1. 1.
    ismail her sabah ne yapacağını bilmemeye uyanır
    nasıl dayanacağını ve değmeden aralarından
    nasıl geçip gideceğini düşünerek uyanır
    rutubetli odada, dar yatakta
    Allah’a şükrederek doğrulur yatağından
    ‘şükredecek neyin var lan?’ der iç sesi
    ‘tövbe de!’ der iç sesine, kendi kendini susturur
    iç ses nedir bilmez esasında ismail
    onu şeytan zanneder
    öyle avunur

    Kazara dünyaya gelmiştir ismail
    kazayla da öleceğine inanır
    iki kaza arasında
    bir biriktirdiği kaza namazlarına hayıflanır
    bir de etrafında olup bitenlere şaşırır
    ota, kuşa, balığa
    sadık bir köpek gibi
    alarmla uyanan insanlara
    -ismail hiç alarmla uyanmaz-
    simitçiye, dolmuşçuya, sucuya
    herkese ve her şeye şaşıra şaşıra
    yatağının rahminden derin bir kaygıyla
    açılır dünyaya ismail

    Az okumuş olsaydı
    ontolojik kaygı derdi buna
    ama ontoloji nedir bilmez
    çocukken geçirdiği
    menenjite yorar tuhaflığını
    anası evlenmemişliğine yorar
    babası deliliğine
    mahalleli…
    onlar hiçbir şeye yormaz
    onlar kapı önlerindeki
    çürümüş yapraklar kadar
    üzerinde durmaz ismail’in
    çünkü onlar bencil ve kabadır
    çocuklarından, faturalarından
    mahallenin namusundan ve belediyenin ilgisizliğinden
    dedikodudan ve çıkarlarından başka hiçbir şey düşünmezler
    yanı başlarından her gün
    bir dağ devrile devrile
    geçer gider de
    fark etmezler
    ismail bir hayalet gibi
    yürür gider de aralarından
    görmezler

    Kalabalıkların arasında usulca takılır ismail
    işiyle, gücüyle, kendisiyle cebelleşir
    ara sıra güzel giyimli kızlara bakar içinden
    ara sıra yakışıklı oğlanlara hayıflanır içinden
    ara sıra yorulur, ustasına söver içinden
    ismail dışarda hep içinden yaşar
    içinden dışına doğru anlamaya çalışır dünyayı
    beceremez, çaresiz
    Allah’a havale eder

    Haftada bir sinemaya gider ismail
    ibadet ciddiyetiyle haftada bir sinemaya gider
    her pazar
    18.45 seansı
    bayramlıklarını bir bayramlarda
    bir de sinemada giyer
    bir tek orada
    ışıklar kapanıp
    perde parladığında
    kendisini dünyanın geri kalanıyla
    eşit hisseder ismail
    eşitlik, kardeşlik, özgürlük
    sadece orada mümkündür onun için
    belki de bunun için ismail
    bir film gibi yaşar da hayatı
    az geriye çekilip
    izleyemediği için kendini
    kahreder

    Hiç mi rahat etmedi ismail?

    askerdeyken iyiydi

    yat ismail dediler yattı

    kalk ismail dediler kalktı

    mütemadiyen emredersiniz diye bağırdı ismail

    onlar emretti ismail yaptı

    o zamanlar rahattı

    postalıyla şapkası arasına sıkıştırıp beynini

    karışmadan etliye sütlüye

    on sekiz ay tuhaflığını kimselere fark ettirmeden

    yeşiller içinde takıldı

    ismail hiç aşık olmadı mı? oldu elbet
    ama kimseler bilmez
    mutlu olmadı mı hiç?

    kuvvetli ve vakur
    dünyayı yerinden oynatacağını hissettiği zamanları olmadı mı?

    olmaz mı oldu elbet

    ama bunlar kendisi dahil kimse için

    hiçbir şeyi değiştirmez

    az mitoloji bilseydi

    Sisifos’un yaşadığına benzetirdi yaşamını

    ama ismail mitoloji de bilmez

    iki uyku arasına yaşamak belasını

    sıkıştırır da ismail

    bazen uykusu gelmez

    Yatağının dışında ismail

    çalışır

    anasını mutlu etmeye çalışır

    tanıdıklarını idare etmeye çalışır

    ustasının saçma sapan isteklerini

    emir telakki edip yerine getirmeye çalışır

    eşek gibi çalışır ismail

    köpek gibi çalışır

    çünkü bilir

    insan gibi yaşayamayanlar

    hayvan gibi çalışır

    bilir

    insan gibi yaşayabildiği tek yer

    yatağıdır

    az kitap karıştırsaydı ismail

    Oblomov’un zıt ikizi ilan ederdi kendini

    lakin ismail kitap bilmez

    bildiği tek kitap

    abdestsiz dokunması babasının çıkardığı

    kanunsuz hükümde kararnameyle yasaklanan ve

    kapağı en az otuz yıldır açılmadan

    yatak odalarının tepesinde asılı duran

    kur’an

    Ara sıra birileri

    bir yerlerde

    bakar gibi olur ismail’in gözlerinin içine

    ezilmiş bir domatese bakar gibi değil de

    sanki ismail ismail değilmiş de

    herkeslerden biriymiş gibi bakar

    bunu anlar anlamaz ismail

    kaçırır gözlerini

    ismail korkar

    korkmak üzre büyümüştür ismail

    korkmaktır onun için islamın altıncı şartı

    ilk mektepte her pazartesi ve her cuma

    korkma diye başlayan marşı

    bağıra bağıra okumuş olsa da

    geç kalmıştır Cumhuriyet

    korku ismail’in hücrelerine

    çoktan kök salmıştır

    ismail bir dursaydı

    bir düşünseydi belki

    böyle bir ismail değil de

    başka bir ismail olurdu

    ama nerde!

    dünya fırsat verir mi ki ismail düşünsün

    anası, mahalleli, patronu ve Allah

    hepsinin bunca beklediği varken ondan

    ismail ne yapsın?

    ‘cogito ergo sum’u görse mertek sanır

    felsefe dergisi falan bilmez ismail

    alsa alsa üç ayda bir ya playboy ya penthause alır

    rüyasında göremeyeceği kadınlara içinden hallenir de

    utana sıkıla gece yarıları buz gibi suda abdest alır

    Kadere karşı plan yapardı eskiden ismail
    hepsi elinde patladı
    bir dal bir yaprak gibi zayıf ve iradesizdi
    bir zaman geldi anladı
    anladıktan sonra
    artık gelen de birdi ismail için giden de bir
    varlık da bir ismail için yokluk da bir
    gitmek de bir ismail için kalmak da bir
    uykuları hariç her şey bir
    az tasavvuftan anlasaydı ismail
    Hallac’ın bin yıl önce dediğini tasdiklerdi
    ama ismail tasavvuf bilmez
    fakir ve önemsiz olduğundan
    tasarruf bilir

    Gel derler ismail gelir
    git derler gider ismail
    gözü saatinde
    aklı yatağında
    çünkü bilir
    en uzun günün bile
    bitmediği görülmemiştir
    gel demeler
    git demeler
    otur demeler
    kalk demeler
    biter
    gece olur
    o zaman onun sırası gelir
    emekli bir maarif müfettişinin
    maaş sırasında beklediği gibi
    kayıtsız ve yarı ölü
    bekler sırasını
    çok çok bir bismilşah çeker içinden
    duyursun diye duyacak olana duyuracak olan
    dua eder

    Mütemadiyen korkar ismail

    odasında sigara içerken babasından korkar

    anasının bir gün öleceğinden korkar

    ara sıra içi geçer gibi olduğunda

    ustasından korkar

    sinemada keyif yapıp

    kolayla mısır almaya yeltense

    parasının biteceğinden korkar

    arabalardan korkar ismail

    köpeklerden korkar

    devletten korkar ismail

    Allah’tan korkar

    korka korka gelmiştir bu yaşına

    korktuklarının tek oyuncağını

    uykularını elinden alacağından korkar

    Çaresiz rüyalara sığınır ismail

    güzel rüyalarını tamamlamadan uyandığında

    gözlerini sıkıca yumup devam etmeye çalışır

    lakin mantığı girer devreye, beceremez

    kötü rüyaların ortasında uyandığındaysa

    derin bir euzu çeker

    bir tek yatağındayken ismail’dir ismail

    bir uyurken

    bir rüyada

    bir de uyandığında

    geri kalan yaşamak oyununda

    ismail değildir aslında ismail

    bilir

    Ne annesinin

    ne mahallelinin

    ne de kadınların

    en sevdiği değildir

    esasen kimsenin hiçbir şeyi değildir

    varlığı bir karıncanın varlığı kadar tesirsizdir ve

    yokluğu

    hiçbir şey değiştirmeyecek kadar önemsiz

    sayıların başına konan sıfır gibidir ismail

    bilir

    Çaresiz uykulara sığınır ismail

    uyuduğu zamanlarda iyidir

    ama bazen uykusu gelmez

    o zaman bir sigara yakar

    parka çıkar

    gözünde akıtmaya korktuğu

    bir damla yaş belirir

    usulca

    sessizce

    kendi kendine

    delirir ismail

    delirir!

    Sürprizli final bekleyenler çok bekler

    akıllıyken kimi şaşırtmış ki delirdiğinde şaşırtsın?

    bir sabah her sabah uyandığı gibi uyanmaz ismail

    tertemiz delirir!

    sonra?

    sonrası herkese malum olur

    hiçbir yerli ismail’in hikayesi.

    Ali Lidar – 2 Eylül 2018
    1 ... sokaktaki yazar
  2. 2.
    Gözlerim doldu,uzun zamandır böyle akıcı duygu anlatımı okumamıştım. Anlatılan bu ziyan olan hayatların şiiri olmuş.
    ... gafil