1. 8180.
    ilk kez gercek manada bende iz birakan bir alinti birakacagim.

    "O “en büyük leke”ye takılıp kalmadım, dünyaya
    bulaşmadım Öğretmenliği ve sessizliği seçtim, hale
    bakıp sözlere aldırmadım diye, ALLAH’a hamdediyorum; 
    içim içime sığmıyor Onlar altın topladılar, ben
    hazine buldum Onlar saraylar inşa edip bir kaç koltuk
    elde ettiler, ben tapınak inşa ettim ve iyilik
    tanrısının sonsuz iklimlerinde, saltanat tahtına
    kuruldum Onlar bağ bahçe aldılar, ben ise mucizelerin
    yeşil ülkesine sahibim Onlar masa başlarında
    gururlandılar, ben aşk tapınağının minaresinde,
    gururumu ayaklar altına aldım Onlar Kayser’in
    köleleri oldular, ben ise “Hekim”in sahabesi oldum
    Onlar yoldan saptılar, el ve avuçlarını doldurdular,
    ben ise kaldım ve elim avucum boş bir halde, inzivayı
    tercih ettim
    Onlar adlarını ekmeğe sattılar, ben adımı suya verdim
    Hızır’dan daha çabuk, iskender’den daha önce hedefe
    ulaştım Onlar lezzet ve zevk aldılar, ben ise gam ve
    keder Onlar paraperest oldular, ben putperest Onlar
    altın ve gümüş sergilediler, ben Mevlana gibi, Şems’te
    açtım ve Şems’te yandım Gönül sofrasını açtım, dert
    sergisini yaydım Kandan şarap içtim Onlar para
    babası oldular, ben dert babası Onlar yaşamaya
    bağlandılar, ben yaşama Onlar bakanlık elde ettiler,
    ben saltanat Onları yalanla övüyorlarsa, birileri
    beni gerçek manada kutsuyoorlar Onları, içlerinden
    düşman, beni ise kalben dost biliyorlar Onlara
    işlerini rapor ederlerken, bana hallerini rapor
    ediyorlar Onlar özgürlüğe ihanet ettiler, ben
    özgürlüğe vefalı kaldım Onlar gece alemlerinde kötü
    kadınlarla dans ederken, ben tertemiz uzletimde,
    sufilerin temiz güllerini kokluyorum Onlar
    elbiselerine sığmayacak kadar şişmanlarken, ben içim
    içime sığmayacak kadar aşık oldum Onların memurları,
    benim dertlilerim var Onlar hasta ve zayıf
    develerini, zorla, saray kapılarında kurban ederken,
    ben ismail’imi, şevkle Ka’be yolunda boğazladım
    Onların içen ve gülenleri varsa, benim de yanan ve
    ağlayanlarım var Onlar, kalabalıkta birbirlerine
    yabancıyken, biz yalnızlıkta birbirimizi tanıyoruz
    Onların altını varsa, benim de aşkım var Onların evi
    varsa, benim de mihrabım var
    Onlar yükselirken, ben Mi’rac’a çıkıyorum Onlar
    yeryüzünde sürünürken, ben göklerde uçuyorum Onlar
    biterken, ben daha yeni başladım Onlar yaşlanırken,
    ben gençleşiyorum Onlar vekil oldular, ben ise
    ma’bud Onlar reis olmuşlarsa, ben de rehber oldum
    Onların kapıkulları ve fedakar uşakları varsa, benim
    de soylu bir önderim var Onlar Nuşirevan’ın adalet
    zincirini boyunlarına vurdular ve ahırları bayındır
    kıldılar, ben ise sarayları terkettim Buda oldum,
    zincirleri kırdım, özgür oldum Sanatçı oldum,
    üretici oldum; nübüvvet ve risalet buldum,
    ebedileştim Alem gazetesinde bekamı sağladım Onlara,
    bir grup insan dalkavukluk ediyorsa, bu onları mesleği
    olduğu içindir Bunların yerine başkaları geçse, onlar
    da dalkavukluk eder, yağcılık yapar; ama içlerinden
    nefret duyarlar Beni ise, dünyaya asla teveccüh
    etmeyen bir kalp över O, dünyayı bir çöplük olarak
    görür Bu kalpte güzellikten, imandan ve sevgiden
    başka bir şey yoktur Dünyadan hiç bir beklentisi
    yoktur Öyle bir kalp ki, ALLAH’ı bile ısrarlarımla
    över “Ben nerede onlar nerede,zarar ettim'' diye yakinir."

    -yalnızlık sözleri,ali şeriati.
    1 -1 ... burayabakarlar
  2. 8181.
    Eskiden bilmezdim, şimdi biliyorum, siz de biliyorsunuz: gülüşler farklı renkte olurlar. Gülmek içinizdeki patlamanın sadece uzaktan gelen aksisedasıdır; belki bayram gibi renkli, kırmızı, lacivert, altın roketler gibidir, belki de insan bedeninin havaya uçan parçacıklarıdır.
    Y. ZAMYATiN - BiZ
    1 ... insanlarbituhaf
  3. 8182.
    "Direniş eylemi, sadece bize sunulan dünya resminin saçmalığını kabullenmeyi reddetmek değil, bu resmin geçersizliğini duyurmaktır. Cehennem içeriden geçersiz ilan edildiğinde, cehennemliği son bulur."

    John Berger - sanatla direniş
    2 ... klimanjaro
  4. 8183.
    insan pişman oldukça, yaşadığının farkına varır. oysa acılar taze kalmazdı hiç bir zaman..
    5 ... notaiscisi
  5. 8184.
    git eşyalarını topla; düşler boş bırakmaz insanı.
    ... antarktik
  6. 8185.
    bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederden.
    (bkz: william shakespeare)
    2 ... okursever
  7. 8186.
    etrafında en lüzumsuz şey olarak yaşamını buluyordu.

    sergüzeşt/ samipaşazade sezai
    2 -1 ... semaatsiz
  8. 8187.
    birhan keskin - Ba

    “insanın hayatla kurduğu ilişki en çok ellerinden okunurmuş. Ellerimden okunuyor: Sakin, zarif, yavaş, kuru. Usul usul saça, yaprağa, suya, kapıya değiyor. Usulca günü geceye, geceyi güne çeviriyor. Ellerim, hayata karşı yeni bir merhamet.“
    ... maniklavanta