1. .
    nazım hikmet ran'ın, 1930'da yazdığı bir şiiri.

    iki serseri var:
    birinci serseri
    köprü altında yatar,
    sularda yıldızları sayar geceleri..

    iki serseri var:
    ikinci serseri
    atlas yakalı sarhoş sofralarında
    bağdatlı bir dilencinin çaldığı sazdır.
    fransız emperyalizminin
    idare meclisinde ayvazdır..

    ben:
    ne köprü altında yatan,
    ne de atlas yakalı sarhoş sofralarında
    saz çalıp arabistan fıstığı satan-
    -ların
    şairiyim;
    topraktan, ateşten ve demirden
    hayatı yaratan-
    -ların
    şairiyim ben.

    iki serseri var
    ikinci serseri
    yolumun üstünde duruyor
    ve soruyor
    bana
    "proleter
    dediğimin
    ne biçim kuş
    olduğunu?"
    anlaşılan
    bağdadi şaklaban
    unutmuş,
    mösyö bilmem kimle beraber
    adana-mersin hattında o kuşu yolduğunu...

    iki serseri var:
    ikinci serseri
    halkın alınterinden altın yapanlara
    kendi kafatasında hurma rakısı sunar.

    ben hızımı asırlardan almışım,
    bende her mısra bir yanardağ hatırlatır.
    ben ne halkın alınterinden on para çalmışım
    ne bir şairin cebinden bir satır...

    iki serseri var:
    ikinci serseri,
    meydana dört topaç gibi saldığım dört eseri
    sanmış ki yazmışım kendileri
    için.
    halbuki benim
    bir serseriye hitap eden
    ikinci yazım işte budur:
    atlas yakalı sarhoş sofralarının sazı,
    fransız sermayesinin hacı ayvazı,
    bu yazdığım yazı
    örse balyoz salanların şimşekli yumruğudur
    katmerli kat kat yağlı ensende..
    ve sen o kemik yaladığın
    sofranın altına girsen de,
    -dostun karamaça bey gibi -
    kaldırıp kaldırıp yere çaaal-
    -mak için
    canını burnundan al-
    -mak için,
    bulacağım seni..
    koca göbeklerin rusel kuşşağı sen,
    sen uşşak murabbaı,
    sen uşşak mik'abı,
    satılmış uşşakların aşşağı sen!!!
    ... pipishik