1. .
    inanç sürecinin pekiştirecidir. Bilinmez olanlar her zaman soyut düşünüp, planlama yapabilen insan valığında sıkıntı yaratmıştır, bilinme isteği uyandırmıştır. Bunun kısa süre ve kendi yaşamı içerisinde rahatlamak amacıyla gerçekleşmesini isteyen insan varlığı kısa yollardan aslında bunun bilincinde olmayarak soyut olan, farklı bir bilinmeyen, ama üstün olanla açıklamıştır. Tüm topluma yayılan bu inanışlar sistemli bir hal alınca dinler ortaya çıkmış, tabuya dönüşmüş, ileriki kuşaklarda sorgulanmadan kabul görülmüş tüm toplum kabul ettiği için geçerlilik kazanmış, sözde doğruluk kazanmıştır. Daha sonra insanlığın gelişimi ve daha geçerli nedenlerle tatmin olmak isteyen bir avuç azınlık tarafından inancın dayandığı temellerin açıklanmasıyla yaşanan sıkıntı, korku, yıkım ile artık bilinen olan kalabalığın verdiği doğruluk inancı tarafından reddedilmiştir, açıklamaları yapanlar ortadan kaldırılmıştır. Zamanla gelişime ayak uyduramayan inanç, kendini daha uzağa taşımıştır, göklere, galaksiye, evrene taşımıştır.
    ... cahilbisikletci
  2. .
    inanç ve bilinmezcilik ters yönlü ilişki yaşarlar. biri değişime kapalıyken diğeri değişmeyi hedefler. fakat birde şu replik vardır matrix'ten: "cehalet mutluluktur".
    ... ceylan2270
  3. .
    var olanın, varoluş nedenlerini ve biçimini bulmaya yönelik inanç ile bir var edicinin varlığını tartışmasız kabul etmeyi betimleyen inanç birbirleri ile taban tabana zıttır.

    birincisi;

    araştırmayı, analiz etmeyi, teoriler geliştirerek bu teorileri ispata yönelik bilimsel faaliyetlerde bulunmayı gerektirirken,

    ikincisi;

    var olduğu öne sürülen bir var edicinin varlığını koşulsuz kabul etmeye, diğer bir deyişle de kaderciliğin kolaycılığına iter.

    dinsel inançlarla bilimsel inançların yüzyıllardır süregelen çatışmasının temelinde de esasen bu zıtlık yatar.
    ... liberalisticcommunist