bugün

Vakti zamanında abdurrahman Dilipak'ın bir "olay" kasedi, tıpkı hacıefendiler, hocaefendiler, mafyababası efendiler gibi, ne hikmetse, nerelerde çekilip nerelerden bulunduysa, yayınlanmıştı...

Ne demişti Abdurrahman? "Atatürk rakı içerdi, kadınlara bakardı, Latife Hanım'la aralarında şiddetli geçimsizlik vardı, iki yıl sonra boşandılar" demişti.

veee ülke çapında Kemalistlerin linç girişimine sebep olmuştu, hem de salyalar küfürler eşliğinde...

Abdurrahman efendi adamdır. Kibar adamdır. Medeni adamdır. Çelebi adamdır. sık sık hedef kitlesini gıdıklayabilmek için beyinsizce yazılar yazar zira hedef kitlesi beyinsizdir! Evet, şeriatçıdır. mesela ben de değilim! Dünya görüşlerimiz ve yaşama biçimlerimiz arasında dağlar kadar fark olması, Abdurrahman'a küfürler edip, gömüp, üzerine beton dökmeyi gerektirmez... Kemalistlerin bu avam takımı lumpenler ile mücadele ederken akıllıca davranmaması, bu gibi tiplerin ekmeğine yağ sürer üzerine de bal damlatır.

abdurrahman'ın o vakti zamanında söylediklerine gelirsek;

içmez miydi? Bakmaz mıydı? Boşanmadılar mı?

Ben de içerim, ben de bakarım, ben de ilk eşimden ayrıldım, şimdi birisi bunlar "yüzüme vursa"(!) bana hakaret etmiş mi olacak?

Yapmayın... Şeriatçılarla mücadele edin ama akıllıca edin. Atatürk'ün rakı içtiğini, hem de çok içtiğini ve bu nedenle siroz olup öldüğünü yediden yetmişe, Kemalisti şeriatçısı, dostu düşmanı herkes bilir. Türkiye'de gelmiş geçmiş belki de en yakışıklı adam olarak o dönemde bütün kadınların ona tutkun olduğunu da bilmek için tarih okumak gerekmez.

Atatürk, kadehini halka gösterip, "efendiler, buna rakı denir, ben bunu gizli içmem, açık açık içerim, haydi şerefınize" demiş adamdır. helal olsundur.

aradan yıllar yıllar geçiyor ama kemalistler mücadelelerini hala aynı beceriksizlikle devam ettiriyorlar. gülünç oluyorsunuz... aklın yerine imanı koymaya çalışanlarla mücadele ederken siz de aynı duruma dönüşüyorsunuz, siz de akılcılığı bırakıp yeni bir iman oluşturmaya çalışıyorsunuz, aynı düzeyde, aynı "kulvarda" oynamaya kalkıyorsunuz onlarla!

atatürk peygamber değildir. çankaya ve anıtkabir birer "kutsal ziyaretgah" değildir. nutuk, bir kutsal kitap değil, sadece gazi mustafa kemal paşa'nın önderliğini yürüttüğü kurtuluş savaşı anılarıdır.

atatürk de sizin gibi, benim gibi, bütün artı ve eksileriyle bir fanidir. sizden ve benden daha büyük, çok daha büyük bir adam olması, onun da "insan" olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz ki!

"atatürk rakı içerdi" diyen adama terör estirmekle yada atatürk'e yazılan aşk mektupları hakkında yorum yapanları 'atatürk düşmanı' ilan etmekle (bu ben oluyorum) yanlış yoldasınız sevgili kemalistler...

ha işin iç yüzüne gelirsek; evet, atatürk rakı içerdi, hem de çok içerdi. üstelik yanında yemeği de çoğu kez ihmal eder, leblebiyle içerdi. karaciğeri de bu yüzden dayanamadı ve onu 57 gibi çok genç, çok zamansız, çok olmayacak bir yaşta yitirdik... şu zamanda şunu söyleyebilmek cesaret işi, yürek işi haline mi geldi? bu duruma mı düşecektik?

benim için "küfürbaz" diyebilirler, "deli" diyebilirler, "olumsuz" diyebilirler ama çok şükür kimse "korkak" diyemez. hele "atatürk düşmanı" hiç diyemez...

yalnız, iki dakika da düşününüz sevgili kemalistler; atatürk neden çok içerdi acaba?

sakın, ne kadar yapayalnız olduğunu, çevresinin nasıl onun devrimini ilk fırsatta yozlaştırmaya yatkın bürokrat eskilerinden oluştuğunu ve devrimini hangi çapsız kadrolara emanet etmek zorunda kalacağını o müthiş sezgileriyle ve öngörüsüyle kavramış olmaktan, bunun verdiği kederden olmasın?
kemalistlerin kendi kendileriyle mücadelesidir.
Mahir Çayan kendi yaptıgı savunmada bakın kemalizm hakkında neler diyor:

--spoiler--

Atatürk, elbette ki devrimci (ihtilalci) değildir; evrimcidir. Bize ve tarihe göre, meselenin bu izah tarzı, en nazik deyimle, G. M. Kemal Atatürk’ün tarihî kişiliğini ve O’nun eseri olan Anadolu ihtilali’ni hiç ama hiç anlamamanın somut belgesidir. Ve G. M. Kemal Atatürk’ü bu şekilde değerlendirenler ne kadar Atatürkçülük iddiasında olurlarsa olsunlar onların Atatürkçülüğü, “gardrop” Atatürkçülüğünden öteye gitmez.

--spoiler--

1971 de asılan sosyalist gençlerden sonra atatürk' ü savunmak bu gardrop atatürk
çülere kaldı. bu sosyalist gençler sürekli işci ve köylü halkın yanındaydılar.

1969 yılında halkından pek çok kişinin canını alan Zap suyu üzerine köprü inşa ettiler.

1970 yılında ise gediz depreminde tıbbiyelilerin çoğunlukta olduğu bir gurupla depremzedelerin yardımına koştular. kendilerini halka sevdirdiler ve saygılarını kazandılar.

gerçi bu halk sevgisini gençleri ispiyon ederek ödedi!

71 idamları türkiye' de devrimciliğe ve kemalizm' e vurulan en büyük darbedir. şimdi ki tatlı su solcuları Starbucks' da vayt çaklıt moka içerek kemalizm' i savunmaya çalışırken kendilerini de rezil ediyorlar gerçek sola gönül verenleri de.

ben böyle bir durumla karşı karşıya kalınca Mark Twain' in bir sözünü hatırlatıyorum kendime:

"Asla bir aptalla tartışmayın. Sizi kendi seviyesine çeker sonra sizi tecrübesiyle yener."
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.