1. 1.
    Küçük bir kasabada yaşayan Yahudi, daha büyük bir şehre yerleşip, ticaret yapmak için eşeğine binip Kayseri’ye gitmiş. Bir hana yerleşen Yahudi, getir-götür işlerine bakan çocuğu çağırıp, para vermiş ve;
    - Oğlum, git bana öyle bir şey alıp getir ki, hem ben yiyeyim, hem eşeğim yesin. Hem de sabaha kadar eğleneyim..
    demiş. Parayı alan çocuk, “Peki amca” diyerek, çarşıya gitmiş. On dakika sonra, kucağında bir karpuz ile gelmiş. Yahudi’ye;
    - Al Amca, bu karpuzun içini sen ye, kabuğunu eşeğin yesin. Çekirdeği ile de sabaha kadar eğlenirsin..
    demiş. Bunu gören Yahudi;
    “Bu şehirden bana ekmek çıkmaz. Küçük çocuğu böyleyse, kim bilir büyükleri nasıldır?” demiş ve sabahleyin erkenden, eşeğine binip Kayseri’den başka şehre gitmek üzere ayrılmış.
    2 ... cahil profesor
  2. 2.
    Kayseri’ye gelen bir yabancı, 30 katlı yüksek binayı seyrediyormuş. Yanına yaklaşan bir Kayserili sormuş;
    - Arkadaş, kaçıncı kata bakıyorsun?
    - Niye sordun?
    - Kaçıncı kata bakıyorsan, her kat için bir lira vereceksin.
    Adam, “Beşinci kata bakıyordum” demiş ve çıkartıp 5 lira vermiş.
    Uzaklaşırken, yanındakine “Otuzuncu kata bakıyordum. Kandırdım enayiyi..” demiş.
    -1 ... cahil profesor
  3. 3.
    Kayserili küçük çocuk, yolda giderken bir yüzük bulmuş. Olayı fark eden bir Yahudi, çocuğa: - O yüzüğü bana verir misin??demiş. Çocuk da;
    - Eğer bir eşek gibi anırırsan veririm  demiş. Adam çocuğun istediğini yaptıktan sonra yüzüğü istemiş.
    Çocuk da; - Sen eşekliğinle, bu yüzüğün değerli olduğunu anlıyorsun da ben niye anlamayayım!
    -1 ... cahil profesor