1. 1.
    bir hoşgörü dinine yakışmayacak bir anlayışın dile, yazıya dökümüdür.

    oysa aynı hoşgörü dini uygulamada gayrimüslim savaş esirleri için "müslümanlara okuma yazma öğretenleri serbest bırakan" bir öndere sahiptir.

    bu durumda da kitabın çok ciddiye alınmadığı, zaman zaman yazılı kanunların esneyebileceği sonucu çıkıyor ortaya.
    1 ... poisonx
  2. 2.
    Savaş anı için inmiş bir ayettir.
    9 -6 ... min son
  3. 2.
    Kendi verdiği canı kendi alması, gerektiği durumda cezayı kendi vermesi gereken bir yaratıcının kimin kafir olduğu hükmünü insana bırakıp, öldürmek gibi vahşice bir cezayla cezalandırma yetkisi vermesi durumu.
    Ne kadar mantıklı di mi?
    3 -2 ... dinsiz kitapsiz kafir
  4. 3.
    Bu ayetler normal savaş halini (müdafa yada cihad) anlatmaz. Müslümanlarla asayiş (emniyet) anlaşmasını bozarak eşkıya gibi baskın yapan, cana mala ırza ve namusa kasteden ve sonra da kaçan müşriklere karşı indirilmiş bir hükümdür ki (tevbe/5) harp ile ilgili ayetlerden farklı ve haklı olarak bu eşkıyaların (tıpkı pkk gibi) yaptıklarına muadil (denk) hakettikleri şedid (çetin) cezayı işaret etmektedir. Bunu alıp normal savaş yada barış hukuku (bir 3. Sü olarak bundan farklı, diğer her ikisinde de duruma göre değişir) zamanındaki gibi lanse etmek, --mevzuyu bilmeyenler için--, ancak kasıtlı olarak konuyu çarpıtmaktır.

    --spoiler--
    Bakara Suresi 191. Ayetin Tefsiri
    وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَاَخْرِجُوهُمْ مِنْ حَيْثُ اَخْرَجُوكُمْ وَالْفِتْنَةُ اَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِۚ وَلَا تُقَاتِلُوهُمْ عِنْدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ حَتّٰى يُقَاتِلُوكُمْ ف۪يهِۚ فَاِنْ قَاتَلُوكُمْ فَاقْتُلُوهُمْۜ كَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ

    "(Savaşta onları) yakaladığınız yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden, siz de onları çıkarın. Bufitne (savaşateşi) adam öldürmekten ağır bir suçtur. Mescid-i Haramyanında onlarla savaşmayın, kendileri savaş açarlarsa başka.E ğer savaşırlarsa, onlar ıöldürün. O kâfirlerin cezası işte böyledir."(Bakara 2/191)

    Ayette geçen "yakaladığınız yerde öldürün" emri savaş meydanında Müslümanlara karşı bire bir savaşan kimseler için geçerlidir. Nitekim ceza, suçu işleyenin yaptığının dengini kendisine tattırmakla vuku bulacaktır. Konu savaş olduğu için ayette geçen "katl" kelimesine "kital" anlamı verilmiştir. Allah-u Teala şöyle buyuruyor; "Kendini doğrulara kapatanlarla (kafirlerle) savaşta karşılaşınca boyunlarını vurun. Onları etkisiz hale getirince sıkı güvenlik çemberine alın. Sonra karşılıksız, ya da fidye alarak serbest bırakın ki savaşın ağırlığı kalmasın. Allah’ın tercihi farklı olsaydı onların hakkından kendisi gelirdi. Böyle olması, birinizi diğerinizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin yaptıklarını karşılıksız bırakmaz."(Muhammed 47/4)

    Ayette geçen "fitne" kelimesinin kökü "fetn"dir. Kuyumcuların altını potaya koyarak yabancı maddelerden ayrıştırıp, saflaştırma işlemine denir. işte bu ayrıştırma ve saflaştırma işleminde olduğu gibi; "fitne" insanın özünü bozup bozmayacağı üzerine imtihan edilmesi demektir. "Bilin ki, mallarınız da çocuklarınız da imtihan içindir. Büyük karşılık yalnız Allah katındadır. "(Enfal 8/28) Suçu işleyenin yaptığına dengi bir ceza verilmez de, yanına kar bırakılırsa, kaynayan pota gibi bir fitne ateşi ortaya çıkacaktır. Nitekim günümüzde suç ile ceza arasındaki uyum kaybedildiğinden dolayı fitne tüm dünyayı sarmış durumdadır.

    Anlam bütünlüğünden kopartılıp, Müslümanlara saldırmayan müşriklerin öldürülmesi için delil alınan bir ayet şöyledir; "(Dört) yasak ay çıkınca o müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, onları kuşatın, onlar için her gözetleme yerinde oturun. Ama tevbe ederler, namaz kılarlar, zekât verirlerse yollarını açın. Allah’ın bağışlaması çok, ikramı boldur.”(Tevbe 9/1-5) Günümüzde kimi grupların islam adı altında buldukları her müşriği öldürmelerinin farz olduğunu söyleyip uygulayanlar ayetin bir kısmını ayırarak kendilerine delil alanlardır. Oysa ayette geçen müşriklerin; Hudeybiye'de peygamberimizle yaptıkları antlaşmayı bozan müşrikler olduğunu ilk ayetlerin tümünü okuyarak şu şekilde anlayabiliriz; "Antlaşma yaptığınız müşriklere, Allah ve Elçisi tarafından yapılan ilişkiyi kesme duyurusudur. Bu topraklarda dört ay daha dolaşın. Bilin ki, Allah’ı çaresiz bırakamazsınız. Ama Allah, görmezlik eden kâfirleri rezil eder. Bu büyük hac gününde Allah ve Elçisi tarafından bütün insanlara bildirilen şudur: Allah’ın o müşriklere desteği yoktur; Elçisinin de öyle. Ey müşrikler, tevbe ederseniz hayrınıza olur. Sırt çevirirseniz bilin ki, siz Allah’ı çaresiz bırakamazsınız. Görmezlik eden kâfirlere acıklı bir azabı müjdele. Bu duyuru, sizinle antlaşma yapmış ve daha sonra bir kusur işlememiş, size karşı kimseye destek vermemiş müşrikleri kapsamaz. Onlara karşı olan andınızı süresinin sonuna kadar koruyun. Allah korunanları sever. (Dört) yasak ay çıkınca o müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, onları kuşatın, onlar için her gözetleme yerinde oturun. Ama tevbe ederler, namaz kılarlar, zekât verirlerse yollarını açın. Allah’ın bağışlaması çok, ikramı boldur.”(Tevbe 9/1-5) Ayette geçen duyuru, haram aylarının ikincisi olan Zilhicce’de yapılmıştı. Buradaki haram aylar (el-eşhuru’l-hurum) bilinen aylar değil, ikinci âyette belirtilen dört aydır. Haram denmesi, bu süre içinde muhatapların dokunulmaz sayılmasından dolayıdır. Ayetlerde geçen cezalandırma işlenen suça denk cezadır. Peygamberimiz Mekkelilerle antlaşma yapmış, fakat onlar antlaşmayı bozmuş Medine'nin dış mahallelerine baskınlar yapmış, insanları öldürmüş ve hayvanları alıp gitmişlerdir. işte bu bozulan antlaşma sonucu ilişkilerinin kesilmesi ayette anlatılmakta ve bu suçu işleyenlerin bulunduğu yerde öldürülmeleri emredilmektedir. Aralarında antlaşmayı bozmamış olanlara bir şey yapılmayacağı, ayrıca onlarla olan müsalahaya uyulması gerektiği ayette bildirilmektedir.

    https://www.suleymaniyeva...eali.com/Sura/Comment/198
    --spoiler--

    Edit: islamın hükümleri kafirlerin ve kafir kafalıların hoşuna gitmez. Hiç dert değil. Onlara kaale alan bile yok zaten ister varsın kudursunlar ister dağılsınlar..
    4 -1 ... gazeloglu
  5. 4.
    ne kadar kulp takarsanız takın.

    1400 yıldır din için kelle kesenler,
    bugünde kelle kesiyorlar...
    birbirlerinin kellesi de dahil...

    not: öldürmenin farz kılındığı ayet...
    daaalabilirsiniz...
    2 -2 ... eratosthenes
  6. 5.
    2000 altı model arabası çalınsa deliye dönüp, gücü yetse ortalığı yakıp yıkacak olan klavye delikanlısı, okumamış ama fikri olan, bilgisiz olduğunu bilmediği için eksiklik olarak görmeyen kişilerin sığ ve bilmiş yorumları..
    ... badal
  7. 6.
    Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.
    ( 2 - BAKARA 286/190. Ayet )

    Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
    ( 2 - BAKARA 286/191. Ayet )

    Eğer yaptıklarına bir son verirlerse, şüphe yok ki Allah tarifsiz bağışlayıcıdır, eşsiz merhamet kaynağıdır.
    ( 2 - BAKARA 286/192. Ayet )

    Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.
    ( 2 - BAKARA 286/193. Ayet )

    Haram ay, haram aya karşılıktır. Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. O hâlde kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın, (fakat ileri gitmeyin). Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.
    ( 2 - BAKARA 286/194. Ayet )

    Evveettt, yine bir eksik okuma ile karşı karşıyayız.
    Önce bilgi sahibi olalım, sonra fikir sahibi olalım.
    -1 ... zalahani
  8. 7.
    Kafirleri tir tir titreten ayettir.
    ... ulusoy25
  9. 9.
    kafirleri gördüğünüz yerde öldürün
    2 -2 ... emmanuel goldstein