bugün

Kırıldığını düşünüdüğümüz ama asla cam gibi kırılmayan organ.tamiri zordur ne hikmetse.
maneviyatı doymayan, doyurulamayan varlıklar olmamızdan kelli belki de yaşamı hissedebilmek için gereklidir bu kırıklıklar, gereklidir ki güzel olanın değerini, acıyla tecrübe edilmiş ve harmanlanmış bir takım deneyimlerimizden çıkarabilelim. ederini bilelim güzel duyguların, kaç gözyaşı damlası, kaç titreme, kaç nefes lazım, güzel olanın güzel olduğunu anlayabilmek için..merhemi yine zamandır, hani o pek de kale almadığımız yangın yerindeyken, sonradan hak verilen..
Bazen insan işlemediği suçları üzerine alıyor, sırf kendi kalbi zarar görmesin diye. Bahaneler üretiyor, avutuyor kendini bir şekilde üzülmemek için. Ama ne yaparsan yap bir yolunu bulup kırıyorlar yine de...

Büyüdükçe anladım, hayat zor... Kıran kırana bir yaşam bu, hasarsız kurtulamıyor insan. kalbimin richter ölçeği her sarsıntıyı ölçüp biçiyor. bazen devam ediyor hayat eskisi gibi, zarar görmeden bu sarsıntılardan... Ne var ki, bazen ufacık bir şey tetikliyor da her şeyi, kırılıveriyor işte orta yerinden.

8 şiddetlerinde sanırım bu sefer. Nelerin yıkıldığını görmekten o kadar korkuyorum ki, bakamıyorum kalbimin içine... Sebep olan kişiye de bir daha asla eskisi gibi içten olamıyor insan haliyle... konuşurken şevkatli ses tonum yerini bir yabancıyla konuşurkenki haline bırakıyor ister istemez... kapris değil bu inan, boynuna sarılmak bile gelmiyor içimden. Anlatacak şeylerim çok belki, eskisi gibi konuşmak istiyorum bazen; kelimeler soğuklaşıyor kendi kendine. Aslında belki tek istediğim, önceden olduğu gibi, sadece susup oturmak yanyana; oysa ölesiye kaçmak istiyorum şimdi... "Çok büyüttün" diyor bazıları, "tamir edilmeyecek bişey yok bu dünyada"... Oysa elimde değil işte; ben kaçırmıyorum gözlerimi; ben susturmuyorum kendimi... içimde seni özlüyorum bile, hissediyorum... Ama koruma kalkanları devrede... Ona bunu bir daha yapama diye, kalbim reddediyor seni...

"dönülmez akşamın ufkundayız; vakit çok geç..."
"ulan kafamı kırsaydın, ayaklarımı, bileklerimi kırsaydın da bunu bana yapmasaydın" şeklinde bir feryadın gizli öznesidir.
Cem Özerin, Nurgül Yeşilçay' dan ayrıldıktan sonra kendisini hastanelik ettiği söylenen, medyaya yansıtılan rahatsızlığın adı.
Savaş kapıdaydı bense kendi içimde çok iyi bildiğim bir savaşın piyonlarıyla oynuyordum, oysa ki güneşli günler yaşıyorduk güneş kemiklerimize kadar ısıtıyordu bizi ama soğuktu ilerisi, korkmamalıydım bu soğuktan ve aynı şekilde de sarılmamalıydım ona çünkü ikisi de elimi sürdüğüm anda yakardı beni hemde içim buz gibiyken yanardım böylelikle uzun soluklu olurdu yanışım daha da eziyetli o yüzden ben bu gece sırtımı döndüm beni kavurmaya çalışan soğuğa ve biliyordum ki yarından itibaren sert rüzgarıyla sırtıma sırtıma çarpacaktı dengemi bozacak düşürmeye çalışacaktı oysa ki biliyordum hatalarımı ve hakettiğim yere düşmekti ama düşmeyecektim bir kez daha düşmemeliydim lanetlemiş olduğum bu oyunun suratıma gülmesine bir kez daha izin vermeyecektim çünkü tedavisi çok ağırdı gurur kırıcıydı arzulanmayandı ve elimden gelen tek bir şey vardı huzursuz bir gece yarısını göz kapaklarıma inat huzurlu bir günün sabahına kapatmak yapabileceklerimin en mantıklısıydı ama biliyordum savaş kapıdaydı savaş zamanıydı ama ona arkamı dönecek cesaret bir dolapta tutsaktı ve özgür kalacaktı...

işte böyle bir şeydir kalp kırıklığı sabaha karşı 4 de bunları yazdırır okuyup hatırlamak hataya bir kez daha düşmemek için.
mide yanmasının kalpte gerçekleşme durumudur. gururunuz kırıldığında da hissedersiniz aynı şeyi. böyle üzerine kezzap döküp haşlamak gibi filmlerde olan tarzda bişey galiba. yaşanır tarifi zor.
kırıntıları ile koca bir kin imparatorluğu kurulacak kırıklıktır.
bir süre sonra unutulur, sonra tekrar kırlır, sonra tekrar unutulur, sonra tekrar kırılır, sonra tekrar unutulur derken bir bakmışsın ortada ne kalp kalmış ne bir şey. ondan sonra da "duygusuz" damgası yiyip devam edersin.
kalbin olduğu yerde fiziksel ağrıya sebep olur esaslı olanı; hele ki "kırıldım" diyemiyorsan, yataklara yatırmaz, kirpikli gözü kırptırmaz sabahaca alimallah. hep bu kardiyolojiler bi şeyler ondan var işte.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.