1. 1.
    "...
    Ve cok uzak,
    cok uzaklardaki Istanbul limaninda,
    gecenin bu gec vakitlerinde,
    kacak silah ve asker ceketi yukleyen laz takalari:
    hurriyet ve umit,
    su ve ruzgardilar.
    Onlar, suda ve ruzgarda ilk deniz yolculugundan beri vardilar.
    Tekneleri kestane agacindandi,
    uc tondan on tona kadardilar
    ve lakin yelkenlerinin altinda
    findik ve tutun getirip
    seker ve zeytinyagi gotururlerdi.
    Simdi, buyuk sirlarini goturuyorlardi.
    Simdi, denizde bir insan sesinin
    ve demirli sileplerin kederlerini
    ve Kabatas aciklarinda sallanan
    saman kayiklarinin fenerlerini
    peslerinde birakip
    ve karanlik suda Amerikan taretlerinin onunden akip
    kucuk,
    kurnaz
    ve magrur
    gidiyorlardi Karadeniz'e.
    Dumende ve basaltlarinda insanlari vardi ki
    bunlar
    uzun egri burunlu
    ve konusmayi sehvetle seven insanlardi ki
    sirti lacivert hamsilerin ve misir ekmeginin
    zaferi icin
    hic kimseden hicbir sey beklemeksizin
    bir sarki soyler gibi olebilirdiler...

    Karanlikta kursunii derisi kirmiziya boyanan
    baltabas gemi
    Ingiliz torpitosudur.
    Ve dalgalarin ustunde sallanarak
    alev alev
    yanan:
    Saban Reisin bes tonluk takasi.

    Kerempe Fenerinin yirmi mil aciginda,
    gecenin karanliginda,
    dalgalar minare boyundaydilar
    ve baslari bembeyaz parcalanip dagiliyordu.
    Ruzgar:
    yildiz - poyraz.
    Esirlerini bordasina alip
    kayboldu Ingiliz torpitosu.
    Saban Reisin teknesi
    atesten diregiyle gomuldu suya.

    Arheveli Ismail
    bu olen teknedendi.
    Ve simdi
    Kerempe Fenerinin aciginda,
    batan teknenin kayiginda
    emanetiyle tek basinadir,
    fakat yalniz degil:
    ruzgarin,
    bulutlarin
    ve dalgalarin kalabaligi,
    Ismail'in etrafinda hep bir agizdan konusuyordu.

    Arheveli Ismail
    kendi kendine sordu:
    «Emanetimizle varabilecek miyiz? »
    Kendine cevap verdi:
    «Varmamis olmaz.»

    Gece, Tophane rihtiminda
    Kamaci ustasi Bekir Usta ona:
    «Evladim Ismail, » dedi,
    «hic kimseye degil, » dedi,
    «bu, sana emanettir.»

    Ve Kerempe Fenerinde
    dusman projektoru dolasinca takanin yelkenlerinde,
    Ismail, reisinden izin isteyip,
    «Saban Reis, » deyip,
    «emaneti yerine goturmeliyiz, » deyip
    atladi takanin patalyasina,
    acildi.

    «Allah buyuk
    ama kayik kucuk» demis Yahudi.
    Ismail bodoslamadan bir sagnak yedi,
    bir sagnak daha,
    pesinden uc-kardesler.
    Ve denizi bicak atmak kadar iyi bilmeseydi eger
    alabora olacakti.

    Ruzgar tam kerte yildiza donuyor.
    Ta karsida bir kirmizi damla isik gorunuyor:
    Sivastopol'a giden bir geminin
    sancak feneri.

    Elleri kanayarak
    cekiyor Ismail kurekleri.
    Ismail rahattir.
    Kavgadan
    ve emanetinden baska her seyin haricinde,
    Ismail unsurunun icinde.
    Emanet:
    bir agir makinali tufektir.
    Ve Ismail'in gozu tutmazsa liman reislerini
    ta Ankara'ya kadar gidip
    onu kendi eliyle teslim edecektir.

    Ruzgar bocaliyor.
    Belki karayel gosterecek.
    En azdan on bes mil uzaktir en yakin sahil.
    Fakat Ismail
    ellerine guvenir.
    O eller ekmegi, kureklerin sapini, dumenin yekesini
    ve Kemeralti'nda Fotika'nin memesini
    ayni emniyetle tutarlar.

    Ruzgar karayel gostermedi.
    Yuz kerte birden atlayip ruzgar
    bir anda butun ipleri bicakla kesilmis gibi
    dustu.

    Ismail beklemiyordu bunu.
    Dalgalar bir muddet daha
    yuvarlandilar teknenin altinda
    sonra deniz dumduz
    ve simsiyah
    durdu.
    Ismail sasirip birakti kurekleri.
    Ne korkunctur dusmek kavganin haricine.
    Bir urperme geldi Ismail'in icine.
    Ve bir balik gibi urkerek,
    bir sandal
    bir cift kurek
    ve durgun
    olu bir deniz seklinde gordu yalnizligi.
    Ve birdenbire
    oyle kahrolup duydu ki insansizligi
    yildi elleri,
    yuklendi kureklere,
    kirildi kurekler.

    Sular tekneyi aciga surukluyor.
    Artik hicbir sey mumkun degil.
    Kaldi olu bir denizin ortasinda
    kanayan elleri ve emanetiyle Ismail.
    Ilkonce kufretti.
    Sonra, «elham» okumak geldi icinden.
    Sonra, guldu,
    egilip oksadi mubarek emaneti.
    Sonra...
    Sonra, malûm olmadi insanlara
    Arhaveli Ismail'in akibeti..."

    Bu ve bunun gibi nice kahramanlık hikayelerine konu olmuş katkılardır. Nazim arhaveli ismail'in hikayesini böyle güzel anlatmıştır.
    2 -2 ... aalper
  2. 2.
    atatürk'ün milli mücadeleyi başlatmak için bir karadeniz şehri olan samsun'a çıkması, amasya'da yayınlanan genelge, inebolu kağnı kolları, caphane dağıtım merkezleri gibi sayısız kanıt gösterir ki karadeniz milli mücadele için herşeyini ortaya koymuştur.
    -1 ... noxeca