1. 1.
    ilişkinin henüz başlarında, iki tarafında ağırdan aldığı dönemlerdi. okuldan eve, istanbula dönüyoruz haftasonu için. haydarpaşa tren garından inmiş yürüyoruz. valizin bir kolundan o tutmuş, diğer kolundan ben. onun yanında bir kız daha var. iki kız bir erkek yani.

    hava soğuk. ayağımda harley davidson botlar var. taa lise de almıştık. çok sağlam oluyo bu botlar. temizinden 10 sene giyersiniz. timberland falan yeni yeni moda olmaya başlamıştı. ben hala harley giyiyodum. sorun değildi benim için. dedim ya çok sağlam ve kaliteli bottur harley.

    gel gör ki yaşadığım rezilliğin başrolünde ise bu çok övündüğüm ve sevdiğim botlar var. hala giyiyorum bu botları. neredeyse 9 sene oldu amk. bu arada olay 2004 yılında oluyor. yani olay esnasında botları alalı kaç sene olmuş?

    olay şöyle vuku buldu, botların iplerini geçirmek için kancalar vardır. bense botun iplerini toparlayıp botun içine sokardım. yani kancalar boştaydı. elimde valizin bir kolu yürüyoruz. diğer kolu hatunda. tekrar ediyorum daha yeniyiz. sağ tekin kancası ile sol tekin kancası nasıl olduysa bir anda birbirine kenetleniverdi. önce tökezledim. çok uğraştım düşmemek için. ama nafile, kurtulmak için ayaklarımı hareket ettirmeye çalıştıkça batıyordum. nihayetinde dizlerimin üzerine kapaklanıverdim. hatun gülmedi ama yanındaki şıllık biraz güldü falan. müthiş rezil olmuştum ama bende gülüyordum. hani olayı toparlamak adına, bilirsiniz o tripleri.

    benimki gülmedi, lan bırak gülmeyi, hani televizyonda saçmalayan tip yerine utanırsınız ya, kız öyle utandı lan. benim yerime de utandı. halbuki ben tribe girceğime kendi kendime utansaydım belki daha saygın olurdu.

    şu kadar söyliyim bu entryi girerken bile kulaklarıma yayılan sıcaklığı hissedebiliyorum.
    15 ... umberto da silva junior
  2. 2.
    küçükken (ortaokulda) çıktığım kızın mahallesine gider onlarla top oynardım. köy yeri tabi dar sokaklarda oynuyon arkadaş. daha çocuğuz tabi kızla top mu oynanır bilmiyoz. bir defasında saatte 300 km. hızla vurduğum top kızın suratında patladı rezil oldum. neyse o gün geçti ertesi günlerde tekrar gittim devamlı devamlı. bigün maç ederken bilirsiniz rakip geçmesin diye kollar havaya kaldırılır geriye doğru çekilir. gerisini sölememe gerek yok yaşayan bilir. ama en utandığım durum şudur ki: hahahahıııööönk diye gülerken resmen burnumdan zeplin çıkardım mk. düşünün kepazeliği.
    10 ... irticai faaliyet
  3. 3.
    sevişirken yataktan düşmek.
    (bkz: yok mu arttıran)
    6 -1 ... hondureno
  4. 4.
    boşaldım diye şaka yapmak, sonra şaka demek.

    keşke dedirtir...
    3 -2 ... opus magnum
  5. 5.
    beraber vakit geçirmeye başladığımızda "bir şeyler yiyelim" teklifime sürekli "ben tokum" cevabı almam nedeniyle * (bkz: midenin guruldaması) olayını yaşamışımdır. * düşündüm de evet, çok komik bir durummuş bu ya *
    1 -1 ... leftist mevlana
  6. 6.
    cafede hararetle bir şeyler anlatırken masadaki kolaya elinin tersiyle koymak.
    3 ... jarrus
  7. 7.
    ilk buluşmada bowling oynamaya gitmek ve akabinde kaygan zeminde ayağımın kayıp pek estetik olmayan bir şekilde yere düşmem. karizmayı bi daha toparlayamadım o olaydan sonra ve bir daha görüşmedik.
    1 ... the outsider
  8. 8.
    Beyfendi üniversiteden arkadaşımdı 4 sene dip dibe gezip birbirimizi farkedememiş, üniversite bittikten sonra aynı şehirde yaşamaya başlayınca elektriklenmeler başlamıştı. sınıfın da en etkileyici ses tonu olan ve en cool çocuklarından biriydi. üzerine bir gizem yapışmıştı ki sormayın gitsin. sürekli elleriyle sakallarını sıvazlayıp " eee aklımda birşeyler var" modundaydı. neyse efenim biz böyle görüşe görüşe ha başladı başlayacağız durumuna geldik. dile dökülmemiş şeyler var hala açık açık sevgiliyiz diyemiyoruz da öyle hissediyoruz. bir ilişkiye başlayacak olmanın heyecanı ve mutluluğu var üstümüzde. ben kirpiklerimin arasından gözlerimi süzerek, o da çaktırmadan yan gözlerle bakıyoruz birbirimize. Mutluyuz ama çok.
    Derken üniversite tayfasını gelin size bu güzel şehri gezdirelim diye çağırdık. geldiler gezdiriyor, gülüyor, eğleniyorduk. Deniz kıyısı bir mekana gittik yedik, içtik eğlendik. o zamanlar yeni mezunuz iş hayatına yeni atılmışız araba hayal gibi birşey. minibüs var otobüs var taksi dolmuş var bizi gezdiren. neyse bindik bir minibüse yarım saat yol gidip farklı bir mekana geçeceğiz. arkayı dötledik yanyana oturuyoruz. derken sallanmaya başladı ama öyle böyle değil yerinde duramıyor arkadaş, ofluyor pufluyor sallanıp duruyor. o göz süzmelerimin yerini kaygılı bakışlar aldı. rahatsızlandı mı diye korktum. soruyorum bir şey de demiyor. sallandıkça sallanıyor.
    derkennnn bir nara çıkardı böğründen "durdurun arabayı iniceeeeemmm"
    minibüs şoförü "az ilerde durak var orada durayım" dedi
    bizimkinden yine bir nara "hayır dayanamıyorum inmem lazım. durduruuunnnnn"
    Şoför şok içinde herhalde kusacak diye düşündüğü ve arabasının kirlenmesini göze alamayacağı için pat diye durdu.
    bizimki "ben sizi bulurum" dedi ve indi.
    Arkasından baka kaldık hep birlikte ne oldu acaba diye. onun o benzinlik tuvaletine doğru eğri büğrü kendini sıkıştıra sıkıştıra aksak aksak gidişini hiç unutamıyorum. Arkadaşın tuvaleti gelmiş çok pis meğersem.

    Bir de aynı kişi (#12771555)
    6 -1 ... margarita cesta
  9. 9.
    hesap öderken farkedilen her türlü kartın diğer montun cebinde kalma olayı. hafif bir baştan aşağı yanma hissi...
    1 ... portatif
  10. 10.
    özsüt'de oturmuş türk kahvesi içmeye karar vermişken, yanımıza gelen garsonun sipariş istemesi üzerine iki türk kahvesi dedim. nasıl olsun diye sordu. bir an dalgınlıkla ağzımdan "sütlü olsun" diye çıkıverdi. * adam da hiç bozuntuya vermeden "pekii sizin ki sütlü, peki siz" diye kız arkadaşıma döndü. keşke onun yerine "sütlü türk kahvesi mi olur lağn salak" falan diyeydi de kızın önünde rezil etmeyeydi. bir de getirdi kahveleri pişkin pişkin "sütlü olan sizin miydi" diyor.
    2 ... dal kalkar kartal sarkar