1. 1.
    öncelikle şunu belirteyim, benim böyle bir isteğim yok. zaten bir örnektir bu, az sonra anlatacağım duyguya, bir temsildir.

    duygunun adı, yasakları delme tutkusunun çekiciliği. gürültü yapan tek kalem hardrock değil elbet. düşününce aklıma ilk o geldi, yoksa tribünden bir kaç sağlam eleman toplayıp kütüphane meydanında toplanıp (o neyse), bağıra çığıra ortalığı inletmek de ikame edebilir bunu.

    kurallar, kurallar, kurallar... hayatı kurallar kadar sıkıcı kılan başka birşey var mı acaba? insan kuralların monotonluğunu delmek istiyor hep ve kurallara uysa da ruhunun derinliklerinde bir yerde bu kuralları çiğneme dürtüsü hep nefes alıyor. kurallar olmasın demiyorum, kurallara uymayalım da demiyorum, kimseyi kötü yola sevk etmek istemem. benim anlatmak istediğim onları çiğneme tutkusu anlıyor musun?

    sigara içmek hiç bu kadar cazip gelmemişti bana, kapalı bir mekanda. cine 5 in üçüncü sınıf filmlerini anlayabilmek için gözümün bakış açısı binbir taklayla optiumuma ayarladığım ergenlik günlerimi de unutmadım, öğrenci olmayı çok seviyordum ama hep dersten kaçasım vardı nedense, okey oynarken hep taş çalarak kazanmayı severdim, stajda uyumak yasak olduğu için öğlen aralarında gizlice uyurdum... daha binlerce örnek eklenebilir buna.

    ve şu bahsettiğim kütüphanede hardrock olayı, ne eğlenceli olurdu be baba, dimi? düşünsene kütüphane meydanına (o neyse) kurmuşsun düzeneği, herkesin kafa önde, konsantrasyon yüzde bir milyon ve bir an, tek bir an. zamanı donduruyorsun ve start komutu geliyor ekibe. kimsenin beklemediği bir anda ortalığı yıkmaya başlıyorsun. herkesin gözünde bir, "noluyo lan?" bakışı. o şaşkın ülere bakmanın vereceği keyiften bahsediyorum size. bayram şenliği havasındaki özgüveninle darmaduman ettiğin bir sessizlik yasağı. ne güzel bir fantezi. en azından zihnimize, hayal gücümüze bir sonsuzluk verilmiş. böylece sapıkça fantezilerle beynimize eğlenceli meşgaleler üretebiliyoruz. selametle...

    not: evde ya da kütüphanede denemeyin
    1 -1 ... rabbit