1. 1.
    Karizma merak edilen bir konu. Özellikle de insan üzerindeki durumu. Avantajları dezavantajları iyi kötü etkileri olan, kişilere (genelde insan) özgü bir kavram. Merak edenler için ilginç bir yazı;

    --spoiler--

    Karizmanın Karanlık Yüzü

    Dr. Tomas Chamorro-Premuzic; University College London iş Psikolojisi

    "Bugün birçok insan televizyon sunucuları ve rock yıldızlarında aranılan karizmanın liderler için de hayati bir önem taşıdığını düşünüyor. Medya siyasetinin hüküm sürdüğü bu çağda liderlik, bir gösteri türü gibi algılandığı için her gün biraz daha değer kaybediyor. Aslında lideri izleyenlerin sürdürülebilir bağlılığı için karizmaya duyulan ihtiyaç büyük."

    Karizma yargının etkisini hafifletir:
    Başkalarını etkilemenin üç yolu vardır: bunlar güç, mantık ve çekiciliktir. Güç ve mantık akılcıdır ancak çekicilik akılcı değildir. Çekicilik duygular üzerinde etki yaratır. Bu özellik, herhangi akılcı bir değerlendirmeye üstün gelebileceği gibi, görüşlerimizi aleyhte etkileme becerisine de sahiptir. Karizmatik liderler mantık yoluyla değil çekicilikleri ile kişiler üzerinde etki yaratırlar ve çekiciliklerinin işe yaramadığı noktada güce geri dönme eğilimi gösterirler ( Jim Jones, Christina Fernandez de Kircher veya herkes tarafından bilinen acımasız bir diktatörü düşünün).

    Karizma bağlılık yapar:

    Takipçilerini etkisi altına alabilen lider onların sevgisine bağımlılık geliştirir. ilk balayı etkisi geçtikten sonra, lider yine yüksek onay almayı sürdürmek ister, hatta bu istek o kadar güçlüdür ki liderin gerçek hedefine odaklanmasını engeller. Diğer taraftan takipçiler, liderin karizmasına bağımlı hale gelirler. Bu kişiler, her fırsatta liderin sergilediği popülizmi güçlendirirler ve lideri takdir etmeyen kararları, görüşleri oyun bozan ilan ederler. Sonuç karşılıklı bağımlılıktır. Bu durum gerçeği çarpıtmak üzere her iki tarafı da cesaretlendirir ve böylece sahip oldukları önemli konumlarda kalma süreleri uzar. Karizmatik liderler genellikle takipçileri durumun farkına vardıktan sonra dahi yanılgılarını sürdürürler. Örneğin Tony Blair sonsuza kadar Irak'ın işgal edilmesinin ahlaki bir zafer olduğunu düşünecektir, Saddam Hüseyin'in ise ülkesini saygı ve dürüstlük ilkelerine sadık kalarak yönettiğine olan inancı daima tam olmuştur.

    Karizma psikopatların maskesidir:

    Karizmatik olmak için psikopat olmak zorunda değilsiniz. Ancak bir çok psikopatın çekici olduğu sık rastlanan bir durumdur. Bu kişiler antisosyal eğilimlerini çekicilikleriyle gizlemeyi başarır. Hem siyasette hem de yöneticilikte ego merkezli, hilekar, sömürme eğiliminde olan bencil kişiler kariyer yolunda hızla ilerler. Birçok lider otoriteyle ilişkili yaşadıkları problemlerle motive olur ve sonunda en üst noktaya yükselir. Yönetmek yönetilmekten daha iyi olabilir; ama yönetilemeyen biriyseniz, muhtemelen siz de diğer kişileri de yönetemezsiniz. işte bu nedenle Rupert Murdoch ve Donald Trump diğerleri için çalışmaya çok az, fakat diğerlerini yönetmeye çok fazla zaman harcamışlardır.

    Karizma kolektif narsisizmi besler:

    Eğer Barack Obama'nın karizmatik olduğunu düşünüyorsanız bunu bir de karşıt görüşten sıradan bir Cumhuriyetçiye sormayı deneyin. insanları sadece kendi temel değer ve ilkelerini paylaştıkları kişiler etkileyebilir. Karizma, kişinin kendi ideolojik gelişimini de kolaylaştırır: Bizler kendi inançlarımızı ifade eden bir kişiye hayranlık duyarız (genellikle bizim kendimiz için yapabildiğimizden daha iyi olanı yapan). Bu yaklaşım kendimizi sevmek ve gururumuzu okşamak için sosyal anlamda kabul edilir bir yoldur. Böylelikle sadece kendimizi değil, kendimizi ait hissettiğimiz topluluğu da yüceltmiş oluruz. (örn. Demokratlar, Cumhuriyetçiler, Muhafazakarlar, Liberaller, vs.) Eğer vizyonu bizimkiyle aynı yönde değilse biz o kişiyi beğenmeyiz. Buradan da anlaşılıyor ki, karizmatik liderlerin oluşturabilecekleri yegane değişim takipçilerinin birlik olmasını sağlamaktır. Bunu da her birini kendilerinin daha radikal bir modeline dönüştürerek yapabilirler: Bir amaca tam olarak adanmanın tek yolu, tam olarak bir başka amacın karşısında olmaktan geçer.

    Bütün bu tehlikelere rağmen, çekiciliğin saklı yüzü genellikle gözden kaçırılır. Özellikle de Batı dünyasında siyasetin karizmadan arındırılmasına büyük ihtiyaç vardır. işte size akıllı ve steril liderlik modeli geliştirmek için üç basit öneri:

    "Kimya" veya sezgilerinize güven duymak yerine liderleri seçerken bilimsel geçerliliği olan araçları kullanın. Örneğin, narsisistler iş görüşmelerinde ve güven sergilemede daha başarılı olurken karşılarındaki kişileri yetkinlikleriyle ilgili yanıltırlar. Diğer taraftan, liderleri tanımayı hedefleyen güvenilir psikometrik testler, onların zorlayıcı özelliklerini gösterir bu özelliklerinin ortaya çıkma olasılığıyla ilgili güvenilir bir değerlendirme sağlar. Kişilerin yüz yüze gerçekleştirdiği görüşmelerin aksine testler çekicilikten etkilenmez.

    Siyasetçilerin basında yer aldıkları süreyi sınırlayın; aksi bir durum dikkati dağıtır ve karizmatik adayların gerçekte olduklarından daha yetkin görünmelerine neden olur. Şüphesiz, konuşma özgürlüğünü veya basın içeriğini kısıtlamaktan söz etmiyorum, ancak içerik düzenlenerek izleyenler tarafından yapılacak tercihlerin daha gerçekçi ve eğitici olması sağlanabilir. Bir Hollywood aktörü ve lider arasında temel bir farklılık vardır, o da siyasetçinin modern görüntüsü altında bir çok şeyi gizlemesidir. Dahası, bu görüntü liderlerin genelde sahip oldukları düşünülen popüler kalıplaşmış görüntülerini ateşler. Bu da "The Campaign"in (Will Ferrel ve Zach Galifianakis ile olan) neden garip olamayacak kadar fazlasıyla gerçekçi olduğunu açıklar.

    Saklı yeteneği arayın, karizma tuzağına düşmeyin. Evrensel yönetim paradoksuna göre, kurumsal merdivenleri çıkmayı başaran kişilerin bu başarısını besleyen kişilik özellikleri aynı zamanda lider olarak performanslarını düşüren özellikleridir. Bu paradokstan ilk olarak yirmi yıl önce söz edildi ve bizler o zamandan beri liderlik potansiyelini, bu rol için kendi kendilerini aday gösteren kişilerin ötesinde arayarak bulma konusunda pek istekli değiliz. Kendi kendilerini aday gösteren bu kişilerin birçoğu zor kullanarak ve diğerlerinin üstüne basarak bulundukları yere gelmişlerdir. işte bu durum kadın liderlerin, hem kurumlarda hem de siyaset alanında üst kademelerde düşük sayıda temsil edilmelerinin başlıca nedenini oluşturmaktadır. Bu doğrudur: çünkü camdan tavan engelini aşıp lider olmayı başaran az sayıda kadın yöneticinin neden erkek meslektaşlarına oranla daha agresif, acımasız ve hastalık derecesinde hırslı, iddialı kişiler olduğunu da açıklamaktadır (Marissa Mayer veya Margaret Thatcher' ı düşünün).

    Sonuç

    Karizma dikkati dağıtır ve zarar verir. Teknoloji ve bilim, tesadüfi keşiflerden elde edilen birçok uygulamayı sistematik hale getirmemize yardımcı olmuştur (örn. alışveriş, pazarlama, ilişkiler, işe alma, vb.) Siyasetin daha olgun ve evrim geçirmiş versiyonu toksinlerden arınmış karizmaya ihtiyaç gösterir, liderlik bir oyun değildir.

    http://www.kaynakdergisi.....asp?sayi=54&sira=671

    --spoiler--
    2 ... gazeloglu