1. 1.
    O dur ki; insanoğlu yaşamı boyunca bir şeyi amaç edinir, onun için çabalar. Parasını sever saklar, evini sever silir süpürür, eşini sever onun için ölür öldürür.

    Konumuz bı değil!!!

    Bu ihtiyaç neden var ? Amacımız mı yoksa ihtiyacımız mı ?

    Evet, sevgili suserler söz sizde.
    2 -1 ... kim bu adam
  2. 2.
    Önemsenmek ister insan bir süre anne sevgisi yeterlidir. Zira bir süre sonra anne sevgisi yetersiz kalır işte burada dananın kuyruğu kopar ve başka sevgilere de ihtiyaç duyar. Aşk gibi.
    ... cilginhobbit
  3. 3.
    tek cümleyle de anlatılabilir,konu üzerine sayfalar dolusu yazı da yazılabilir..
    ben hiçbir şey yazmadan yavaştan kaçıyorum.
    1 ... vizyonsuzherif
  4. 4.
    insanoğlu inanmak için dahi gereksiz sebepler ve gereksiz varlıklar bulurken çokta anormal olmayan durumdur.

    Muslumanim.
    ... ezio da firenze
  5. 5.
    Yaratılışında sevgi vardır da ondan.
    3 ... zarafet
  6. 6.
    aslında bir şekilde ''hayy'dan gelip hu'ya gitme durumu''

    Halakal insane min alak.
    o insanı 'alak'dan yarattı.
    (diyanet işleri)

    o insanı bir yere bir noktadan bağlı olan şeyden, döllenmiş hücreden, embriyodan, kan pıhtısından, yumurta hücresinden, sevgi, ilgi ve alakadan yarattı.

    O, insanı aşk ve sevgiden, bir ilişkiden, rahim duvarına yapışıp yerleşen döllenmiş hücrelerden yarattı.
    Ahmet tekin meali

    O insanı sevgi ve alakadan yarattı.
    mustafa islamoğlu meali

    insanı, embriyodan/ilişip yapışan bir sudan/sevgi ve ilgiden/husûmetten yarattı.
    Yaşar nuri öztürk meali
    11 -1 ... hala avcumda olmali yildizlar
  7. 7.
    Sevmeye ihtiyaç duymaz sevmek kendiliğinden olan bir his.
    ... hhaakkoo
  8. 8.
    Standart bir insan bir çok nedensiz davranışlar sergiler. Bunların illaki bir nedeni olsun diyorsak, dna'mız böyle kodlanmış diyebilirim. Mesela yutkunuyorsun sürekli, uykuda, uyanıkken ve her zaman. Yutkunmak otomatiğe bağlanmamış olsaydı günde kırk kere tıkanırdın. Bunun nedenini araştırmayı gerektirecek bir mesele yok, insan mekanizması bu şekilde çalışıyor.

    Hisler de aynı biçimde. Herkesin belirli kalıpları var bilinç altında ve üstünde. Görüyorsun hoşlanıyorsun, görüyorsun nefret ediyorsun. Senin nefret ettiğin bir başkasının hoşlanma kalıbına sığıyor.

    Çevrenden öğreniyorsun bazı sevmeleri; eğer bir dağ başında bir anne babanın bir evladı olarak doğup büyümüş, hiç bebek / çocuk görmemiş biri olsan elbetteki "bir bebek nasıl sevilir" bilemezdin. Gibi gibi.
    3 -1 ... cokzararli
  9. 9.
    hava yağmurlu. aylardan mart. mart'ın altısı. yıl; 2018. aşk; yok. saat 7:34. bu saatte sevilmeye de ihtiyaç duymamamız lazım aslında ama nabarsınız kardeşlerim hayat berbat, uykusuzluk ise irsi.

    şimdiden maruzatımı tebliğçün; anlatım bozukluklarımın kusuruna bakmamanızı rica ediyorum. sancılı bi gece atlattım. kucağıma aldığım bu modern zaman aletinin ışığı bile gözlerimi yoruyor. kusuruma bakmamanızçün saati tekrar hatırlatıyorum. bu saatte Hans Jakob Christoffel von Grimmelshausen bile düzgün cümle kuramazdı tüm o rijit alaycılığına ve tetikte olan insan sevgisine rağmen.

    ihtimaller...

    1: insan genel itibariyle ikiz bi mahluktur; "kendinde gizlenen bi öteki"lik olarak tanımlayalım bu giri için bu ikizlik halini. dışarıdan görünmeyen tarafında yaşar ama dışarıdan görünen tarafını asla göremez. görünen tarafımızı tanımak için öteki'ne ihtiyacımız vardır. "gözlerine güvendiğimiz" birinin varlığını arzularız. buna; "o" denir. "o kişi"dir o. nasıl göründüğümüzden nasıl görünmediğimize kadar biçok konuda yardıma ihtiyacımız olur. biyolojik savunmasızlığımızın bizi ittiği mutlak acıda o acıya tedbirin alınacağı neden ancak sadakatine güvendiğimiz bir gözlemci tarafından bize sunuluyor olabilir. farkında olmadığımız bi alış-veriş halini, sırf sevilenin de buna ihtiyacı olduğu zannıyla tecrübe ediyor olabiliriz sever ve sevilirken. sevince, sevdiğimizin bizi göreceğini, görülmekçün sevildiğimizi, ancak görenin sevdiğini ve bize kendimizi tanımamız için yardımcı olacağını sanıyor olabiliriz sevilmeyi isterken. yani sevilme isteğimizin nedeni yine kendimizle ilgili olabilir. sevilmeyi o daima ihtiyaç duyduğumuz; "tanımlanma" hastalığımızın acısını dindirmesi için istismar ediyor ve bundan keyif alıyor olabiliriz. "seni seviyorum çünkü sana beni nasıl sevmen gerektiğini öğretmem gerekiyor"dur belki sevme eyleminin motivasyon kaynağı. seven, sevdiğini sevilmeye layık hale getiriyor haliyle türün genel menfaatleriyle bu ıslah eylemi örtüşüyor olabilir. bizi sevenin bizde sevmediği özelliklerden böylece kurtuluyor olabiliriz. bu garip bi bağımlılık yaratmış olabilir.

    2: varlığımız icabı mutlak sonu bilmeyen ama hisseden tarafımız, mutlak sonu aynı kendisi gibi hisseden birine ihtiyaç duyuyor olabilir; bu bi dert ortaklığıdır belki. severiz zira engelleyemediğimiz ölüm korkumuzu ölecek biriyle paylaşmak isteriz. nasıl ki peygamberler de insanlar arasından çıkar, kusurları, zelleleri, sürçmeleri vardır, hata yapar ve günün sonunda muhakkak ölürler ve bunun nedeni gönderildiği kitleyle aynılık bağını kurmaktır, sevmek de, o daima arandığımız; "benzerlik"i bulmakçün süreci kolaylaştırıyor olabilir. (bu ihtimal beni güldürdü sdgfsdh) 3: aptalca gelebilir ama sevgili kardeşlerim hakikaten sevmekten başka yapacak bi şeyimiz yoktur belki? .d mutlak son belki de budur? yani düşünsene ortalama 60 yıl falan yaşayacaksın ve ne olursa ol öleceksin; tamam çalıştın kazandın, yedin içtin, gezdin tozdun, seviştin bi yere kadar, e onun da tadı kaçacak ki kaçar, insan muhabbet istiyor. bunun için de yine birine ihtiyaç var. saçmalayabileceğin, seni yargılamayan, senden onu sana geri vermek için alan, hırpalamayan birini arıyosun. niçin? onu sevmek için. çünkü maalesef sevmek istediğimiz insanları da seçiyoruz.

    4: hayli şekilci bi tavır fakat insan paylaşmak için öğrenir ve paylaşmak için kazanır. sahip olduklarımızın bizden sonra ziyan olmaması için onları etrafımızdakilere dağıtmayı sevgi kolaylaştırıyor olabilir. sevmek bizi rahatlatıyor olabilir. o iliğimize kadar işlemiş biyolojik tedirginliğimizi dindiriyor, bizi sakinleştiriyor olabilir. (bu tecrübi bi madde; nedense birine bağlandığım an dünyanın en güçlü, en güzel, en güvende insanı olarak hissediyorum kendimi. daha neşeli, samimi, cesur ve eğlenceli oluyorum. gerçekten ışık saçıyorum. yüzümde salak, geçmeyen, hep oradaymış gibi duran bi gülümseme beliriyor. daha naif, daha düşünceli, daha mert oluyorum herkese karşı. "tamam" diyorum "sevdim, demek ki hala insanım." bu iyi geliyor. ama ne zaman; "bi çizgi daha atma" zamanı geliyor, ne zaman vazgeçmem gerekiyor, sevgim, tutkum, aşkım bitiyor, işte o zaman öfkeden, endişeden, çelişkiden ve hırstan kuduruyorum. gülen her yüzü parçalamak, her çiçeği koparmak, bütün suları zehirlemek, evi ateşe vermek, kalbimi deşmek, kendi kemiklerimi kırmak istiyorum. o sıralar doğan her çocuğun kulağına; "acı çekerek öleceksin keşke doğmasaydın" demek geliyor içimden. "seni kandırıyorlar, defol burdan, kaç, kurtul." kötücül bi kurtarıcılık kanımı kaynatıyor. "neden bu kadar gülüyosun" diyorum gülen birine. "gülecek ne var? sanki hiç ölmeyecekmiş gibisiniz... iğrençsiniz." hep ölüm, her yerde ölüm oluyor o an. bulutlardan kanser yağıyor. dünyaya bi meteor yaklaşıyor. hiç durmayacak bi deprem başlıyor. bütün ormanlar yanıyor. bütün kadınlar çocuklarını düşürüyor. bütün hayvanlar kuduruyor ve sanki herkes bitleniyor sdagsfg. her şeyin en berbadını, en iğrencini, en imkansızını düşünüp kendimi kusturuyorum. birinin beni sevmesine tahammül edemiyorum. daha fazla çalışıyor, sabahlıyor, tehlikeli olan her şeye daha pervasızca yöneliyorum. o sıralar biriyle sevişmem için bunu istemem yetiyor. serseri tiplere yöneliyorum. sigara kokan, alkolik, kötü giyimli, çirkin, benim güzelliğimle şereflenmeyi isteyen, kolay, basit tipler. beni beğenmiş olması ondan nefret etmeme, benimle sevişiyor olması ise onu yenmeme neden oluyor. böylece tatmin oluyorum. iki defa kazanıyorum. onun kim olduğunu, bana zarar verip vermeyeceğini zerre umursamıyorum. aslında bunu diliyorum; öyle olmasını umuyorum bazen. "bu yataktan kalkamasam keşke" dediğim oluyor. zevk de almıyorum. sadece biri tarafından kontrollü bi şekilde arzulanmak beni zihnen doyuruyor. sevilmek istemiyorum o an. o an sadece arzulanmak istiyorum. bu bence evrensel; bende böyle, sende farklı şekillerde tezahür ediyor olabilir. ama kalbimizi paylaşacak biri olmadığında; etimizi paylaşıyoruz. bu dehşet verici.)

    5: sevilmeyi öğrenmiş, sevmeyi ise tecrübe etmek istiyor olabiliriz. haliyle sevilmeyi bilmemize rağmen sevmek için bi ötekine ihtiyacımız oluyor olabilir. "bilmek için sevmek" diye bi şey var mı bilmiyorum. yoksa da artık var. .d

    6: severken dönüştüğümüz hal bize biçok avantaj sağlıyor olabilir; yine menfaatimiz için seviyor olabiliriz.

    7: uyuycam ben.
    13 ... agnottott
  10. 10.
    maslow yüzünden.
    ihtiyaçtır diye koymuş oraya, hep ondan.
    2 ... radiolarian