1. 1.
    Şu içinde bulunduğumuz 2018'in şubat ayında ingiltere'de yayınlanmış, yayınlanacak yeni roman sayısı kaç biliyor musunuz? Tastamam 235!

    Bu iki yüz otuz beşin de tam 84'ü ilk roman, yani ilk kez piyasaya çıkan, çiçeği burnunda, yepyeni, adı sanı duyulmadık yazarların romanları.

    Bu iki yüz otuz beş rakamına, üstelik, yıllardır hep yeniden yeniden basıladuran klasik eserlerle, edebiyatın diğer dallarından kitaplar, şiir, öykü, falan dahil değil.

    Geçen yıl gene şubat içinde, "kış ortası" yani, işbu sayı 209 olmuş. ingiliz sanat basım feryadı basıyor, eyvah, geriliyoruz, kültürümüz elden gidiyor, ingiltere'miz batıyor diye.

    iyimserler de yok değil elbet, onlar da üç yıl öncesinin, 2015'in sayılarını örnek veriyorlar, 2015 Eylülü'nde yeni roman adedi 198 olarak "gerçekleşmiş". Bunların 53'ü ilk romanmış, diyorlar ki, Fransız edebiyatı kalkınmaktadır, zaman içinde bakarsanız gayri safi milli roman hasılası, kişi başına düşen roman beheri artıyor.

    Haa, bu arada, aynı ay içinde ingiltere'de tam 132 tane de yabancı roman çevirisi çıkacak. Geçen yıl, bu yalnızca 67 olmuş.

    şimdiii...

    buradan bize gelelim. ya Türkiye'de durum nedir?

    Birtakım listeler görünüyor sağda solda, birkaç yazarımızın yeni romanları çıkacak, da bakalım ne zaman, balık kavakta, roman piyasada. "Bu yayın dönemi içinde" deniyor yayıncılar tarafından, yani valla kardeşim, "kağıt bulursam, dağıtıcı altı aylık senet ya da bir ay vadeli çek vermekten vazgeçip nakit ödeme yaparsa bana, en azından sekizinci elden devir senet dayamaktan döner de hiç olmazsa kendi senediyle çalışmaya başlarsa. Eh, kısmetse falanca aydan önce basarız!

    Şu ders kitapları furyası hele bir geçer, kitapçı da yeni malımızı tezgah altına tıkmaz vitrine koyar, meydana sererse. Satarız evelallah!

    Artık bin mi, iki bin mi, üç bin mi, bakalım.

    Yüzünüz kızarıyor mu? Benimkisi kızarıyor a-dostlar.

    vır vır konuşacağınıza, memlekette kitap yazılmıyor, basılmıyor, satılmıyor deyip deyip utanınız.

    Neden yazılmıyor roman? Neden romancılarımız harala gürele çalışmıyorlar? Neden ortalığı pıtırak gibi yeni romanlar kaplamıyor, her daim yeni yeni romancılar çıkmıyor meydana?

    Çünkü, bu önce bir kültür birikimi işi, belki eğitim, bunun yanında bol yaşam zenginliği, yüzde yüz de yetenek.

    "london Review" diye bir dergi çıkarırlarmış Londra'da yaşayıp 1920'lerin o ünlü "Londra'da Amerikan sanatçıları" dönemini yeniden (ve boş yere) yaşatmaya uğraşan genç Amerikan aydınları da, 1959'da falan, William Faulkner'a sormuşlardı, "Romancı olmak için neler gereklidir?" diye. Büyük usta şöyle cevap vermişti:

    "Yüzde yüz yetenek, yüzde yüz disiplin, yüzde yüz çalışma."

    Bizde yetenek de kısıtlı, disiplin de maşallah eski Prusya'yı aratmaz, milletçe (!)... Çalışma... Var da olmasına, sabah dokuz akşam altı ekmeğini kazanmak için çalışma var, akşam gündelik işler, aile, çoluk çocuk, ya da çoğumuzda rastlandığı gibi "alkol saati", gecenin bir vakti kendine boşluk yaratacaksın da romana takılacaksın!

    Hangi birikiminle? Hangi eğitiminle? Bu çorak, zavallı ülkede hangi yaşam deneyiminle üstelik?

    Düşününüz de, bakın bakalım. kongrede kemal'in yeniden seçilip seçilmemesi mi önemli o kadar, yoksa neden bir ayda, bırak 235 romanı, 50 tane bile yazılamıyor oluşu mu bu memlekette... hangisi çok daha vahim bir mesele?

    Türkiye, bilmem hangi ülkenin on birine bilmem kaç gol attığı zaman değil, patır patır roman yazıldığı zaman "kurtulur".
    24 ... aberystwyth