1. 1.
    Kel ve düz saçlı olmasına rağmen neden kendisine kıvırcık ali dendiğini anlayamadığım insan.
    9 -4 ... la merde
  2. 2.
    kel birinin kıvırcık sıfatını kullanması kadar komik olan diğer bir şey elinde elma bile olmayan birinin karpuz yedim diye dolanmasıdır...
    -1 ... aburcubur
  3. 3.
    Asıl Adı Ali ÖZÜTEMiZ olan, Kıvırcık Ali 11.10.1968 yılında Tokatın Turhal ilçesinin Erenli Köyünde, dokuz kardeşin en küçüğü olarak dünyaya geldi. Doğduğu gün babasının ölümünün 40 ekmeği verilmekteydi. Hal böyle iken dedesi işte oğlum geri döndü der ve babasının ismi olan ALi adını verir. Babası kendi yöresinde Aşık ALi olarak bilinen ve çok sevilen mahalli bir halk ozanıdır. Sanatçı büyüyüp okul çağlarına geldiği zaman türküler söylemeye başlar. Bağlamaya ve halk müziğine olan ilgisi, köye gelen ozanları ve dedeleri kapı aralarından dinleyerek başlamıştır. Kah ırgat tarlasına ekmek götürürken, kah koyun kuzunun peşinde koşarken çan sesleri ile sesinin birleştiği anda her şeyi unutur, unutur da bir türkü tutturur.

    Bir kayanın üstünde türkü söylerken hayallere dalar ve bu esnada derinden bir ses duyar; güccük güccük diye, bu ses evin en küçüğü olmasından dolayı güccük ismini takan annesi Gülbahar hanıma aittir. Oğlunun bu durumunu fark eden Gülbahar hanım, elinden tuttuğu gibi eve götürür ve gözü gibi koruduğu bağlamayı sakladığı yerden çıkararak al güccüğüm Alim babandan sana yadigar deyip bağlamayı eline tutuşturur. Sanatçı büyük bir sevinçle annesinin elini öperek bağlamayı alır. Hayatında ilk kez mutluluğun göz yaşlarını o an döker. Sevinci çok uzun sürmez ve bağlaması bir kaza sonucu kırılır. Onca yoksulluğa ve maddi imkansızlıklara rağmen, bu duruma üzüldüğünü gören eniştesi Mehmet ve en büyük abisi Sadık, fırtınalı karlı bir kış sabahı sanatçıyı da yanlarına alarak Turhalın yolunu tutarlar. Turhalda bulunan Kılıç Saz Evine giderek, yeni bir bağlama alırlar ve Küçük Ali bağlamasına kavuşmanın mutluluğu ile köye döner.

    O dönemde istanbuldan eşini defnetmek için gelen Ozan Mahmut KAYA, bu üzüntüsüne rağmen ricaları kıramayarak sanatçıya 15 gün boyunca ders verir. Bu süreçte köyde hem dedelik, hem de ozanlık geleneğini sürdüren Sadık KÖRPECi dededen de feyz alan sanatçı ilkokul 3üncü sınıftan itibaren sınıf öğretmeni Fevzi KÜPELinin de desteği ile bağlamasını geliştirmeye devam eder.

    Mahzuni ŞERiF, Abdullah PAPUR, Ali KIZILTUĞ, Ali Ekber ÇiÇEK, Muhlis AKARSU, Rıza ASLANDOĞAN, Arif SAĞ, Musa EROĞLU ve Sebahat AKKiRAZ gibi büyük üstatları dinleyerek büyür ve örnek alır. Zamanın çoğunu bağlama çalarak geçiren sanatçı artık epey yol kat etmiş ve çevre köylerde de fark edilerek davet edilmeye başlanmıştır.

    Sanatçı bu süreci şöyle anlatır;
    1968de Tokatın Turhal ilçesinin Erenli Köyünde doğdum. Babamı hiç görmedim, ben doğmadan 37 gün önce bir kazada vefat etmiş. 9 kardeş yetim büyüdük. Ben en küçükleriyim, yani annemin de dediği gibi ailenin en güccüğü. Okul yıllarımda çalışkan, başarılı ve bir o kadar da haylaz bir çocuktum, ele avuca sığmazdım. Öğretmenlerim bana Cin Ali derlerdi neydem dedeme çekmişim. ilk okuldan sonra maddi imkansızlıklar ve yetersiz koşullardan dolayı okul hayatıma son vermek zorunda kaldım. işte böyle başlayan öyküm büyük abim Sadıkın da desteği ile 1983te beni istanbula kadar getirdi. Öyle değil midir? Yoksulluk Anadolu insanını hep gurbete düşürmemiş midir? Belki önce köyden bir kasabaya, sonra büyük kentlere ya da dünyanın dört bir bucağına Yani benim deyimimle Üçüncü gurbete say say bitmez.
    istanbul Kasımpaşada Güngör Saz Evi ve yapım atölyesinde çalışmaya başladım. 1,5-2 yıl sürdü. Aynı zamanda Tepebaşı Gazinosunda düzenlenen ses yarışmasında Aşıklama dalında birincilik aldım. 1985 yılında ASM Müzik Kursuna kayıt oldum. 3 ay süren solfej eğitiminden sonra aidatlarımı ödeyemediğim için ayrılmak zorunda kaldım. Oradan ayrıldıktan sonra da 3 yıl kadar konfeksiyon atölyelerinde çalıştım. Bu süreçte gece kulüplerinde, düğün salonlarında vb bağlama çalarak, zor koşullarda hayata tutunma mücadelesi verdim.

    Gazino ve düğün salonlarında çalışmaya başladıktan sonra saçlarının uzun ve kıvırcık olmasından dolayı Kıvırcık Ali olarak anılmaya başlar ve 1988 de Şadıman Hanımla evlenir. Oğlu Eren ve kızı Ecemgül hayatına kocaman bir mutluluk getirirler. Bugün Eren 15, Ecemgül, 10 yasında .Hayat iste! Bugün bu evlilik sürüyor olmasa da Kıvırcık Alinin çocuklarına düşkünlüğü biliniyor. Ayrıca yokluğunu aratmayan Şadıman Hanımla da saygın bir ilişkisi var... 1990-91 yıllarında vatani görevini yapar. Askerden sonra artık kendi duygularını müzikal anlamda dile getirmeye başlayan sanatçı, besteleri kendisine ait olan ve zor koşullarda çalışıp kazandığı birikimi ile 1994-1998 yılları arasında 3 albüm yapar ama maddi imkansızlıklardan dolayı bu albümler piyasaya sürülemez.
    1995de ibrahim AKKAYA ve Mustafa YILMAZ ile birlikte Grup Turnaları kurarlar. 1996da ilk albümleri olan Türkülerden Türkülere Yol Eyledik adlı albümle profesyonelliğe adım atar. 1998de ikinci albümleri olan Türküler Kimliğimiz i çıkartırlar. Bu albümde müziği Kıvırcık Aliye ait olan Turnalar adlı eser de yer alır. 1983ten bu yana maddi manevi desteğini esirgemeyen, hala prodüktörü olan, kirvesi ve can yoldaşım dediği ibrahim YILMAZın desteğiyle 1999 yılında ilk solo albümü olan Gül Tükendi Ben Tükendim piyasaya çıkar. Kıvırcık Ali müzik ile iç içe büyüdü, emek verdi. Albümlerine gelince, her defasında ayrı bir tat ve renk alınıyor, dinledikçe dinlenesi gelen türküler ile dilini çözüyor gecelerin.
    Müzik hayatına ilk adımını attığında yol göstericileri ve manevi destekçileri; Musa EROĞLU, Güler DUMAN, Edip AKBAYRAM olur. Kıvırcık Ali ise onların rehberlikleri doğrultunda kendini her daim geliştirerek, Türkiyeyi en ücra köşesine kadar dolaşıp konserler verdi. Almanyaya o kadar çok gidip geldi ki, bir gün vizesinde problem çıkıp Almanyaya giremeyince oradaki Türkler Alman Konsolosluğunu telefon yağmuruna tutar ve vizesindeki sorun giderilir. Müzik piyasası geleneksel kalıplarıyla başarısına akıl sır erdirememişse de aslında Onun sırrı basit: Yüreğinin hüznünü, sevincini, burukluğunu, coşkusunu türküleri aracılığıyla dünyaya haykırmak.

    O her kesime hitap ediyor; Solcusu, sağcısı, rockçısı, popçusu her kesimden dinleyeni var. ilk zamanlar ismi biliniyor ama kendisi bilinmiyordu. Şimdi ise tüm kitlelere hitabından dolayı herkes tarafından tanınıyor. Geniş bir dinleyici kitlesine sahip. Albümlerinde en az on eserin müziği kendisine ait. Bestelerini Edip AKBAYRAM ve Sibel CAN başta olmak üzere bir çok sanatçı seslendirmiştir. Kısa zaman içerisinde yurt dışındaki gurbetçilerimize konserler vererek, özellikle ozanlık geleneğini, Anadolu türkülerini içinde barındıran besteleri ve kendi tarzını ortaya koyan yorumuyla, ünü Avustralya ve Kanadaya kadar ulaştı.

    Kıvırcık Alinin serüveni GÜL TÜKENDi BEN TÜKENDiM, ISIRGAN OTU, ÜÇÜNCÜ GURBET adlı albümleri ile başladı ve bu serüven, daha nice türkü üreteceğe benzer. Bilindiği üzere, özellikle Halk Sanatçısı, kendisine ve topluma yabancılaşmayan, öznel hayat tecrübesini sanatının gücüyle halkıyla bütünleştirebilen ve bu süreçte halkının duygularına da tercüman olabilmeyi başaran kişidir. Bu bağlamda Kıvırcık Ali, öznel dramlarını Türkülerimizin o inanılmaz deryası içinden gelen bir çoşkuyla GERiYE DÖNÜN SENELER isimli son albümüyle adeta bu mevsimde gönlümüze düşen, dördüncü bir cemre misali sürdürmektedir.

    Zaten parlak yıldızlar, kendi mütavazi gölgelerinde, kendileri gibi olmaya çalışırlarken doğarlar. Nice duygu ve nağme tezatlarıyla gelen ve nice bir o kadar hayat kokan albümlere, Kıvırcık Ali...

    http://www.kivircik-ali.com
    11 ... kara hilal
  4. 4.
    sabret murat alacaksin
    hak sendedir
    caglar da gecer

    türkülerinin seslendiricisidir.
    1 ... kara hilal
  5. 5.
    arzu isimli türkü söyleyen bir kızın kocasıydı. sonra noldular bilmiyorum.
    1 ... karpuzkabugu
  6. 6.
    kendisine kıvırcık denmesinin sebebi:istabula ilk geldiği dönemlerde saçlarının uzunca ve kıvırcık olmasıdır.
    1 ... aerozeppelin
  7. 7.
    (bkz: kel ali)
    1 -1 ... sesli
  8. 8.
    Albümleri şunlardır:

    Geriye Dönün Seneler

    Ahuzarım
    Geriye Dönün Seneler
    Kızılkaya
    Ayrılık (UH)
    Dost Nerdesin
    Kerbela
    Gününe Düştüm
    Güle Benzer
    Yar Ali Yar( Ben Melamet Hırkasını)
    Ah Gardaş
    Görmeye Geldim
    Canımın içi
    Yaram Sızlar (Soran Var mı)
    Sevdiğim
    Kör Çıban (Tokat Türküsü)

    Üçüncü Gurbet

    Üçüncü Gurbet
    Can Yoldaşım
    Hızır Eleman
    Tez Yetiş
    Söyle Turnam
    Diyardan Diyara
    Sen Yanma
    Nerdesin
    Tutuştu Gönül Çerağım
    Feride
    Erzurumda Bağ Olurmu (UH)
    Sen Bendesin Ben Sendeyim
    incinir

    Isırgan Otu

    Isırgan Otu
    Tel Vurdu Beni
    Gülüm
    Nereden Nereye
    Gurbet Ellerde
    Türkülerde Sen Olunca
    Başındaki Yazmaya
    Derde Derman
    Ne Deyim Gardaş
    Sen Kalbimin Direğisin
    Yusufçuk
    Yaralı Turnam
    ihtiyacı Var
    Fatma Bacı
    Yanoy

    Gül Tükendi, Ben Tükendim

    Gül Tükendi, Ben Tükendim
    Kaşın Mihrabımdır
    Türküler, Gül ve Sen
    Digel Gayrı
    Gelin Ayşem
    Var Gibi
    Canere Ağıt
    Merhaba Erenler
    Cahillerle
    Mazlumem
    Hele Gardaş
    Enstrümental

    Arzu Şahin ile Düet

    Yaşamdan Ölüme
    Yemen
    Cemrem
    Sılanın Hasreti
    Yeri Felek
    Bak şu Feleğin işine
    Barış Güvercini
    Buldurdular Beni
    Ben Patlarsam
    Turnalar
    Yavrum
    Barabar
    Sor Beni
    Potpori
    Halaylar
    2 ... bilgistan
  9. 9.
    ismi ile cismi birbirinden uzak türkü kişisi
    1 ... jansery
  10. 10.
    önceden sçları kıvırcık olan ve dökülen türkücü. lakap bir kere takılmıştır ve öyle kalmıştır.
    3 ... sistembasithatasifir