bugün

güzelim yılları hesapsız, sorgusuz, sualsiz, beyhude bir şekilde yaşayarak geçirmenin sonucu, bir gün ansızın ağızdan 'ah' sözünün çıkması ile birlikte fark ettiğiniz durumunuzdur.
hiç düşünmemiştir o zamana kadar kişi; nerden geldiğini, nereye gittiğini ve nasıl gittiğini.
sadece yaşamıştır hayatı. kendini suyun akışına bırakarak hareketsizcesine ve gittiği yada gideceği yeri düşünmeksizin. fakat bir gün hayatın yaşanamayacak kadar anlamsızlaşması ve dünyanın da kendinden bihaber döndüğünün farkına varması ile ilk şaşırmasını yaşar.
şaşırır, şaşırır, şaşakalır ve sonra, sorular, sorular, sorular...
saatler, günler, haftalar ve aylar geçer aradan. dalgalı sular durulmaya, gerçekler belirmeye başlar karada ve beraberinde bir o kadar daha sürmesi muhtemel baş ağrıları ve iç hesaplaşmalar. zira hayatın hiç de şakası yoktur ve dobra dobra vurur yüzüne gerçekleri acıtırcasına ama her şeye rağmen hayat güzeldir ve değer yaşamaya...
her şeye rağmen.
durum kimine göre nasip, kimine göre ise şanstır, yani hayatın ve dolayısıyla geçkalmışlığın farkına varmak.
zor bir farkediş ve sonuçta zor bir başlangıçtır, zira başlangıçlar zaten hep zor olmaz mı?
zamanla, yavaş yavaş alışmaz mı insan hayata ve kendisine sunduklarına?
önceleri o bildik ve tanıdık insanlar bir anda yabancılaşır, yaşadığınız ve hatta büyüdüğünüz semt yada il'de kayboluverirsiniz ansızın. sanki yıllarınızı verdiğiniz, her bir köşesini arşınladığınız, ağladığınız, güldüğünüz yıllarca yaşadığınız mekan size yabancı gelir artık. yıllanmış doslarınızla birlikte ve daha vahimi ise kişi kendine yabancılaşır ve tanıyamaz olur kendini.
sonuçları düşünmek bile istemezsiniz ve hep kaçarsınız düşünmekten ve kendinizden, ama nafile bir kaçıştır ki bunu da en iyi bilen yine sizsinizdir. nihayetinde hesap vakti gelir, artıları ve eksileriyle kendinizi koyarsınız ortaya ve başlarısınız ilk ve zorlu muhakemenize.
yeri gelir över ve mutlu olur, yeri gelir yerer ve üzülürsünüz. bu böyle gider bir süre.
uzun bir süre sonra iç savaşınız biter ve sonuçlarıyla hayatı kabullenmekten başka bir çareniz olmadığını zor da olsa kabullenir ve alışmaya çalışırsınız.
netice ise sadece geç kalmışlıktır ve uykusuz sizi bekleyen geceler...
(bkz: gec kalmislik duygusu)
(bkz: sürmatürite)
iyi niyet, sevgi, sadakat derken ve sazan gibi beklerken çok şey kaçırmaktır. fark edildiğinde, ucundan kıyısından tutup bırakmamalıdır.
otobüse geç kaldığımda aklımdan geçen cümledir."otobüs peşinden koşmaktan hayata geç kalmışım"
(bkz: hayatı ertelemek).
(bkz: okula gec kalmak)
(bkz: filme gec kalmak)
(bkz: trene gec kalmak)
(bkz: hayata gec kalmak)
sonuna geldiginizi anladıgınız da ve goodbye blue sky sarkısını söylemeye hazır oldugunuzda benimseyeceginiz düsüncedir...
bir nevi dayatılmış bilinç halidir.

"ilkokulu bitir gerisi kolay"
"orta 3'ü geç gerisi kolay"
"liseyi bitir gerisi kolay"
"üniversiteye gir bak gerisi kolay"
"üniversite bitsin gerisi kolay"
"bi yere kapak at, bi işe gir gerisi kolay"
"emekli ol gerisi kolay"
"öl, gerisi kolay"

derken... hayata geç kalırsınız, gerisi kolay derken. bir "gerisi kolay" serisinin sonunda bulursunuz kendinizi, hayatınız bittiğinde. e zaten gerisi kolay.
hemen herkesin kullandığı klişe söz.

hayata geç kalmışlardanım abi!

birbirimize geç kalmışız!

hayata bilmemkaç sıfır yenik başladım !

insanoğlu yaşadığı sürece bitmez bu karamsar cümleler.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.