bugün

Her ramazan çağrı filmi çıkıyor orada güzelce anlatıyor.
hz. muhammed'in gönderdiği islam'a davet mektuplarıyla yayılmıştır. kabul eden de etmeyen de olmuştur.
islamda zorlama yoktur yalan söylemeyin, ne kılıcı!

gerçekten çok yazık...
görsel
ciddi katliamlar esiginde yapilmistir.

türkler agir bedeller ödemistir. agaclarda ibretlik asili birakilan insanlar yürekleri sizlatmaktadir.
allah sözlerini cennetlik kullarına tebliğ ettirdi (peygamber ve onun şu an isimleri bilinemeyen kalleşçe öldürülmüş kurraları)

sonra onları öldürdü ve sözlerini cehennemlik kullarına yaydırttı (ebu bekir, ömer, ebu süfyan, osman, ali, abbas, bunların bazı evlatları, ayşe annemiz, ebu hüreyre enes bin malik ibn mesud sad bin ebu vakkas vs gibi bi avuç satılık hain sahabe)

sonra o cehennemlikleri frenledi ve sözlerinin özgürce konuşulması için münbit bir ortam tesis etti.

şu an o dönemdeyiz.

cennetlik kulların ayıklanması tamamlanınca cehennemliklere yeniden yol verecek.
sonra yeniden onları frenleyip sözlerinin özgürce konuşulmasını sağlayacak.

ta ki sözlerini dünyanın her köşesine yaydırtana kadar.

benim zannım böyle.
doğrusunu allah bilir.

not:
1) alay edenler dünyada bu akıbetten kurtulamayacakları gibi ölünce de sonsuza kadar o cehennemliklerle birlikte olacaklar.
ateşin içerinde sırıtıp kalacaklar (ayet).

2)ayrıca şunu belirtmekte yarar var: barışçı bir müslüman "nasıl olsa allah halledecek ben tatlı suda oyalanmaya devam edeyim dediği anda cehennemden yerini ayırtmış olur. barışçı müslümanın cihadı kuran'la olur. en büyük cihattır. ve sıkı durun, inanmayanlara karşı değil, inanıyor gözüken ganimetçilere karşı yapılır.

inanmayanları inanıyor gözüken cehennemlik ganimetçiler zaten halledeceği için onlarla uğraşmak zaman kaybı.
Köyünde tarla tapanda çalışan kendi geçimiyle uğraşan birisin.

Atlı kılıçlı adamlar köyünü bastı ve ya benim adamım olursun evlatlarını benim istediğim gibi yetiştirirsin ve bana haraç verirsin yahut seni sürgün ederim kafanı keserim dedi.

Cevap bu sualin içinde kardeşim.
Bildiğim kadarıyla Hristiyanlığın ilk dönemleri ile islamın ilk dönemleri oldukça farklıdır. Hristiyanlık köleler, yoksul insanlar arasında herhangi bir zorlama olmadan yayılmıştı ilk. Zaten kendilerj baskı altındaydı pek çok hristiyan öldürülmüştü diye biliyorum. Aslında romalılar öyle insanların diniyle uğraşan kendi dini inancını dayatan bir devlet değildi ancak sanırım hristiyanlığın yayılmacı olması ve romanın geleceğine tehtit olarak görülmesi gibi nedenlerle bu baskıuyı uyguluyordu. Ancak hristiyanlığın doğuşundan yaklaşık 3 yüzyıl sonra roma imparatorluğunun önemli bir bölümü hristiyan hale gelmişti..
hoşgörüyle tabi ki. islamı direk kabul edenlerle iyi anlaşılmıştır. kabul etmeyen insanlar hakkında çok bilgi veremiyoruz çünkü ölüler. pıtıcık hoşgörü dini islam işte kabul etmeyenler ölmüş hep, işe bak.
bir ayet vardı; haram aylar bitince öldürün gibi bir şeydi. bakılınca sanki biraz zorla.
Kumaş ticaretiyle uğraşan müslüman bir tâcir, günün birinde kumaşlarını bir gemiye yükleyerek Endonezya’ya gider ve oraya yerleşerek ticaretine devam eder.

Getirdiği kaliteli kumaşlar, tam da halkın aradığı cinstendir. Kendisi ise kanaat sahibi bir mü’min olduğundan; “Varsın kazancım az olsun, lâkin temiz ve helâl olsun.” düşüncesindedir. Bu sebeple “gabn-i fâhiş” denilen, bir malı değerinin çok üstünde satma fırsatçılığına meyletmez. Kısa zamanda zengin olma hayal ve hırsına kapılmaz.

işe geç geldiği bir gün, tezgâhtarın sattığı mallardan çok yüksek bir kâr elde ettiğini görür ve bunun üzerine tezgâhtar ile aralarında şöyle bir konuşma geçer:

“–Hangi kumaştan sattın?”

“–Şu kumaştan efendim.”

“–Kaça sattın?”

“–On akçeye.”

“–Nasıl olur? Beş akçelik kumaşı on akçeye nasıl satarsın? Adamcağızın bize hakkı geçmiş. Görsen tanır mısın onu?”

“–Evet, tanırım!”

“–O hâlde hemen git ve o müşteriyi buraya getir. Onunla vakit kaybetmeden helâlleşmem lâzım.”

Tezgâhtar gider, müşteriyi bulup getirir. Dükkân sahibi müşteriyi karşısında görür görmez, kendisinden helâllik ister ve tezgâhtar tarafından alınan fazla parayı da müşteriye uzatır. Müşteri ise daha evvel hiç karşılaşmadığı bu güzel muâmele karşısında büyük bir hayret içindedir. Kendi kendine; “Hakkını helâl et?” cümlesindeki derin mânâyı kavramaya çalışır.

Bu hâdise kısa sürede dilden dile dolaşır. Çok geçmeden de kralın kulağına kadar ulaşır. Sonunda kral, kumaş tüccarını saraya çağırır ve:

“–Sizin yaptığınız bu davranışı biz daha önce ne duyduk, ne de gördük! Sizin bu hâliniz, bize bir muammâ oldu. Bunu îzah eder misiniz?” der.

Tüccar ise kemâl-i edeple:

“–Ben bir müslümanım. islâm’da ise mülk, Allâh’ındır. Kul sadece bir emanetçidir. Ayrıca islâm’da haksız menfaat, fâiz, istismar, gabn-i fâhiş (kandırmak sûretiyle değerinin çok üstünde satış yapmak) ve toplumun zararına olan bütün alışverişler yasaktır.

Bu alışverişte ise müşterinin bana hakkı geçmişti. Dolayısıyla kazancıma haram karışmıştı. Ben sadece bir yanlışı düzelttim.” cevâbını verir.

Bunun üzerine kral:

“–islâm nedir? Müslüman olmak neyi gerektirir?” gibi soruları peş peşe sıralamaya başlar.

Tüccar da soruları birer birer, tatlı bir dil ve zarif bir üslûp ile cevaplandırır.

Böyle bir dînin varlığını bu hasbihâl vesîlesiyle ilk defa duyan kral, fazla vakit geçirmeden islâm ile şereflenir. Kısa bir müddet içinde halk da müslüman olur.
Kuşkusuz kulaktan kulağa oyunuyla. O yüzden şimdi ne kadar Müslüman varsa o kadar da islam var. Marksistler de öyle mesela, hiç birbirlerine katılan iki Marksist görmedim.
sadece islamiyet kılıç zoruyla yayılmıştır kardeşim, mesela bak bizans'a, fetih yaparken bölge halkına hep çiçek vererek ilerliyorlardı (!)
(bkz: ganimet)
(bkz: fütuhat)
(bkz: fetih ekonomisi)
Kılıç zoruyla.
(bkz: tebliğ)
yayılmasını ve güçlü kalmasını türklere borçlu bir dindir.
Medine örneği verelim.
Medine’nin savaşsız fethedilmesi ve islâm’a kazandırılması hakkında Resûlullah’ın, “Ülkeler ve şehirler savaş ile alınır; Medine ise Kur’an ile fethedilmiştir” dediği kaydedilir. 

Nitekim akabe biatlarından sonra birkaç medineli hz. Muhammed'den kendilerine islamı anlatacak birini istemisler hz. Muhammedde islamı anlatması için musab b. Umeyr'i medine'ye göndermişti. Bunun üzerine medine'de islamiyet yaygınlaşmış, boykotta mekkeli müslümanlara kucak açmışlar ve kardeşlik etmişlerdir.
Osama bin Ladin'le
Şeriatı yayacağız
ibne Amerika'yı
Tekrar bombalayacağız
Oooo uh ah bin Ladin
Osama bin ladin...

işte böyle yayılmıştır.
Allah'ın hikmeti işte.

Evet.

Bir sual.
Siyasal ateizm (gomunizm), hristiyanlık nasıl yayıldıysa öyle. Kısasa kısas koçum.

Tanım 2:
Şanlı Türk ulusu gibi islamiyeti kabul ede ede.
Bizans ve sasanilerin çeşitli nedenlerden sıkıntılı bir dönemde olmaları oldukça etkili olmuştur buna denilebilir gibi.
Şiddet ve zorbalıkla.
7. yüzyılda geliri olmayan pek çok fakir için islam inancının tam onlara göre olması islam'a girmelerini kolaylaştırmıştır. ayrıca islam yayılmacı politika izleyerek karşı duranlarla savaşılmış ve pek çok kan dökülmüştür
ASLA ŞiDDETLE DEĞiL.

MRB iSLAM A GEÇ.
TMM
TŞK
ÖD.
dünya'ya nefret getiren bir salgının nasıl yayıldığı sorusu...

savaş, kan, zorbalık ve türlü pisliklerle...

bunun yerine misyonerliği seçmelilerdi...

masum değilsiniz...
islam'ın doğuş yıllarına bakıldığında ilk üç savaşın bedir, uhud ve hendek savaşlarının savunma savaşları olduğu açıkça görülür.

bu anlamda savaşla yayıldığı iddiası tam anlamıyla iftiradır. kaldı ki rasulallah s.a.v. döneminde binlerce sahabenin dünyanın çeşitli bölgelerine giderek islam'ı anlattığı, gittikleri yerde yaşayıp orda vefat ettikleri bilinen bir gerçektir.

bugün çinden avrupaya kadar pek çok memleketteki sahabe türbelerinin olması bu gerçeği haykırır.

ha hiç mi savaş yapılmadı tabi ki yapıldı. ancak tahrif edilmiş hristiyanlık gibi gittikleri yeri sömürmek halkın dilini değiştirmek soykırım yapmak amaçları gütmez.

ayrıca bakara suresi 256. ayette: "doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır..." der bu ayetle kimse islam'a girmeye zorlanamaz.

bu ayet bile bile bu iftiraya tek başına cevaptır.
2s kuralı ile.
emevi devletinin akınları ile yayılmıştır lütfen gerçekçi olalım..
Herkesin özgür olduğu yazan bir ayette vardı şimdi aklıma gelmedi.

Zorlama kesinlikle yanlış bir şey. Insanın her konuda bir fikri vardır ve zorlarsan yapsa bile istemeyerek yapar.

"Yık geç babanı!" sahnesindeki gibi.

Ama yayılması, Peygamber'in Allah'ın mesajını halka yaymasıyla başlamıştır. Inananlar inanmıştır, inanmayanlar da inanmamıştır. Sadece buna karşı koyup bu dini durdurmak isteyenler güçlükle inanmış veya kendi başına ölmüştür.

Kısacası sizi islama zorlayan gerçek müslüman değildir, kötü ve zorlama bir din olduğunu göstermeye ve yutturmaya çalışıyordur. Hoşgörü zaten saygı demek, zorlayamazsın.
görsel
Böyle.