1. 1.
    Bir kız ve bir erkek...
    Sessizce gökyüzünü izliyorlar.

    Bir kumsalda sırtları kumlara bulanmış,
    Ve ayakları zirifi denize bakarken.

    Birbirlerine dokunmuyorlar. Gecenin karanlığında birbirine uyumlu yatan vücutlarıyla sessizce duruyorlar. Biraz sessizlik içerisinde kendileriyle başbaşa kalmalılar.

    Kızın saçları omuzlarına dökülmüyor.
    Selvi boyu, ince zarif parmakları, dolgun dudakları, küçük ve kalkık bir burnu, kar beyazı teni yok.

    Erkek de yakışıklı değil ve de cebinde bir tomar parayla gezmiyor, insanları yönetebilecek hüküm gücü yok.

    Ceplerindeki son kuruşa varasıya aldıkları ucuz şarapla ve birayla sarhoş olmuşlar tüm gece. Bağıra çağıra sokaklarda gezmiş, nedensizce atm tekmelemişler. Hatta bir ara tanımadıkları bir evin, tanımadıkları bahçesindeki, onlara yabancı çiçekler arasında sevişmişler.

    Pişman değiller.
    Aşık ya da sevgili değiller.
    Peri masallarına inanmıyorlar.
    Hüzünlü ya da mutlu değiller.
    Kafalarına takılan bir şey yok.
    Yarın daha kargalar bokunu yemeden, sırf para kazanmak için uyanmak zorunda değiller.
    Ödemeleri gereken faturaları ya da bir ev kredisi yok.
    Daha kendilerine sahip çıkamazken başkalarını benimseyen aptallardan da değiller.
    Saçma kıskançlıkları yok.

    Sarhoş, şehvetli ve yorgunlar.

    Etraflarındaki sirkleri umursamıyorlar. Karınları aç. En yakın zamanda işemeleri gerekiyor. Evlilik prangalarına takılma, düğün, gelinlik, damatlık, çocuk gibi şeyleri arzulamıyorlar.

    Tek arzuları istediğikleri yerde sertçe düzüşüp, gezip, bolca eğlenip, konuşmak. Sürekli birbirleriyle konuşup düşünmek istiyorlar. Vücutsal olarak tatmin oldukları kadar zihinsel olarak da boşaltabiliyorlar birbirlerini.

    Eve, arabaya, dev aptal kutularına, son model telefonlara ya da koltuk takımına sahip olmak için hayatları boyunca çalışmayı kabullenmemişler. Karınlarını doyurabilmek için paraya ihtiyaçlarının olmadığının farkındalar.

    Orada, o kumsalda sessizce yatarken ne denli yorgun, doyuma ulaşmış ve uyuşmuş olduklarından başka bir şeyi düşünmüyorlar.

    Uykuya dalmadan önce yavaşca birbirlerine sokulmuşlar. Elleri birbirlerinin beline ve boynuna dolanmış, bacakları birbirlerine doğru kıvrılmış. Tenleri şu kısa sürede birbine o kadar alışmış ki bir yapbozun bütünü gibiler.

    Ne kadar da yorulmuşlar.

    Bu yorgunluk ne kadar da canlı hissettiriyor...
    12 -3 ... zeusun eltisi
  2. 2.
    Allah'ın rızasını kazanmaktır.
    4 -2 ... iromotnemem
  3. 3.
    paradır para.
    çıkarana sokam yara. tövbe est.*
    2 ... mayom neyim yok benim
  4. 4.
    varış, vuruş, çoğalış. çünkü hayat çok sekxs.
    1 -1 ... sateist
  5. 5.
    Ye, iç, sıç.
    Devamında bir çok şey yaşasak da bunlar olmadan yaşamak imkansız.
    6 ... sessizkadin
  6. 6.
    verilen nefes sayısını tüketmek, bu süre zarfında iyi insan olmaya çalışmak.
    1 ... cerasus
  7. 7.
    Şuan ki yaşamdan bahsetmek oldukça manidar olurdu . Para kazanmak için yaşıyoruz,ama biz ölüp gideceğiz ve para hala bu dünyanın sonuna kadar yaşayacak
    1 ... hasssktrr
  8. 8.
    hayatin amaci tamamiyla yaşamak için çalışmak .
    ... abi50kuruslukgofretlernekadar
  9. 9.
    Amaçsızca ölümü beklemek, ne komik.
    1 ... madame de prie
  10. 10.
    hayattan zevk alırken kendi yolundan gitmektir.
    1 ... zarifpikachu