1. 1.
    Feminist medyanın son yüzyılda dayattığı kibarlık, nâziklik adı altında “erkeklerin ezilmesi”ne başkaldıran erkektir.

    Meriçlik, Berkecanlık yaparak bir kazanım elde etmek peşinde koşmayan, dürüst erkektir.

    Hayatı boyunca bir kez dahi Virginia Woolf okumamış ama egosu gizliden gizliye tavan olan, sözde feminizmi savunan zayıf kadınlara boyun eğmeyen erkeklerdir.

    Aklı başında olan her erkek bilir ki erkekler insanlığın gelişimine çok daha fazla katkı sağlamıştır. Ancak son zamanlarda erkeklik özelliklerini kaybetmiş, azımsanmayacak kadar erkek türemiştir.

    Kadınlar feminizmi savunduğunu iddia eder ama güçlülerin yanında olmak için her şeyini fedâ ederler. Bunlar, bu zamana kadar mazlum rolünü oynamakta çok ustadırlar. Birçok örneği var ama târihten örnek veriyorum:

    * Tarihten Hipergami Manzaraları: Nazilerin Kucağına Atlayan Fransız Kadınlar

    Evet evet, yanlış okumadınız. Fransa II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası tarafından işgal edilirken Fransız hatunları “madem bizimkiler pert oldu, o zaman Almanlar askeriyle takılalım” diyerek Nazilerin kucağına koşa koşa gitmiş. Tabi bu durum ancak birkaç sene önce ortaya çıkıyor. Şaşırdık mı? Elbette hayır. Savaş gelinlerini biz zaten biliyoruz.

    https://pasteboard.co/Hw4X5O7.jpg

    Bu gerçeği ortaya çıkaran ise Patrick Buisson isimli bir tarihçi. Birçok Fransız kadınının Nazi askerleriyle “yakın ilişkileri” olduğunu belirtiyor.

    https://pasteboard.co/Hw4Xtxd.jpg

    Esas bomba kısım şimdi geliyor: Bu işgal sırasında 2 milyondan fazla Fransız erkeği Naziler tarafından kamplarda çalıştığı halde 1942 yılında Fransa’da doğum oranı rekor seviyeye ulaşıyor ve Alman-Fransız melezi 200.000 çocuk doğuyor. Bazı bölgelerde gayrımeşru doğum oranı yüzde 30’lara ulaşıyor.

    Bu haber ortaya çıktığında dönemin Fransa Cumhurbaşkanı olan Sarkozy de bunun “halı altına süpürülen” tarihi bir “ayrıntı” olduğunu kabul etmiş. Neden “ayrıntı” acaba? Neden “halı altına süpürüldü” acaba? Feminiklerin utandırma taktikleriyle gazabından korkulduğu için olabilir mi?

    Savaş bittikten sonra ise Alman askerleriyle ilişkisi olan kadınların ceza amacıyla saçları kesiliyor.

    https://pasteboard.co/Hw4WKD0.jpg

    https://pasteboard.co/Hw4XK8r.jpg

    Bu uygulamanın kökeni incil’e dayanır. Eski Ortadoğu toplumlarında da zina eden kadınları toplum içinde işaretlemek için saçları kesilirdi.

    Tabii ki feminik ingiliz medyası kadınların bilinçaltı dürtüsü meydana çıktığı için buna da bir “kılıf” bulmakta ve meriçleri tatlı uykularından uyandırmamakta gecikmemiş. Bakın bu olayı ortaya çıkaran Patrick Buisson kadınların ihanetine nasıl bir “kılıf” buluyor:

    “Tarihin bu pek parlak olmayan sayfasıyla yüzleşmek kolay bir iş değil. Bize öğretilenlerin çoğu efsanelerden ibaret. Gerçek şu ki bu insanlar işgale uyum sağlamışlardı.”

    “ihanet” değil, “uyum”. Yersen. Kadınlar uyum sağlasın da esir erkekler ne bok yerse yesin.”

    ingiliz feminist medyasının baş aktörlerinden The Guardian da boş durmamış tabii:

    “Fransız halkı, hatta müttefik kuvvetleri bile Almanlarla işbirliği yapmakla suçlanan kadınlara karşı bu muameleyi tiksindirici buluyordu. Kurbanların büyük bir çoğunluğu sadece mesleğini icra eden fahişelerdi. Çoğu noktada siyasi değil profesyonel sebeplerle bu işe girmişlerdi. Diğerleri de zaten sıkıldığı için Alman askerlerle birlikte olan salak ergen kızlardı. Bazıları da Alman askerlerinin gösterdiği yerde yalnız başına yaşayan kadın öğretmenlerdi ki bunlar metres oldukları suçlamasıyla karşılaştılar. Düşük yapan her kadının Almanlarla ilişkisi olduğu suçlaması vardı.

    Çoğu kurban anneydi ve kocaları Almanların toplama kampındaydı. Dolayısıyla savaş sırasında kendilerini geçindirecek güçleri yoktu, tek çareleri Alman askerleriyle ilişki kurup yiyecek ekmek bulmaktı.”

    “Bacım Fransız hatunlar kocalarını satıp Almanlara koşmuş?”

    “Hepsi savaş kurbanı ondan öyle.”

    “Önüne gelenle yatmışlar ama?”

    “Ha onlar orospu ya”.

    “Ee orospu olmayanlar?”

    “Onlar da canı sıkılan ergen.”

    “Peki evli olanlar?”

    “Onların da kocası olmadığından işi gücü yok. Aç mı kalsınlar?”

    Her şeye bir bahane var. Kadın solipsizmine bundan daha güzel örnek bulamazsınız. Sanki tek zor durumda olan kadınlarmış gibi, sanki toplama kampındaki erkeklerin yiyeceğe ihtiyacı yokmuş gibi sırf maddi kaygılarla bu ihaneti aklamaya çalışıyorlar. Aynı durumdaki erkekler neden Almanlarla işbirliği yapmıyor peki? Çünkü vücudunu kullanıp rahatını sağlamak kolay geliyor, çünkü esir düşen erkeklere karşı zafer kazanan Nazi askerlerine duydukları hipergamik ilgiyi saklamak zor geliyor.

    Üstelik bunu yapan 1 değil, 2 değil, yüzbinlerce kadın! Kadının güçlü erkek görünce ahlakı, mantığı, aşkı bir kenara bıraktığının en somut örneği.

    Bir daha kadınlar eziliyor vs. diye saçmalayan bir feminist veya “ben paraya bakacak kadar yüzeysel değilim” diyen bir hatun görürseniz bu haberi suratına atın.

    Özellikle erkek kardeşlerimin Arthur Schopenhauer, Cesar Pavese, Nietzsche, Jean-Jacques Rousseau okumasını istiyorum. istiyorum ki, gerçeği idrâk edebilecek düşünceye ulaşsınlar.

    Kadına mı gidiyorsun? Kırbacını unutma!

    Boyun eğmeyen kardeşlerime teşekkür ediyorum.
    Bunların egolarını zavallı, basit insanlar şişiriyor, sonra gidip zengin, para sahipleriyle birlikte oluyorlar. Bu oyuna gelmeyin.
    4 -1 ... beklenmeyen
  2. 2.
    Kadınlar, güç sahibi erkeklere kendini bir eşya gibi sunarlar.

    Cesar Pavese
    1 -1 ... beklenmeyen