuriyeti, koruyup kollamakla görevlendirdiğin Türk gençliği, bu paha biçilmez eserini, şartlar ne kadar ağır olursa olsun, sonsuza kadar yaşatmanın azim ve kararlılığı içinde bulunduğunu her fırsatta göstermiştir.

    Kuşaktan kuşağa her Türk gencinin beyninde ve yüreğinin derinliklerinde, asla silinmeyecek şekilde yer alacağından şüphe etmediğimiz bu görev ve sorumluluk duygusu, geleceğimizin en büyük güvencesidir.

    Eserlerini, vazgeçilmezliği ve değeri her geçen gün daha iyi anlaşılan inkılâp ve ilkelerini, daima korumanın sarsılmaz inancı içinde milletçe önünde bir kere daha saygıyla eğiliyoruz-
    19 Mayıs 1983
    *

    Sevgili gençleri Kurduğu devleti, rejimi ile birlikte gençliğe emanet eden dünyada tek lider yüce Atatürk’tür. Atatürk, Türk gençliğini daima milletimizin geleceğinin teminatı olarak görmüş, böyle değerlendirmiş ve gençliğe daima güven beslemiştir.
    19 Mayıs 1983
    *

    Cumhuriyet tarihimizin her döneminde olduğu gibi siz gençlerimizle gurur duyuyoruz. Çünkü, Cumhuriyetimizin emanet edildiği Türk gençliği, bu büyük esere hiçbir zaman gölge düşürmemiş, onun korunup kollanması için kanı ve canı pahasına mücadele etmekten kaçınmamıştır.
    19 Mayıs 1983
    *

    Bir defa daha belirtmek isterim ki, Atatürk Türkiyesi’nde, O’nun kurduğu Cumhuriyetin nitelikleri ve koyduğu ilke ve ülkülerin dışında hiçbir ideolojinin yeri yoktur ve hiçbir zaman da olmayacaktır.
    19 Mayıs 1983
    *

    Şunu hiçbir zaman hatırınızdan çıkarmayınız ki, Atatürkçülükten ayrıldığınız sürece, Atatürkçülükten saptığınız sürece bize hayat hakkı yoktur.
    3 Ekim 1983
    *

    Yüce Atatürk! Bizlere en büyük armağanın bu kutsal eserini ilelebet yaşatmak, milletimizi kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde millî şuur ve ülküler etrafında toplayan, vazgeçilmezliği ve değeri her geçen gün daha da iyi anlaşılan inkılâp ve ilkelerini korumak, yaymak ve daima ileriye götürmek başta gelen ödevimizdir.
    29 Ekim 1983
    *

    Yüce Atatürk’ün, “Türk milletinin tabiat ve şiarına en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir” dediği Cumhuriyet, doğruluğu, çalışmayı, bilgi ve becerileri değerlendiren, milleti kendi kendisinin hâkimi, efendisi yapan, gelişmeye açık, hak, hukuk ve adalet kavramlarına saygıyı ön plânda tutan yapısıyla, bugün bile dünyadaki birçok toplumun düşlerini gördüğü, özlemini duyduğu bir yönetim biçimidir.
    29 Ekim 1983

    Cumhuriyetimiz öylesine özlü ve sağlam temeller üzerine oturtulmuştur ki, onun sonsuzluğa akışını bugüne kadar hiçbir engel durduramamıştır. Bundan sonra da asla durduramayacaktır.
    29 Ekim 1983
    *

    Bir çağa damgasını vuran Ulu Önder Atatürk, yalnız Türk milletine değil, bağımsızlık ve uygarlık savaşı veren bütün mazlum toplumlara da düşünce ve eylemleriyle ışık tutmuş, yollarım aydınlatmıştır. Bu ışıklı yolu takip etmek, vazgeçilmezliği ve değeri her geçen gün daha da iyi anlaşılan, zorlukları aşmada, çağdaş uygarlığa ulaşmada bizlere daima rehber olan inkılâp ve ilkelerini dünya var oldukça yaşatmak, en başta gelen ödevimiz, kutsal ülkümüz olacaktır.
    10 Kasım 1983
    *

    Eserlerinin uyanık bekçileri, Cumhuriyetin tehlikeye düşmemesi ve onun temel ilkelerinden birisi olan “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” özdeyişinde ifade ettiğin demokratik parlamenter sistemin bir daha yozlaştırılmaması için, bundan böyle her zamankinden daha dikkatli ve duyarlı olacaklardır.
    10 Kasım 1983
    *

    Türk gençliği, şimdiye kadar olduğu gibi bugün de kendilerine emanet ettiğin Türkiye Cumhuriyeti’nin yılmaz bekçiliğini sürdürmekte ve koyduğun ilkeler, gerçekleştirdiğin inkılâplara sarsılmaz bir imanla bağlı bulunmaktadır. Onlara senin güvendiğin gibi biz de güveniyoruz-Toprağında müsterih uyu, Büyük Atatürk.
    19 Mayıs 1984
    *

    Kıvançla belirtmeliyim ki, Türk milleti kuşaktan kuşağa daima gençleriyle gurur duymuştur. Çünkü Atatürk’ün Cumhuriyet’i emanet ettiği Türk gençliği zaman zaman görülen bazı aldatılmışların, satılmışların ve hainlerin dışında, ezici çoğunluğuyla, şartlar ne olursa olsun, bu büyük emanete her dönemde gölge düşürmemiş, onun korunup kollanmasını canıyla eşdeğer görmüştür. iç ve dış düşmanların, bölücülerin, çıkar çevrelerinin kışkırtmalarına ve kötü emellerine hiçbir şekilde kanmayarak, değişen dünya şartlarının gerekleri doğrultusunda, daha ileri bir toplum düzeni için yılmadan çalışmıştır ve bundan sonra da çalışacaktır.

    Yaşadığımız dünyada dostluğu aranan, saygı duyulan ve güçlü Türkiye Cumhuriyeti’nin bu noktaya gelişinin temelinde işte bu düşünce ve inanç birliği yatmaktadır.
    19 Mayıs 1984
    *

    Gençlerimizin kafalarına, sapık ideolojileri tartışılmaz gerçekler-miş gibi yerleştirmeye, hiç kimsenin hakkı yoktur. Onları, her çeşit düşüncenin iyi ve kötü taraflarını görebilecek ve değerlendirebilecek şekilde eğitmek gerekir.

    Geçmişin bize çok pahalıya mal olan acı olaylarını daima hatırlayınız. Her alanda güçlü Türkiye’nin Atatürk inkılâp ve ilkelerine bağlı, yurt sevgisini yüreğinin derinliklerinde duyan, çağdaş bilimin gerekleri doğrultusunda düşünüp tartışabilen, barıştan yana Atatürkçü gençler yetiştirmekle mümkün olabileceği gerçeğini asla aklınızdan çıkarmayınız.
    19 Mayıs 1984
    *

    Milyonlarca şehit kanıyla sulanmış bu vatan toprakları üzerinde sonsuza kadar birlik, bütünlük, barış, huzur ve güven içinde yaşamak, kutsal ülkümüz olmalıdır.
    19 Mayıs 1984

    Atatürk Türkiyesi’nde Atatürkçülük dışında hiçbir sapık ideolojinin yeri yoktur ve asla olmayacaktır. Milletimiz insancıl değerlerden yoksun düzenlerin özlem ve arayışları içinde olanlara, o engin sağduyusu ve yakın zamanda yaşadığı, hepimizi ürperten olaylardan edindiği tecrübelerle hiçbir zaman hayat hakkı tanımayacaktır.
    19 Mayıs 1984
    (kaynak: http://www.atam.gov.tr/de...imiz-kenan-evren-diyor-ki)
    1 -2 ... marjinal bir yurtsever
  2. 2.
    Atatürk hakkında iyi sözler söylemesi onu atatürkçü yapmaz. Ben yaptıklarına bakarım.
    1 -1 ... phileo sophia
  3. 3.
    söylediklerinin hepsinin altına ben de imza atıyorum. ama uygulamaları söyledikleriyle çelişiyor.

    türkiye'ye dayatılan 24 ocak kararlarını daha kolay uygulatabilmek için yapılan darbenin atatürkçülük maskesiyle sempatik gösterilmeye çalışılmasıdır bu.
    -1 ... ateistvaiz