1. 1.
    ikili ilişkilerde gözlemlediğim ve kendim de eski bir ilişkimde yaşadığım bu tutumu açıklamak istedim. Biraz uzun oldu ama okumak isteyen varsa buyursun :

    Aşırı kıskançlık, özgür olamamaktan veyahut özgüven eksikliğinden kaynaklanır. Özgüveni eksik olan kişi, karşısındaki insan ne kadar güvenilir olsa da bu kişiye güvenemez. Kendi yapamadığı şeyleri karşısındaki insan da yapsın istemez. Onu başta hayatına aldığı gibi kabul etmez. Kısıtlar koyar, çizgiler çizer ve sınırlar oluşturur. Kafasında, karşı taraf için oluşturduğu sınırları o bireye dikte eder. Bu sınırlar o insan için aynı olmadığından kıskanç kişi karşısındaki insanı olduğu gibi sevmek yerine onu değiştirmeye çalışmış olur.

    ikili ilişkilerde bunun sonucu olarak kısıtlama ve güven eksikliği doğar ki bu ikisi en büyük sorunlardandır. Kıskanç birey bunun sonucunda karşısındaki şahsı kısıtlamaya veya değiştirmeye çalışır.Karşısındaki insanı kafasındaki kalıba sokmaktan çekinmez çünkü kıskançlığı bunu bütünüyle örter.Aşırı kıskançlığın örttüğü bir başka durumsa daha vahimdir.Bu da kişinin kendisidir.Bu bireyin kendisini görmesini engeller. Karşı taraf her ne kadar bunu söylese de bu hastalıklı tutumu sergileyen birey bu tutumunu kendisinden kaynaklı olmadığını bunun sebebinin çevresi olduğunu veya sahip olduğu başka değerler olduğunu söyler. Asıl sorunun kaynağı olmayan bu açıklamalar ilişkinin içinde bulunduğu durumu daha da içinden çıkılamaz hale getirir. Halbuki çevre onun değerler onundur.

    Bireylerin kendi çevreleri ve değerleri kendilerine aittir ve bunlar hiç bir şekilde dikte edilemez, karşı taraf tarafından değiştirilemezler.Kıskanç birey karşısındaki insana sınırlar çizer ve bu sınırlar doğrultusunda onu sever.Onu olduğu gibi kabul etmek yerine kendi gördüğü şekilde kabul eder. Bu tutum saf sevgiyi ve aşkı hastalığa dönüştürür.Çoğu hastalık gibi bu hastalık da karşı tarafa bulaşabilir ve onun da hasta olmasına, aynı tutumu sergilemesine sebebiyet verebilir.

    Bu evreden sonraysa çoğu ilişkide; kısıtlanmaya karşı kısıtlama, kısasa kısas ve güven eksikliği doğar.Bu karşılıklı tutum aşkı yok eder ve sevgiyi zamanla azaltır.Azalan sevgi bu tutumların devam etmesiyle beraber zamanla biter.Bir süre sonra ilişkiyi devam ettiren şeyler alışkanlıklar ve eski güzel anılar olur.Uzun bi süreden sonra alışkanlıklar kaybolur,anılar unutulur, nihayetinde ilişki iki bireyin hem arasında hem de iki bireyin iç dünyasında bitmiş olur.

    Gerçek aşk sonsuzdur ve sınırları yoktur. Gerçek sevgi vicdandandır ve vicdan Allah’tan gelir.Yarattığı varlıkları sevmeyen bi yaratıcıdan bahsedemeyiz.Yaratıcı, yarattığı varlıkları nasıl yarattığı gibi kabul edip seviyorsa karşısındaki insana yüce bir sevgi duyan birey de onu değiştirmeye çalışmamalı olduğu gibi kabul edip sevmelidir.Gerçekten seven insan karşısındaki bireyi kendi etik değerleri doğrultusunda rahat bırakmalı, karşısındaki insanın özel alanına müdahale etmemelidir.

    Aşırı kıskançlık ayrı, bir insanı kendi özel alanında rahat bırakmak ayrı, gavat olmak ayrıdır.

    Bir insanın kendi hayat tarzına, kendi değerlerine ve kendi özel alanına müdahale etmek ve bireyin özel alanını değiştirmeye çalışmak edepsizliktir. Bir insanı hayatınıza alacaksanız onu ya olduğu gibi kabul edin ya da kimseyi hayatınıza almayın.
    ... anonimklorur