1. 1.
    1.umut sarıkaya'nın meriç'e mektup yazısından yola çıkılarak, toplumun kanayan başka bir yarasına parmak basmaya çalışan mektuptur.

    sevgili kıvılcım

    ultra zeki, süpersonik ve sıcakkanlı bir insansın. bunu ilk tanıştığımızda bilmiyordum. ama sen matematik mühendisliğini 3. sınıfta bırakıp, doktorluğu seçme ve kız arkadaşıma sınıf arkadaşı olup, kankalık misyonunu üstlenme görevinle ilk günden beri bunu gözümüze gözümüze sokuyordun. hatta bununla da kalmayıp, mukavemet ve termodinamik derslerinde zorlanmamla dalga geçerek " onlar kolay ya sen nasıl veremiyorsun " diyerek beni her ortamda ezmeye çalışıyordun. ilk çıkmaya başladığımız gün, telefonuma gelen " bengü'ye söyler misin ? bir telefonuna baksın ben ulaşamıyorum " mesajından sonra senin ve sıcak kanlı tavırlarının gidişatının boka saracağından kıllanmadım da değil hani. ama her şeye rağmen sürekli bende sana sıcak davranmaya çalıştım. tamam ilk günden kız arkadaşımla yanlız kalmayıp, beraber batak oynama teklifini kabul etmemiş olabilirim. ama zaten ileriki zamanlarda sürekli bataktaki üstün başarılarına da tanık oldum. sürekli elimize verdin. eşli de sürekli sana kaybettik. hep sana bir şeyler ısmarlamak zorunda kaldım. en kötüsü de kaybettiğimiz zaman beraber sinemaya gitmek zorunda kalmamızdı galiba. senin yüzünden tüm iskambil oyunlarından nefret ettim kıvılcım. hatta kaybettiğim tüm oyunlardan..

    sevgili kıvılcım neden kız arkadaşıma attığım mesajlara sen cevap veriyorsun ? ee sonunda doğal olarak planlarımıza sen de katılmış oluyorsun. bengü senin kankan 6 yıl boyunca yaren'in olacak insan, ama benim de erkek arkadaşı olarak onunla yanlız vakit geçirmeye hakkım yok mu ? onlara da katlanmadım değil. biliyorsun. sürekli serdar ortaç'ın bestelerinin ne kadar harika olduğunu, kaan'ın seçkin piriler'le öylesine takıldığı, aslından onu sevmediği gibi haberleri senden aldım. beni aydınlattın geniş bilgi kaynağınla. şikayet etmedim. sürekli seni itina ile dinledim. hatta söylemlerine eşlik bile etmeye çalıştım. o kadar ki bazen bengü'nün istememesine rağmen evde yanlız oturmana katlanamayıp, "kıvılcım'ı da çağıralım" diyerek planlarımıza bile davet ettim(aklımı skiyim). düşün sırf sen istemiyorsun diye bengü'nün diğer arkadaşlarını çağırmayıp, seni çağırıyorduk. ama sen yine her ortamda kendini ön plana çıkarıp bir şekilde countessliğini beni aşağılayarak ilan ediyordun. sırtımda 4.4 kg.lık gitar varken, yolda herkül gibi mi yürüyebilmem gerekiyor kıvılcım ? ama dik durmaya da çalışmadım değil. onu da denedim. denedim !!

    sana çevremden erkek arkadaş ayarlamaya da çalıştım kıvılcım. bunu da yapmadım değil. ama ne yapabilirim. hepsinin kız arkadaşı vardı. senin için flate'i kız arkadaşından ayırma girişimlerinde bile bulundum. ama olmadı. bu benim suçum mu kıvılcım ? ne yapabilirdim bu konuda. iki çift takılma iğrençliğine bile katlanmayı göze aldım. ama olmadı işte. ancak biyofiziğe çalıştığın zamanlarda yarım saat yanlız kalabiliyorduk. bengü'nün bizde kaldığı ilk günden sonra 12 saatten fazla kankanı göremediğin için mi bilmiyorum, ne söylediysen kız hiç aynı davranmadı.

    o büyük pofuduk ineği bengü'ye aldığım gün, aslından senden ayrılmak istemiştim kıvılcım. bengü'den değil. sen omo'nun yanında bantlanmış limonlu cif olarak, hep markette herkesin görebileceği tarafta durmaya çalıştın kıvılcım. o kadar ki artık ben bile hangi ürünü aldığımı bilemiyordum. sen tam olarak, üretim şirketinin satış dehasının bir ürünüydün. meriç 2.0' dın sen kıvılcım ve meriç'ten daha tehlikeliydin.

    hep merak ettim kıvılcım. tam olarak ne istedin ? ayrıldıktan sonra mutlu oldun mu ? bunu hiç bir zaman öğrenemiyeceğim. çünkü hala seni gördüğümde yolumu değiştiriyorum ve değiştirmeye devam edeceğim.
    2 -1 ... kerter